• M. Ali KAYA

BAŞARI SÜREKLİLİĞİN SONUCUDUR

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2021


M. ALİ KAYA

Başarıyı farklı yerlerde ve kendimiz dışında arama eğilimi hepimizin hastalığıdır. Gerçekte ise başarı bizim faaliyetlerimizde ve bu faaliyetlerimizin altında yatan düşünceler ve inançlarımıza bağlıdır. Başarı hakkı kabul ve tasdik etmek, doğru çalışmak, haktan ve istikametten ayrılmamaktadır. Başarı Allah’ın iradesine ve rızasına uygun davranmaya bağlıdır.


Başarı süreklilik ve devamlılık ister. Yapılan bir işi yarıda bırakmak ve sonuç alana kadar devem etmemek başarısızlıkla sonuçlanır. İnsan hayatının devamı sürekliliğe bağlıdır. Bu nedenle yüce Allah insandan imanda ve ibadetlerde sebat ve devamlık istemektedir. Nitekim iman ve ibadet devamlılık gerektirdiği gibi ahlakî meziyetler de hayat boyu devamlılık istemektedir.


Malumdur ki iman aynı şeylere tereddütsüz inanmaktır. İbadet aynı hareket ve okumaları devamlı olarak yapmaktır. Nitekim peygamberimiz (sav) “İbadetin hayırlısı az da olsa devamlı olanıdır” buyurmuşlardır. Hizmet de aynı şeyleri sebatla ve metanetle devamlı olarak yapmaya bağlıdır. Hayat devamlı nefes almak ve günde belli zamanlarda aynı şekilde yemek ve içmekle devam etmektedir. Düzen ve nizam aynı şekilde rutin gibi görünen şeylerin tekrarı ile meydana gelmektedir.


Güneşin her gün düzenli bir şekilde doğup batması ve her sene aynı günlerde aynı zaman diliminde hiç şaşırmadan doğup batması hayatın devamını netice vermekte, dünyanın aynı şekilde dönmesi de üzerinde milyonlarca canlının yaşamasını sağlamaktadır. Bir motorun pistonunun aynı hareketleri yapması sonuçta makinenin ve arabanın çalışmasını sağlamakta, onu kullanan akıllı insan da onunla bütün işlerini görmektedir. Rutin hareketler olarak adlandırdığımız ve anlamsız gibi görünen tekrarlarda ne derece mükemmel bir düzen ve ona bağlı nice hikmetli faaliyetler olduğu inkâr edilemez.


Allah için dine ve imana hizmet etmek de yine bıkmadan usanmadan aynı faaliyetleri devamlı yapmaya bağlıdır. Şuursuz da olsa anlamsız da gelse devamlı okumak ve derslere devam etmenin büyük hizmetlere ve önemli sonuçlara hizmet ettiğini kabul etmek gerekir. Hizmet dediğimiz şeyler aslında basit ama devamlı faaliyetlerin sonucunda meydana gelmektedir. Devamlı hak ve hakikati müdafaa etmek ve bunu sebatla yapmak sonuçta büyük faydalı sonuçlar doğurur. Hak ve hakikati müdafaa edenler az da olsalar daima galiptirler. Bu nedenle Hz. Ali (ra) “Müntesipleri azdır diye ehl-i hakkı mağlup saymayınız” der.


İnsanlar fıtraten nefsine ve menfaate meyyaldir. Bu vesile ile nefsin hoşuna gittiği için batılı müdafaa ve hakla mücadelede kararlıdırlar. Bu nedenle hakkı müdafaa zordur ve hakkın galibiyeti genellikle azdır. Hakkın uzun mağlubiyetten sonra sonuçta galip gelmesinin hikmeti, insanların istidatlarının inkişafı, kabiliyetlerin gelişmesi ve fazilet hislerinin terakki ve tekâmülü içindir. Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değildir.” Rıza-ı ilâhiyi kazanmak ve ihlasla mücadele etmek kolay değildir; çok gayret ve büyük çaba gerektirir. Yüce Allah ehl-i imanın sabrını, sebatını, faziletini ve hakka bağlılığını böyle ölçer ve buna göre mükafat verirken, cehennemlik olanların da bunu tam manası ile hak etmelerini ve hiçbir itiraza yer kalmamasını sağlamak içindir. Bu da zor şartların varlığını gerekli kılar. Allah’ın kanunu, sünneti ve âdeti budur.

Hakka hizmet bir fazilet mücadelesidir. Allah rızası ancak bu fazilet mücadelesi ile kazanılır. Bu da imtihanın gereğidir. “Dünya daru’l-hizmet, âhiret dâru’l-ücrettir.” İnsanı ve toplumu yücelten bu mücadeledir. Hayat böyle bir mücadeledir. Yoksa menfaat kavgası anlamına gelen mücadele değil… Bu da süreklilik ister. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Sana ölüm gelene kadar Rabbine ibadet et!” (Hicr, 15:99) ferma etmiştir.


İşte gerçek başarı Allah’ın huzuruna rızasını kazanmış olarak gidebilmektir.



57 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör