• M. Ali KAYA

ALİMLER VE AMİRLER

Güncelleme tarihi: 8 Mar

M. ALİ KAYA

İmam-ı Gazali der ki: Alimler üç sınıftır:

Birincisi: Allah’tan korkmayan, dünyayı seven ve dünyaya çalışanlar. Bunlar kendilerini de halkı da mahvederler.

İkincisi: Allah’tan korkan, Allah’ın dinine samimi çağıranlar ve ihlaslı olanlar. Bunlar kendilerini de halkı da mesut ederler.

Üçüncüsü: Görünüşte tarik-i dünya olup halkı aldatırlar, kendisi ise ilimle dünyayı talep ederler ve riyakardırlar. Bunların nasihatleri halkı kurtarır; ancak kendilerini helak eder.


1. Ahir zaman uleması “Ulema-i Sû” denen kötü alimlerdir. Peygamberimiz (asm) buyurdular: “Ben ümmetimin küfre dönmelerinden endişe etmem. Zira artık küfür ölmüştür; ancak dilli münafıklardan korkarım. Onlar bilmediklerini söylerler ve nehyettiklerini de yaparlar.” (Taberani-Bezzar)


2. Peygamberimize (asm) soruldu: “Hangi amel efdaldir?” “Allah’ı tanımak ve hurma kıpçığı kadar da olsa haramdan sakınmaktır” buyurdular. “Hangi insan üstündür?” diye sordular. “Hatırlandığında yardım eden, unutulduğunda sana hatırlatan ve görüldüğü zaman size Allah’ı hatırlatan” buyurdular. “Hangi insan kötüdür?” dediler. “Fısk-u fücur sahibi alimdir” buyurdular. (Müslim)


3. Dinde Allah korkusu esastır. İlmin amacı Allah korkusu vermektir. Bu sebeple Allah’tan alimler korkar. Allah’tan korkanlar gerçek alimlerdir. Yüce Allah Peygamberimize (asm) “Oku!” emrinden sonra “İnsanları inzar et ve korkut!” emrettiler. Sonra “Akrabalarını inzar et, korkut!” buyurarak kafir ve fasıkları Allah’ın azabı ile korkutmayı emrettiler. Zira “Laubaliler ruhsatlarla okşanılmaz, azimetlerle ve Allah korkusu ile korkutulur” der Bediüzzaman. İnsanı kötülükten çeken korkudur. Sevgi ve muhabbet kişiyi günahlardan sakındırmaz, bilakis cesaret verir. Gerçek alim Allah korkusu veren ama ümitsizliğe düşürmeyen, Allah sevgisi veren ama ümitte aşırıya gidip kişiye günah işleme cesareti vermeyendir. Ahmed b. Hanbel Maruf-u Kerhî’yi çok sever ve daima onun ilminden bahsederdi. Oğlu “Babacığım Maruf’un ilmi nedir ki!” deyince “İlmin amacı kalplere Allah korkusu vermektir. Bu da Maruf’ta tamamıyla vardır. nice alimleri ise Allah’tan korkmadıkları için ilimleri helak etmiştir” diye cevap vermiştir.


4. Gerçek Alim: Gerçek âlim dünyayı sevmeyen âhiret için çalışandır. İlmin ve dinin amacı uhrevi saadettir. Gerçek şu ki: Halkın bozulması idarecilerin bozulması ile, idarecilerin bozulması da âlimlerin bozulması iledir. (Gazali, İhya, 7:92.)


5. Halkı aldatan âlim cehennemdedir. (Hadis)


6. Bir bedevi Hz. Ömer’e (ra) geldi: “Ya Ömer! Allah’tan kork!” dedi. Yanındaki birisi “Halife ile böyle mi konuşulur?” diye onu azarlamak istedi. Hz. Ömer (ra) müdahale etti: “Bırak onu! Ömer de kim oluyor ki Allah’tan korkmasın!” dedikten sonra “Onların konuşturmazsanız sizde hayır yoktur. Onları dinlemezsen bizde hayır yoktur” buyurdu.


7. Peygamberimiz (asm) buyurdular: “Ümmetimden bir cemaat kıyamete kadar hakkı müdafaa etmeye ve Allah’ın dini üzere sebat etmeye devam edeceklerdir. Onlara muhalefet edenler kendilerine zarar veremeyeceklerdir.” (İbn-i Mace)


8. İnsanlar üç sınıftır: “İdareciler, âlimler ve halk. İdareciler bozulursa geçim sıkıntısı başlar, alimler bozulursa dini hayat zaafa uğrar. Halk bozulursa toplumda ahlak bozulur.” (Ebu Bekir Varrâk)


9. Toplumun düzelmesi idarecilerin âdil, alimlerin hakperest, askerlerin cesur, fakirlerin sabırlı, zenginlerin cömert, halkın da itaatkâr olmasına bağlıdır.


10. “Zulme azıcık meyledersen cehennemin dehşetli azabı size dokunur.” (Hud, 11:112.)


11. “Allah’ın laneti insanları Allah yolundan çeviren zalimler üzerinedir.” (Âraf, 7:44-45.)


12. “Şeytanın vâdi ancak aldatmaktır.” (Nisa, 4:120.)


13. Alimler gerçekleri açıklamaktan çekinirlerse, âmirler de zulmederlerse yeryüzü zulümle dolar. Bu sebeple demişlerdir ki: “Meşhurdur fısk ile olmaz cihan harâp / Cihanı eyler müdahene-i âlimân harap.” (İzzet Molla)


14. Peygamberimiz (asm) “Zalime de mazluma da yardımcı olun!” buyurdular. Sahabeler sordular: “Zalime nasıl yardımcı olacağız?” dediler. Peygamberimiz (asm) “Onun zulmüne engel olmak ona yardım etmek demektir” buyurdular. (Buhari ve Müslim)


15. “Allah’tan ancak Allah’ı bilen alimler korkar.” (Fatır, 35:28.) İlmin amacı Allah korkusu vermesidir. Allah korkusu vermeyen ve Allah’a yaklaştırmayan ilim faydasız ve zararlı ilimdir. Peygamberimiz (asm) “Fayda vermeyen ilimden Sana sığınırım” diye Allah’a sığınmıştır.


16. “Hayır ilimledir. Allah sevdiği kuluna ilim verir ve onu dinde fakih yapar.” (Tirmizi, İbn-i Mâce)


17. “Bir kısım insanlar savaşa gitmeyerek dini öğretmek üzere ilimde ihtisas sahibi olsunlar.” (Tevbe, 9:122.)


18. Allah yeryüzünü müminlere varis kıldı. Namazı kılın, zekâtı verin, peygambere itaat edin ki merhamet olunasınız.” (Nur, 24:55-56.)


19. “İnanan insanlara yeryüzünde iktidar verirsek onlar namaz kılarlar, zekât verirler, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirirler. İşlerin sonu Allah’a aittir.” (Hac, 22:41.) İnanmayanlara iktidar verirsek o zaman yeryüzünde fesat çıkartırlar, ekini ve nesli mahvetmeye çalışırlar. Allah fesadı sevmez.” (Bakara, 2:205.)


20. “İdareci, devlet başkanı, kendisi ile korunulan ve arkasında savaşılan kalkandır.” (Buhari-Müslim) “Mazlumların kendisine sığındığı adil padişah yeryüzünde Allah’ın gölgesidir.” (Hadis)


21. İnsanlar idarecilerinin yolundadırlar. Siz nasıl olursanız idarecileriniz de öyle olur. Sizler Allah’a itaat ederseniz idarecileriniz de öyle olur. Sizler Allah’a isyan ederseniz idarecileriniz de öyle olur.” (Peygamberimiz (asm) vefatından önce hasta haliyle mescidin kapısından sahabelerine böyle seslendi. Sonra şöyle buyurdu: “Sakın namazı ihmal etmeyiniz. Namazı ihmal etmeyiniz. Namazı ihmal etmeyiniz.”


22. Biat Ayeti: “Ey peygamber! Mümin kadınlar Allah’a şirk koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, iftira uydurmamak, iyi işlerde emirlere karşı gelmemek üzere sana biat ederlerse biatlerini kabul et. Allah’tan onlar için çokça mağfiret dile. Allah gafurdur ve rahîmdir.” (Mümtahine, 12.) Burada marufta ulul-emre (kocaya, alime, amire) itaat emredilmiştir.


23. Biat Hadisi: Biz, bir seferinde Hz. Peygamber (asm) ile aynı cemaatte beraber oturuyorduk ki: “Allah'a hiçbir şey ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, Allah'ın haram ettiği cana meşru bir sebep olmaksızın kıymamak şartları üzerine bana biat edin" buyurdu. Bir diğer rivayette "...Çocuklarınızı öldürmemek, halde ve istikbalde iftirada bulunmamak, meşru dairedeki emirlerde - ne bana ne de vazifelilere - isyan etmemek üzere biat edin. Kim vereceği bu sözlere sadık kalır, ahdine vefa gösterirse karşılığını Allah'tan alacaktır. Kim de bu yasaklardan birini işleyecek olursa artık işi Allah'a kalmıştır, dilerse affeder, dilerse azab verir, cezalandırır" buyurdu. Biz de bu şartlarla biat ettik." Nesai, bir başka rivayette "karşılığını Allah'tan alacaktır" ifadesinden sonra şu ziyadeyi kaydeder: "Kim bunlardan birini işler, sonra da dünyada cezalandırılırsa, çektiği bu ceza onun için kefaret ve o günahtan temizlenme olur." Buhari, Müslim, Muvatta ve Nesai'de gelen bir diğer rivayette şu ifade mevcuttur: "Hz. Peygambere (asm) zor durumlarda olsun, kolay durumlarda olsun, hoş şartlarda olsun nahoş şartlarda olsun, aleyhimize kayırmaların yapılıp, hakkımızın çiğnendiği hallerde olsun itaat etmek, idareyi elinde tutanlara karşı iktidar kavgası yapmamak, nerede olursak olalım hakkı söylemek, Allah'ın emrini yerine getirmede kınayanların kınamalarından korkmamak üzere biat ettim." (Buhari, İman 11; Ahkam, 42; Müslim, Hudud 41; İmaret, 90; Zekât, 108; Nesai, Bey'a 17-18; Salat, 5; Tirmizi, Hudud 12; Siyer, 37.)


24. Bir başka rivayette şu ifadeye rastlanmaktadır: "...İktidar sahibine karşı onda, Allah'ın kitabında gelmiş bulunan bir delil sebebiyle tevil götürmeyen açık bir küfür görülmedikçe iktidar kavgası yapmamak..." Biz Hz. Peygamberin (asm) huzurunda 7 veya 8 veyahut da 9 kişiydik. "Allah Resulü'ne biat etmiyor musunuz?" dedi. Ellerimizi uzatarak: "Hangi şartlara uymak üzere biat edeceğiz ey Allah'ın Resulü?" dedik. Şu cevabı verdi: "Allah'a ibadet etmek ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamak, beş vakit namazı kılmak (verilen emirlere) kulak verip itaat etmek- ve bu sırada gizli bir kelime fısıldayarak devamla- "Halktan hiçbir şey istemeyin" buyurdu. Avf İbnu Malik ilaveten der ki, Hz. Peygamber (sav)'i benimle dinleyen o cemaatten öylelerini biliyorum ki, bineğinin üzerinde iken kazara kamçısı düşse kimseye "Şunu bana verir misin?" diye talebde bulunmaz, iner kendisi alırdı.” (Buhari, İman 11; Ahkam, 42; Müslim, Hudud 41; İmaret, 90; Zekât, 108; Nesai, Bey'a 17-18; Salat, 5; Tirmizi, Hudud 12; Siyer, 37.)

9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör