• M. Ali KAYA

2010 REFERANDUM ve İNTİKAM DUYGUSU

M. Ali KAYA

Dünyada ve ülkemizde eksen kaymaları yaşanmaktadır. Eksen kaymasının en tehlikelisi, fikirde ve inançta yaşanan eksen kaymalarıdır. Buna mümasil olarak Risale-i Nur Talebelerinin de sinsi bir şekilde fikirlerine teşettüt verilerek eksenlerinin değiştirilmek ve kaydırılmak istendiği bariz bir şekilde görülmektedir. Bunlardan biri 12 Eylül 1982 Anayasa Referandumunda yaşandığı gibi, ikinci bir kırılma da 12 Eylül 2010 Referandumunda yaşatılmak istenmektedir. 1983’de soldan bir darbe yiyen Nur Talebelerinde 27 sene sonra bu defa da “Sağdan” bir darbe vurulmak istenmektedir.


Yapılan yorumlar ve açıklamalar Risale-i Nur ve Üstad Bediüzzaman’ın istikametli hayatına göre değil, başka şahıs ve ölçüler esas alınarak Nur Talebeleri ve Risale-i Nur’un yüksek hakikatleri buna alet edilmek istenmektedir. Bunun için Reklam ve Propaganda ağırlıklı bir “Anayasa Değişikliği” kampanyası yürütülmektedir.


En tehlikelisi de Risale-i Nur Camiası “Siyasal İslam’ın” ve bu da bazı şahısların ve grupların siyasetlerine alet edilerek “Vatan Kur’an ve İslamiyet” aleyhine olacak bir şekilde ayrışmaya, menfaat gruplarının ve yabancıların içimize parmak karıştırarak şahsi, hissi, siyasi ve dünyevi emellerine alet ve tabi edilmeye çalışılmaktadır. Siyaset topuzu ile hareket edenlere destek olmak vacipmiş gibi bir hava estirilerek önce siyasilere, arkasından da zındıkanın elini güçlendirmeye vesile yapılmak istenmektedir.


Propagandacılar o derece muhakemesiz ve akıldan uzak bir surette fikirleri bulandırmaktadırlar ki şahs-ı manevilerin zayıflamasına, belli şahısların ise haklı ve güçlü, başarılı ve isabetli gösterilerek tam bir kafa karışıklığına sebep olunmak istenmekte ve kısmen de başarılı olunmaktadır.


**

Her şeyden önce Risale-i Nur’un hizmeti Nur ve Nurani olan “İman ve Kur’an Hizmetidir.” Zındıklarla ve zındıkanın kirli işleri ile uğraşarak kafasını menfi şeylerle meşgul etmez. Nur gösterir ve ufunetli pis çamura bulaşanlara yol ve yöntem gösterir. Zındıklar Nur Talebeleri ve Üstadımız Bediüzzaman ile uğraşmışlardır anacak Bediüzzaman ve Nur Talebeleri intikam sevdasında değillerdir ve geriye dönük intikam almak için onlarla uğraşmamışlardır ve uğraşmazlar.


Bediüzzaman “Bana işkence edenler Risale-i Nurlar ile imanlarını kurtarsalar sizler şahit olun ben onu affeder ve ona hakkımı helal ederim” demektedir.


Sungur Abi anlatmıştı. Bir defasında doğudan bir hemşerisi gelerek Bediüzzaman’a 1938 Dersim olayında yapılan işkenceleri ve katliamları anlatmak ister. Bediüzzaman hiddetle “Seni kim buraya gönderdi? Hangi zındık hesabına çalışıyorsun?” diye ikaz ederek konuşmasını keser ve onu dinlemez. Ama bugün görüyoruz ki “Evet” için propaganda yapanlar “İntikam” sevdasına düşmüşler ve eskide yapılan her nevi menfi hareketi dile getirerek yapanlardan intikam alacaklarını mitinglerle öfkeli ifadelerle anlatmaktadırlar. Bu da ülkede büyük gerilime sebep olmaktadır. Kardeşlik ve vatandaşlık hissi bundan büyük yara almaktadır. Buna mukabil “Hayır” cephesi de aynı şekilde intikam yeminleri etmektedirler.


Peki, ya dedikleri gibi “Evet!” çıkmasa o zaman ne olacaktır? Çıksa dahi akıl, ilim sahipleri ve hukuk bilenler diyorlar ki “Bu Anayasa değişikliği bir şeyi değiştirmeyecek, sadece değişiklik için bir ön adım olacak.” Bu durumda ikinci bir Anayasa değişikliğine acaba iktidar partisinin ömrü yetecek midir? Ülkede padişahlık mı var ve Başbakan’ın Azrail (as) ile pazarlığı mı var da ilâ nihaye hep iktidarda kalarak devamlı kısmî değişikliklerle 12 Eylül Anayasa’sını değiştirebilecek zamanı bulacak?


Ehl-i iman “İntikam sevdasına düşmez.” Peygamberimizin (sav) yolundan gidenler Mekke Fethinde Peygamberimizin (sav) ne derece affedici olduğunu bilmiyorlar mı? İntikam sevdası ve siyaseti buna bina etmek zındıkanın ve ehl-i dalaletin bir oyunudur. Bu söylemler sonuçta Müslümanlara zarar verir. Allah korusun ya tersi olursa o zaman bu intikam sevdalılarının durumu ne olacak? Onlar kendilerini yine kurtarırlar ama onlara destek olan saf ehl-i iman çok büyük sıkıntı çekmez mi? Nitekim bunun çok örneklerini Ticaniler ve Şeyh Said ve benzeri olaylarda görmüş ve yaşamış bir toplum gerginliklerden ve intikam düşüncelerinden vazgeçmeli ve ülkede “İman kardeşliği, birlik ve dirlik” için elinden geleni yapmalıdır. Bilhassa “Toplumun asayiş ve huzuru için her nevi sıkıntıya razıyım” diyen Bediüzzaman’ın talebelerine yakışan bu gibi durumlarda “Taraf” olmamaktır.

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör