• M. Ali KAYA

DÜŞMANLARIMIZA GALİP GELMEK

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. Ali KAYA

Mücadele edilmesi gereken iki düşmanımız vardır; tembellik ve bencillik. Tembellik insanı sıkıntıya, sıkıntı sefahate, yani şehvete iter. Ahlâkî çöküntü de insanı tembelliğe iter. İhtiraslarımız ve hayvanî dürtülerimizin coşmasına, gözün kör olmasına ve aklımızın uyutulmasına sebep olur. İnsanda öfke ve şehvet hâkim olunca aklın muhakemesini dinlemez; alelamya, körü körüne nefsin isteğini yerine getirmeye çalışır, bundan kendisi zarar görür. Atalarımız “Öfke baldan tatlıdır, onu zehirden acıdır.” “Öfke ile kalkan zararla oturur” demiştir. Şehvet de böyledir.

Biz aklımızla öfkemize ve şehvetimize hâkim olarak bu duygularımızı lehimize ve faydamıza çevirmeliyiz. Tembelliğe sebep olan güçler bize zarar verirken, tembelliğin karşıtı olan güçler de bize fayda sağlayacaktır.


Gençler genellikle pembe hayallere kapılarak en verimli olacak zamanlarını boşa harcarlar. Peki ama kaç genç bu pembe romantik hayalleri gerçekleştirebiliyor? Hayallere kapılmaya gerek yoktur, hayatın gerçekleri acıdır ve bununla yüzleşmek gerekir. Bu durumda akıllıca yapılacak olan şey evlilik hayatına atılmadan önce bir iş ve meslek dalında ihtisas sahibi olup kendi işini kurması ve ona odaklanmasıdır.


Çalışma insanı boş hayaller peşinde koşmaktan alıkoyar, faydalı ve saygın bir insan haline getirir. Boş hayaller zararlıdır ve işe verilmesi gereken çok değerli zamanlarımızı ve bilhassa ömrümüzün en verimli çağlarını tüketir. Atalarımız “Gençliğinde bir ağaç diken yaşlandığı zaman gölgesine sığınacağı bir ağaca sahip olur” demişlerdir. Şairin dediği gibi “İnsanoğlu hakkını vermez çabasız / Edinemez huzurlu hayatı tasasız.”


İnsanın duyguları yanında çevre faktörü ve arkadaşlar da onu etkiler. Vasat, karaktersiz, enerjisi düşük, ahlâkî değerleri zayıf arkadaşlara takılmak son derece tehlikeli ve zararlıdır. Ama ne ki dünyanın her yerinde işe yaramaz öğrenciler mevcuttur. İnsanın akıl sağlığına zarar veren en büyük etken yanlış arkadaşların kendi öfkesini ve nefsânî duygularını canlandırmasıdır. Sevgi ve aşk diye yücelttiğimiz hayvanî ve nefsani duygular insanı büyük felaketlere atan tuzaklara dönüşebilir.


Gençlerimizin hayal ve şehvet peşinde koşmak yerine duygularını frenleyerek bir amaca ve ideale odaklanarak veya bir işe kendisini vererek başarılı olmak için çaba sarf etmesi ona zihinsel dinçlik ve harika bir enerji verir. Bağımlılık yapan zevklerden kendimizi alıkoymak bizi daha güçlü yapmaz mı?


Nefsanî arzularımızla baş etmemiz elbette kolay değildir. Ancak gerçek güç ve kuvvet kendisini, öfkesini ve şehvetini kontrol edebilmesi ve bunu kendisini başarıya götürecek faydalı hizmetlere yönlendirmesidir. Peygamberimiz (asm) “Güçlü güreşte insanları yenen değil, öfke halinde nefsine hâkim olandır” buyurmasının hikmetini düşünmek gerekir. Tutkularımızın ve duygularımızın akılla kontrol edilmesi ve aklın yönetiminde olması gerekir.


Genel kural şudur: Cinsel arzularımıza direkt baş etmeye çalışmak tehlikelidir. Zira ona karşı koymak için olsun düşündükçe onu güçlendiririz. Akıllıca savaşmak ise onun yerine bize gerekli olan başka şeyleri düşünmek ve düşüncelerimizi işimize, amaçlarımıza ve derslerimize vermektir. Cinsel içerikli resimlere ve filmlere bakmaktan sakınmak gerekir. Zira bunların akıldan çıkması zordur. Cinsel konuları konuşan ortamlardan da uzak durmak gerekir. Bunun için tembel olmamalı, çalışkan olmalı ve kendimizi çalışmaya ve işe odaklamalıyız. Akıllıca davranmak budur. Tembel ve haylazlar akıllarını boş bırakmaları sonucu heyecanlı eğlencelere ihtiyaç duymaları sebebiyle cinsel arzularının kurbanı olurlar. Bu heyecanı iş ortamına aktarmamaları durumunda feci son kaçınılmaz olur.


Aklın verimli bir şekilde kullanılması için bir işe ve amaca odaklanmak şarttır. Dağınık işlerle meşguliyet başarısızlığa, o da iş hayatından ve çalışmaktan bıkkınlığa sebep olur ve çalışmaktan zevk alınamaz. Bu da sonuçta kişiyi tembelliğe iter ve yeniden bir kısır döngü içine sokar.


İşimizden yorulduğumuz ve sıkıldığımız zaman dinlenmek ve nefes almak için hayırlı işlerin peşinde koşmak, tabiata, dağa, ormana gitmek, sanata, müziğe, edebiyata ve tarihe yönelmek yeterli olacaktır. Hayatta mutlak başarı her zaman söz konusu olmasa da verilecek mücadele sonunda kalbin rahatlaması başarı adına yeterlidir.

Kendini beğenmişlik, kendini gösterme peşinde olmak eziklik ve aşağılık kompleksinin sonucudur. Çalışarak başarmanın verdiği onurun yerini hiçbir şey dolduramaz. Öğrencilerin kızlı erkekli eğlenceleri aslında son derece monoton, verimsiz, faydasız, içi boş aptalca işlerden ibarettir.


Tüm kötülüklerin sebebi aklın boşta kalmasıdır. Aklı meşgul etmek gerekir. Toplumun içine karışarak, çevremize yardımcı olarak, hayırlı faaliyetlerde yer alarak bedenimizi meşgul etmeliyiz. Veyahut bir işe ve hizmete kendimizi vererek enerjimizi akıllıca yönlendirmemiz şarttır. Nefis köpeğe benzer, havladığı zaman onunla ne kadar meşgul olursak o kadar daha fazla havlar. Şunu unutmamak gerekir ki tüm ahlaksızlıkların sebebi aklın aylak kalması sonucu nefsanî duyguların harekete geçmesidir. Bunun ilacı da aklımızı kullanarak metotlu, verimli, mutlu ve enerjik bir çalışma hayatıdır.

9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör