• M. Ali KAYA

ALLAH'I KİM YARATTI? SORUSU

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2021

M. Ali KAYA

Soru: Allah’ı Kim Yarattı?


Cevap: Böyle bir soru mantıkça yanlıştır. Kavramların birbirleri ile karıştırılması sonucudur. Bunu birkaç şekilde izah edelim...


Birincisi: Varlık ikiye ayrılır. Birincisi zorunlu varlık, ikincisi mümkün ve yaratılmış varlıktır. Allah yaratılmayan zorunlu varlıktır. Yani, kendisi olmadan hiçbir şeyin olmayacağı varlıktır. Bu sebeple felsefeciler Allah’a “Vacibu’l-Vücut” demişlerdir. Zorunlu varlığın sebebi olmaz.


Sebepler bir sonuç değildir; bu sebeple sonucun sebebi olmaz, sonuçların sebepleri vardır. Yaratılmış varlıklar bir sonuçtur. Bunun sebebi ise yaratılmamış ve zorunlu varlık olan Allah’tır.


Bundan dolayı “Allah’ı kim yarattı?” şeklinde bir soru mantıkça saçmadır.


İkincisi: Nedensellik prensibine göre “Her sonucun bir sebebi vardır.” Sebepler ise sonsuza kadar gidemez. Meselâ, her insanın bir anne-babası vardır. Bu sonuçta ilk insana kadar gider ve ilk sebep olan Hz. Adem’de son bulur. Hz. Adem’i (as) yaratılmamış olan Allah yaratmıştır. Şayet Hz Adem’in babası varsa, ilk insan değildir. İlk insan ise onun sebebi onu Allah’ın yoktan yaratmasıdır. Yoksa sonsuza kadar gider; ama “Âdemi kim yarattı?” sorusu cevapsız kalır.


Meselâ; “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir” gibi ağızdan çıkan bir söz, sizin sözünüz değilse, bir başkasının sözüdür. Onu söyleyen de bir başkası ise nihayet onu ilk söyleyen birisi olmalıdır. O da Hz. Ali'dir. (ra) Yoksa söz sahipsiz kalır.

Bu sebeple ulema “Teselsül batıldır” demişlerdir.


Üçüncüsü: Zorunlu varlığa ait sıfatlar, mümkün varlıklarda bulunmaz. Varlık içinde aklen vacip ve “Vacibu’l-Vücut” bir tek zorunlu varlık vardır. O da Allah’tır. Diğer varlıklar onun varlığı sayesinde, onun yaratması ile varlık sahasına çıkmışlardır. Allah’a ait, yani, zorunlu varlığa ait sıfatlar ise Kur’an-ı Kerimde “İhlas Suresinde” şöyle anlatılır: “Allah vardır, birdir, ezelidir, ebedidir, hiçbir varlığa benzemez ve varlığı kendi zatının gereği olup hiçbir şeye muhtaç değildir.” Bunlara “Allah’ın Zatî Sıfatları” denir. Bu sıfatların hiçbiri yaratılmış varlıkta yoktur.


Durum böyle olunca yaratılmış, aciz, muhtaç, ölümlü, fani ve ihtiyaç içinde olanların fiillerini vacip olanın fiillerine kıyaslamak maktıkça “Kıyas-ı maal-farıktır.” Kıyası mümkün değildir.


Bu tarifi ve özellikleri belli olan şeye bir başka özellik istemek gibi saçma bir durumdur. Meselâ, “Üçgen, üç kenarı olan varlıktır.” “Üçgenin dördüncü kenarı hangisidir?” şeklinde bir soru böyledir.


Dördüncüsü: Ya Allah ezelidir; veya madde ezelidir. Bir başka seçenek olamaz. Şekil alabilen, ilim, irade ve kudretten yoksun olan, kör, sağır, dilsiz ve 103 farklı elementten meydana gelen maddeye ezeliyet vermek yerine, ezeli, ebedi, hiçbir varlığa benzemeyen ve varlığı kendi zatının gereği olup hiçbir şeye muhtaç olmayan, ilim, irade, kudret sahibi olup her şeyi gören, bilen, her yerde hazır olan, her muhtacın ihtiyacını işitip cevap veren bir Allah’ı kabul etmek ve ilk sebep olarak kabul etmek akla daha uygun değil midir?


Beşincisi: Var olan bir şey, ya kendi kendine olmuştur, ya tabiat yaratmıştır, veya sebepler yapmıştır, yahut Allah yaratmıştır. İlk üç seçenek aklen mantıken mümkün olmadığına göre tek seçenek vardır. O da Allah’ın her şeyi yaratmasıdır.


Sonuç olarak Allah vardır, birdir, ezelidir, ebedidir, hiçbir şeye muhtaç değildir, varlığı kendi zatının gereğidir. Her şey onun yaratması ile varlık alemine geldiği gibi varlığının devamı için onun ilim, irade ve kudreti ile terbiyesine, merhametine ve hayatının devamı için gerekli olan her şeyi onun kudreti ile hayat sahibinin emrine verip hayatını devam ettirmeye muhtaçtır. Bu sebeple sebebi de sonucu da yaratan Allah’tır. Hiçbir sebep sonuçları meydana getirecek ilim, irade ve kudrete sahip ve malik değildir. Çünkü en basit bir çiçeği ve böceği yaratıp hayatını devam ettirmek için bütün dünyayı ve kainatı yaratmak gerekir. çünkü her şeyin her şeyle ilgisi, alakası ve münasebeti vardır. Eşya ve varlık bu ilgi ve alakayı kendi kendine kuramayacağı gibi, sebepler ve tabiat da bunları bilmekten ve bu alakayı kurmaktan acizdir. Çiçeğin varlığı ağaç, toprak, su, güneş, dünya, mevsimler, gezegenler, güneş sistemine bağlıdır. Bütün bunlara hükmü geçmeyen bir çiçeğe hayat veremez.


150 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör