• M. Ali KAYA

ALİMLERDEN İSTİFADE ETMEK

M. ALİ KAYA

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Bilmiyorsanız bir bilene sorun!” (Nahl, 16:43; Enbiya, 21:7.) “Her bilenin üzerinde bir bilen vardır” (Yusuf, 12:76.) buyurarak bilmediğimiz konularda bilen alimlere sormamızı emretmektedir. Bu sebeple aklımıza takılan ve özellikle imana dair olan hususlarda bilen alimlere danışmak ve onlara sormak vaciptir. Yoksa Allah korusun akla takılan bir şüphe sonuçta sizi imandan mahrum eder.

Hocanın en alimi vera ve takva sahibi, halîm ve mütevazii olandır. En müttaki en mütevazii olandır. Büyüklük taslayan ise sabiyy-i müteşeyyihtir, siz de büyük tanımayınız. Büyüklük tevazudadır. Böylelerini bulmalı ve onlardan istifade etmeliyiz. Böyle bir hocayı bulan sebat etmeli, hocasına saygı ve hürmette kusur etmemeli. Hoca gerçekten alim ise bu saygı ve hürmeti kendi üzerine almaz, ilme verir. Bu sebeple hocaya ve alime saygı ilme saygıdır. İlme saygı ise Alim olan Allah’a saygı ve hürmet etmek demektir.


Hakların en büyüğü hoca hakkıdır. Hoca hakkı anne-baba hakkından önce gelir. Zira anne-babamız dünya hayatının, hocamız ise ahiret hayatının sebebidir. Sebeplere değer vermek sonuçlar içindir. Zira Allah o nimeti o sebeple vermektedir. Sonuçta Müsebbibü’l-Esbab Allah’tır; ancak Allah sebeplere değer verilmesini emretmekte ve onlara bu şekilde değer katmakta ve değerli kılmaktadır. Hürmet ve saygı itaatten daha önemli ve daha faziletlidir. Emre itaatsizliğin mazereti vardır, ancak hürmette kusur etmenin ve saygısızlığın mazereti yoktur. Saygı ve hürmet saygı gösterilene fayda sağlamaz, ama sizleri saygılı ve ahlaklı, değer bilir fazilet sahibi biri haline getirir.


Hocasına saygı ve hürmette kusur eden bir talebe o hocadan istifade edemez, öğrettiği ilimlerden de fayda görmez. İlmin faydası edeb ve ahlaklı olmakla mümkün olur. Çocuğunun alim ve fazıl birisi olmasını isteyen bir baba ve anne de hocaya, muallime gereken saygıyı göstermeli ve bu konuda çocuğuna hocasının ne değerli bir insan olduğu imajını vermelidir ki çocuk da hocasına gereken saygı ve hürmeti göstersin ve ilminden azami istifade etsin. Bu konuda fen ilmi, din ilmi ayrımı yapılmaz; zira, bütün ilimler bize Allah’tan gelmiştir ve Allah’ın yarattığı varlıkların incelenmesinden ortaya çıkmıştır.


Ahlakın en fenası kibir ve gururdur. Kibir ve gurur kişiyi alimlerden istifade etmekten, ilim ve fazilet sahibi olmaktan mahrum bırakır. Kişi daima öğrenme heveslisi olmalı, her alimden ve ilimden istifade etmeli ve ilme karşı mütevazi olmalıdır. Peygamberimiz (asm) “Kişi öğrendiği sürece alimdir, biliyorum derse cahildir. Beşikten mezara kadar ilim öğrenin!” (Beyhaki, Şuabu’l-İman, 2:254.) ferman etmiştir. “İlim ve hikmet mü’minin yitik malıdır, nerede bulursa almalıdır” (Tirmizi, İlim, 19.) ferman ederek “İlim Çin’de de olsa alınız!” (Beyhaki, Şuab, 2:254.) buyurur. Tabi kişi Çin’den dini ilimleri almayacak, fenni ilimleri alacaktır. Bu sebeple kişi ne kadar bilirse bilsin bildiği bir meseleyi biri anlatırken sanki ilk defa öğreniyormuş gibi dinlemelidir. Kibir ve gurur huyların en fenası ve günahların da en büyüğüdür. Şeytanın lanetlenmesine sebep olan kibir ve gururdur.


İlim ciddiyet, devamlılık, azim, gayret ve sebat ister. Kusurların en büyüğü kusurunu bilmemek ve bildiği, yapabileceği ve yapması gerektiği bir şeyi tembellik ve ihmalkarlık ile yapmamaktır. Zira yüce Allah ahirette her kulu hesaba çeker ve “Sen dünyada alim mi idin, yoksa cahil mi idin?” diye sorar. Kul, “Alim idim” derse “İlminle ne amel ettin?” diye sorar. “Cahil idim” derse “Senin ilim sahibi olmanı engelleyen sebep ne idi? Neden öğrenmedin?” diye sorar.


Velhasıl ne cahilin öğrenmemesinin ne de alimin ilmi ile amel etmemesinin bir mazereti yoktur. Zira yüce Allah her insana buluğ çağı olan on beş yaşına kadar “İlim öğrenmek” için fırsat vermiş ve onun hiçbir günahını yazmamaktadır. On beş yaşından sonra ise mazereti kalmadığı için artık yaptıklarından sorumludur. Bilmemek ve öğrenmemek suçu ve günah affettirmez, üstelik öğrenmemekten doğan ayrı bir sorumluluk yükler. Zira kişi suç işleyerek hâkimin huzuruna çıksa ve “Suç olduğunu bilmiyordum” derse cehaletini ele verir ve hâkim “Bilmemek mazeret değildir, zira ortada bir cinayet vardır” diye onu reddeder.


11 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör