• M. Ali KAYA

AKILCI YÖNETİM VE İNSAN

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. Ali KAYA

Yönetim tüm konuları kapsayan bir sistemdir. İnsanlar yönetilme açısından ortak özelliklere sahiptir. Her insan iyi ve güzel olan şeylerden hoşlanır.


İnsanda iyiyi-kötüyü, doğruyu-eğriyi ayırabilme kabiliyetine akıl denir. Aklı olmayanın ne inanç, ne de yasal yönden sorumluluğu yoktur. Akılsız insan için varlığın hiçbir anlamı yoktur. Akıl olmadan hiçbir verimliliği elde edemeyiz.

Yönetim de akılla eş değerdir. Akıl ve iyi yönetim, harikalar doğurur.


Akılcı yönetimde hedef vardır. İnsan akıl ve ilme dayanarak, metotla en kısa zamanda en kısa yoldan hedefe ulaşmak için çalışmalıdır. Bunun için vasıtalarımız da inanç, azim ve cesaret olmalıdır. İnanmıyorsak, kararlı değilsek ve cesaretimiz de yoksa, azimli olmuyor isek, hedefe asla varamayız.


Eğer çalışkan değilsek bunların hepsi yine bir kıymet ifade etmez. Çalışma azmimiz varsa yukarıdaki vasıtaları da elde edebiliriz. Akılcı yönetimde bir de sevgiyi ilave etmeliyiz. Sevgiyi çoğaltarak aşka dönüştürmeliyiz.


Bir ülkenin veya bir iş yerinin iyi yönetilmesi sadece mükemmel yasalarla değil; aynı zamanda sağduyulu, becerikli, çalışkan özellikteki insanların varlığı ile mümkündür.


Yasalar ne derece az olursa idare o kadar kolay olur. Üç-beş maddelik bir yasa ile ülke veya müessese daha kolay yönetilir. O halde esas olan yönetim sistemi, kadro ve uygulayıcılardır. Ülkeler ve idareciler eşsiz hazine olan insan unsurundan ne derece çok yararlanabilirler ise o oranda kalkınabilmektedir.


Kalkınmak ve ilerlemek için, verimlilik, tasarruf, çalışkanlık, dürüstlük, mertlik, temizlik, yardımlaşma duygusu, hoşgörü, insana saygı ve sevgi prensiplerimiz olmalıdır. Bütün bu hususları bir araya getirmek gerçekten çok zordur. İnsan duygusal ve çok alıngan ve kırılgan bir varlıktır. İdaresi ve istenilen şekilde yönlendirilmesi fevkalade güçtür. Yönetimde başarının unsuru insandır. Bu insan akıllı, olumlu, bilgili ve çalışkanlık özelliklerine sahip olan insandır.


İnsan topraktandır ve nihayet toprak gibidir. Toprak verim için gerekli özelliklerin büyük bölümüne sahiptir. Verimi artırmak için ise onu sürmek, elemek, ayıklamak, çapalamak lazımdır. Bunlarla beraber su, hava ve güneş gibi toprağın ekonomik, sosyal ve psikolojik problemlerini de çözmememiz gerekmektedir. Topraktan çıkan maden ve mahsulleri de işlememiz de icap eder. Bir ürün ancak dört ameliyeyi yaptıktan ve dört tezgâhtan geçtikten sonra verimli ve kullanımlı hale gelerek faydalı olabiliyor. Şayet kendi haline bırakılırsa o zaman hiçbir şeye yaramadığı gibi, zararlı haşereler ve otların istilasına uğrar ve asla verimli olamaz.


Çalışanların verimini artırmak için, var olan problemlerin çözüme kavuşması, kendilerine ait görevlerin nokta olarak belirlenip tanımlanması gerekir. Ne yapacağını bilen personel önce kendine güvenir, sorumluluğun bilincine varır. İdarecilere denetim kolaylığı sağlar, zaman ve malzeme israfını da önler.


Bir önemli husus da personeli geleceğe hazırlayacak olan hizmet-içi seminerlerinden geçirilmesidir. Bu eğitim faaliyetlerinde gelişen teknolojiler ve yeni bilgiler öğretilmelidir. Tabii ki her insanın kendi meslek dalında öğreneceği çok şeyi vardır.

Bütün bu saydığımız hususların tam olarak uygulandığı bir müessese elbette başarı merdivenlerini hızla tırmanarak bulunduğu müesseseyi ve ülkeyi kısa zamanda istenen seviyeye çıkaracaktır.


9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör