• M. Ali KAYA

ŞEYTANDAN ALLAH'A SIĞINMAK

M. ALİ KAYA


Şeytan insanın en büyük düşmanıdır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde: “Şüphe yok ki Şeytan, size düşmandır, sizde ona düşman olun. Onun taifesi, sizi yakıp kavuran ateş ehli olmaya davet eder ancak” (Fatır, 35:6.) emreder. Bir mümin şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak istiyorsa bazı hususlara dikkat etmesi ve şeytanın tuzaklarını bilerek onlardan kendisini koruması gerekir.


Yine yüce Allah “Kur’an okumaya başlarken Şeytandan Allah’a sığının” (Nahl, 16:98.) emreder. Neden “besmele çekin” demez de “şeytandan Allah’a sığının” der?


Kaidedir “Def-i şer celb-i nef’a racihdir.” Bir havuza su doldurmak istiyorsak suyu vermeden önce su kaçıracak olan delikleri ve çatlakları tıkamak ve tamir etmek gerekir. Eğer havuz su kaçırmıyorsa az su zamanla havuzu doldurur. Şayet su kaçırıyorsa ne kadar çok su verseniz yine havuz dolmaz. Bundan dolayı “Farzları yapmak ve haramlardan kaçınmak, nafilelerle meşgul olmaktan hayırlıdır.” Yine haramdan sakınmak farzları yapmaktan öne çıkmıştır.


Şeytan en çok Kur’an ile ve Allah ile aldatır.


Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın, o aldatma ustası da Allah hakkında sizi kandırmasın.” (Fatır, 35:5.) Evet, şeytan daha çok Kur’an ile insanları aldatır. Kur’an ayetlerini okurken vesvese verir. Yanlış yorumlamasını sağlar, böylece okuduğu ayeti yanlış tefsir ve te’vil eder insanları Allah ile, cehennem ile korkutup yoldan çıkarır. Kendi heva ve hevesine göre tefsir ve te’vil ettirir. “Sana Kur’an yeter; Peygamberin hadislerine gerek yok der.

Nitekim Peygamberimiz (asm): “Şeytan birinize gelir. Göğü kim yarattı? Yeri kim yarattı?” der. Sonra imanınıza şüphe vermek için “Allah’ı kim yarattı?” der. O zaman siz “Ben Allah’a ve Resulüne iman ettim” desin ve şeytandan Allah’a sığınsın” (Buhârî, Bed’ü’l-halk, 11.) buyurdular. “Şayet şeytan, senin içine bir vesvese düşürürse Allah'a sığın; çünkü O, işitir; bilir." (Araf, 7:200.)


Şeytan daha çok imana dair vesveseler verir. Zira iman şüphe kaldırmaz; şeksiz ve şüphesiz imandır. Şüphe imanı giderir. Şüphe ile iman bir arada durmaz. Onun için kalbine şüphe gelen hemen onu gidermek için bir bilene sorup şüphesini gidermelidir.


Peygamberimiz (asm) “Ahir zamanda şeytan alim sıfatında yeryüzünde dolaşır. Siz her alimim diyenin ilminden istifade etmeyiniz. Ancak beş şeyden beş şeye davet eden gerçek alimdir. Ondan istifade ediniz.” “O beş şey nedir?”


1. Şüphelerinizi giderir imanınızı güçlendirir.

2. Dünyadan ahirete davet eder.

3. Kibir ve gururdan tevazuya çağırır.

4. Riyadan ihlasa davet eder.

5. Düşmanlıktan kardeşliğe çağırır.” (İhya, İlim Babı, 1:73.)


Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılır. Birisi “Ehl-i necattır. 72’si ehl-i cehennemdir. Kurtulanlar ise benim sünnetime ve ashabımın yoluna gidenlerdir.” (Tirmizi, İman, 18; İbnu Mace, Fiten, 17.) buyurdular. Bu 72 Fırka mensuplarını şeytan hep Kur’an ile aldatmış ve yoldan istikametten çıkarmıştır.


Peygamberimiz (asm) şeytana sordu: “En büyük düşmanın kim?” “Sensin Ya Muhammed!” dedi. “Peki dostun kim?” “Yoldan çıkmış alimdir. O insanları benim yoluma sevk eder” dedi.


Şeytan vesveseyi kalbe verir. Allah zikredilince susar, sonra yine başlar. Bu vesveselerden kurtulmanın çaresi bilgi sahibi olmaktır. Bunun için peygamberimiz (sav) “Tek bir fakih, yani dini konuda bilgi sahibi bir bilgin, şeytana yetmiş abidden daha güçtür” (Tirmizi, İlim, 19.) buyurmuşlardır.



İnsanı şeytanın şerrinden koruyan en mühim şey Allah’a iman etmek ve Ona güvenmek ve tevekkül etmektir. Bediüzzaman bu durumu “İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder” şeklinde özetlemiştir.

Farzları Allah’ın emri olduğu için yapmak ve haramları Allah yasak ettiği için kaçmak şeytanın tüm oyunlarını bozar. Allah’ın emrine ve yasağında hikmet aramamak gerekir. Aklımızla illa da bir sebep aramaya kalkarsak şeytan bizim aklımızı çelerek bizi emre itaat ve yasaktan içtinap konusunda tembelliğe sevk eder. Nefisler şeytanın vesvesesine meylederler. Ama “Allah emretmiş ve yasak etmiştir” diye emre imtisal ve yasaktan içtinaba koşarsak şeytan bize asla vesvese veremez. İbadette ihlas budur.

Şeytanın şerrinden insanı koruyan en mühim husus da iyi arkadaşlar edinerek güzel bir cemaat içinde bulunmaktır. İyi arkadaş insanı kötülükten koruduğu gibi iyi yola teşvik eder. Hayra müşevvik, şerre engel olur, maddi-manevi tehlikelerden korur, hayırlı yolda arkadaş olur. Bunun için şeytan kurdun sürüden ayrılan koyunu gözlediği gibi cemaatten ayrılan adamı gözler ve avlar.


Şeytanın tuzakları kadınlar, oyun ve eğlenceler ve nefsin hoşuna giden şehevî şeylerdir. Bir de öfke ve kendi fikrini beğenmek gibi nefsânî şeyler de şeytanın kalbe girmesini sağlayan vasıtalardır. Mal, makam ve şöhret sevgisi, dünyayı kazanma hırsı da şeytanın işini kolaylaştıran en mühim unsurlardır. Kişi bu gibi şeylere değer verdikçe Allah’tan uzaklaşır ve şeytanın egemenliğine zemin hazırlar.

Bütün bu hususlara dikkat etseniz bile Allah’ın yardımı olmadan insan kendisini şeytanın şerrinden koruyamaz. İnsan uyur şeytan uyumaz. Her an insanı gözetler ve bir gaflet anın yakalayarak helake sürükler. Telafisi mümkün olmayan büyük günahlara sokar. Bunu için daima şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak gerekir. Daima tövbe ve istiğfar, dua ve niyaz ile Allah’tan yardım istemelidir. Bediüzzaman “Dua ve niyaz meyelan-ı hayra kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tövbe dahi meyelan-ı şerri keser” diyerek bu durumu açıklar.


Allah’a sığınmak da şu şekilde olur:

· Euzu-Besmele çekmek,

· Sabah-Akşam “Muavvizateyn” okumak,

· Ayete’l-Kürsi okuyarak Allah’a sığınmak. Bilhassa yatarken.

· Yatsı namazından sonra “Amenerrasülü” sabah ve akşam namazlarından sonra “Hüvellahü’l-lezî” okumak.

· Devamlı abdestli olmaya çalışmak. Abdestinin bozulduğu yerde abdest almak.

· Öfkeden kaçınmak. Öfkeli iken konuşmamak ve karar vermemek; yoksa öfkelenmeyen insan olmaz.

· Gözü harama nazardan, kulağı gıybet ve dedikodudan, dili şehevi ve günahlı sözlerden korumak.

· Mideyi haram lokmadan ve çok yemekten muhafaza etmek gerekir.


Üç şey şeytanın tüm oyunlarını bozar:

1. Çalışmak. Bir işle meşgul olan şeytanın şerrinden korunur.

2. Zikir. Yani, dini bilgilerle ve Allah’ı hatırlatan isim ve sıfatlarını öğreten ilimlerle meşguliyet şeytanı kahreder. Bu durumda şeytan o insana asla yaklaşamaz.

3. İlim ve tefekkür ile meşgul olmak gafleti izale eder ve şeytanı kahreder.


Bütün bunlarla beraber şeytan çoğu zaman iyi niyetle insana yaklaşır. İyi niyetli arkadaşlar vasıtası ile yanlış işlere yönlendirmeye çalışır. Şeytan insanı yoldan çıkaramazsa o zaman yanlış yollara yönlendirir. Yanlış yola giren insanı da teşvik eder. O insan da büyük gayret ile çalışmaya başlar. Buna “şeytanî gayret” denir. Bu istikametli yolda giderken hiçbir çaba göstermeyen insanın yanlış yola girdikten sonra gösterdiği gayrettir.

Allah bizleri istikametten ayırmasın!

9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör