• M. Ali KAYA

CAHİL TOPLUM VE KURNAZ SİYASETÇİ

M. Ali KAYA


Dini siyasete alet etmenin kaynağı din adamı kisvesindeki cahillerdir. İki türlü din adamı vardır. Birincisi Allah’tan korkan ve Allah’a itaat eden din adamı. İkincisi reisi Allah’ın lütfu olarak görüp dini bir lider olarak algılayan din filozoflarıdır. Din adamları ihlaslıdırlar ve ancak binde birdirler. Diğerleri din üzerinden felsefe yaparlar ve dini menfaatlerine alet ederler. İktidar için her şeyi istismar ederler. Dinlerini dünyaları için alet ederler.


Hilafet Sistemi ve Şeriat diye kendi heva ve heveslerini din edinirler. Onlara göre iktidar için ve kısacık dünya menfaati için “demokrasi de din de araçtır” ve araç olarak kullanırlar. Peygamber gibi konuşurlar; ama zalimler gibi iş yaparlar. Demokrasiyi kullanarak iktidara gelirler, devlet malını yağmalarlar, milletin malını kendi mülkiyetlerine geçirirler; ama iktidardan gitmemek için her şeyi yaparlar. Bu sebeple muhalefeti “Şer odağı” “Vatan haini” “Din düşmanı” diye damgalarlar. Ülkede ortaya çıkan tüm problemlerin kaynağı muhalefet, şer güçler ve vatan hainleridir, yönetici olarak kendilerinin hiçbir suçu ve sorumluluğu yoktur. Zira kendileri Allah’ın seçkin kullarıdır, yeryüzünde ilâhî adaleti sağlamak için Allah tarafından görevlendirilmişlerdir. Bu sebeple onları iktidardan düşürmek için bütün şer güçler bir araya gelmiştir; ama Allah’ın yardımı ile asla bir şey yapamayacaklardır. Cahil toplumu propaganda silahı ve yalanlarla böyle aldatırlar.


Padişahlık ve saltanat özlemini tatmin için Parlamento’yu devre dışı bırakırlar. Liderleri “Reis” dedikleri “Ulu Başkan”dır. Her şey onun iradesi ile gerçekleşir. O her şeyi en mükemmel şekilde bilir ve bir şekilde halleder. O dünya lideri, Müslümanların halifesi ve İslam dünyasının tek lideridir. Onun ağzından çıkan kanundur, yasama, yargı, yürütme, asker ve bürokrasi ona bağlıdır. Kuvvetler ayrılığı ülkenin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir, bu sebeple hantaldır ve kötüdür. Gücün Reiste ve Başkanda toplanması en büyük güçtür ve bu gücün önünde dünya dize gelir, her türlü zorluklar aşılır.


Ülkedeki olumsuzlukların tamamı din büyüğü olan reisin devrilmesi için din düşmanı, şer odağı olan muhalefet tarafından çıkartılır. Bu şer odakları dövizi ve faizi yükseltirler, benzine mazota ve bil umum gıda maddelerine zam yapar, milleti sıkıntıya sokarlar. Ama “Halifetullah” olan reis çok güçlüdür, sizin bir şey yapmanıza gerek yok; bekleyin, sabredin, direnin ve reisin arkasında durun, dış ve iç düşman olan muhaliflere asla yedirmeyin sonunda zafer reisin olacak ve ülkede her şey reisin emri ve gücü ile düzelecek, herkes zengin olacaktır.


Sizin düşünmenize gerek yok; reis her şeyi düşünür. Sizin çalışmanıza gerek yok; reis gece-gündüz sizin için çalışır. Zira Reisin 2023, 2053 ve 2071 hedefleri vardır. Bu hedefleri gerçekleştirene kadar her şeyi reise feda etmek, gerekirse elimizdeki bütün varlıkları reise vermek, aç durmak ve ona sadakat göstermek gerekir. Dış düşmanlarla iş birliği yapan ülkede reise destek vermeyen tüm güçler şer odaklarıdır ve onlara destek olanlar da vatan hainleridir. Reisimiz o vatan hainlerini bir bir yok edecek ve bütün ülke reisin olup dikensiz gül bahçesine dönecektir.


Reis dinin en kutsal temsilcisidir. Reisin partisi bir siyasi parti değil “Allah’ın hakimiyetini sağlayacak İlahi adaleti hâkim kılacak” kutsal bir büyük davadır. Bu davaya destek vermeyenler din düşmanlarıdır. Ayrılanlar da davaya ihanet eden hainlerdir. O hainler her türlü kötülüğü ve zulmü hak etmişlerdir. Reisimiz o hainler için fabrikaları kapatıp yüzlerce hapishane yapacak ve hepsini zindanlarda çürütecektir. Onlar reisimizin öfkesinden kurtulamayacaklardır. Ahirette de onlar Allah’ın en büyük azabı ile cezalandırılacak ve cehennemde ebedi kalacaklardır.


İşte Allah’tan korkmayan ve milli-manevi değerleri istismar eden “din filozoflarının” ve dünyadan haberi olmayan liyakatsiz cahil din adamı ve liyakatsiz, cahil, menfaatperest tarikat mensuplarının inancı ve dine bağlılığı da budur. Reis “bize liyakat değil sadakat lazım” dediği için dine layık olmak yerinde reise sadakati seçmişler ve bu sadakatlerinin mükafatı olarak da reisin verdiği ve vereceği ulufeleri hak etmişledir.


Cahil toplumun cahil; ama reise sadık din adamları Reisin emriyle halkı böyle aldatırlar.


Evet, Bediüzzaman “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet ve ittifak silahı ile cihad edeceğiz” demiştir. Cehalet, bilmemek değildir; yanlış bilmektir. Bu sebeple cahil kendisini allame-i cihan, her şeyi bildiğini iddia edendir. Alim ise beşikten mezara kadar, okumaya ve öğrenmeye devam edendir.

85 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör