• M. Ali KAYA

DÜNYANIN ÖMRÜ

M. ALİ KAYA

Kur'an-ı Kerim'de insanlığın geçmişi ve kâinatın teşekkül zamanı ile alakalı çeşitli ayet ve hadisler mevcuttur. Ancak, bunlarda mesele ya işaret nev'inden nazara verilmiş ya da teşbihlerle belirtilmiştir. Bu sebepledir ki, gerek Hz. Adem'in ne kadar zaman önce yaratıldığı ve gerekse kâinatın yaşının ne olduğu hususunda değişik rivayetler söz konusudur.


Kur'an-ı Kerim'de göklerin ve yerin altı günde, arzın iki günde, bitki ve hayvanların ise dört günde yaratıldığı nazara verilir. (Hud, 11:7; Furkan, 25:59; Fussilet, 9-12.)


Bir hadiste de Allah'ın toprağı Cumartesi, dağları Pazar günü, ağaçlan Pazartesi, madenleri Salı, Nur'u Çarşamba günü, hayvanları Perşembe günü, Hz. Adem'i de Cuma günü ikindi vakti sonunda yarattığı belirtilir. (İbrahim CANAN, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi. 1989-Ankara, 6:393.)


Cenabı Hak, bir ayet-i kerimede bir günün, bizim saydığımız günlerle bin yıl, bir başka ayette ise, elli bin yıl olduğunu nazara verir. Dolayısıyla burada “gün” tabirinden neyin anlaşılması gerektiği hususunda tam bir açıklık olmadığı için İslam alimleri arasında konuya farklı yaklaşımlar olmuştur. (Hac, 22:47; Meâric, 4.)


Uzayda her bir gezegen ve yıldızın hareketi farklıdır. Dünya kendi etrafında bir günde dönerken, Merkür bu dönüşünü, dünya günü ile 58.5 günde yapar. Dünyanın güneş etrafındaki dolanımı bir yıl iken, Plüton'un güneş etrafında bir defa dönüşü 248 yıldır. (Tuna, TAŞKIN, Uzay ve Ötesi. 1995-İstanbul, 1-280.)


Risale-i Nur'da göklerin ve yerin altı günde yaratıldığından bahisle, insan dünyası ve hayvan aleminin altı gün yaşayacağına, kâinatın ömrünün de bu paralelde olabileceğine işaret edilir. Kur'an'da bildirilen bin ve elli bin Kur'an gününü ise, asır ve seneleri temsil eden “devir” manasında ele alır. (Bediüzzaman Said Nursi, 1996-İstanbul, s. 163.)


Kur'an hakikatlerinin hüküm ferma olacağı süre, Risale-i Nur'da, Hz. Muhammed'in (sav) kâinatın hem çekirdeği hem de meyvesi olduğu, dolayısıyla Kur'an hakikatlerinin de Hz. Adem'den şimdiye kadar, silsile halinde peygamberlerin suhuf ve kitaplarında neşredilerek nihayette Kur'an suretinde tezahür ettiği belirtilir. Kur'an-ı Kerim'deki ayet sayısının 6666 olmasının, bir bakıma Kur'an-ı Kerim'in ne kadar süre hüküm ferma olacağının işareti kabul edilir.


Bediüzzaman, Hz. Adem'den kıyamete kadar insanlık tarihinin, Kur'an günü ile yedi bin sene olduğunu belirten bir rivayete atfen, mutlak fetret devrinin bundan çıkarılmasıyla, 6666 senenin elde edildiğini, bunun da Kur'an ayetlerinin sayısına eşit bulunduğunu, dolayısıyla Kur'an hakikatlerinin de bu kadar süre hâkim olacağını nazara verir. (Barla Lahikası. 1989-İstanbul, s.324.)


Fen bilimlerinin geçmişe bakışı fen ve felsefenin insanlık tarihi ile arz ve kainatın geçmişi hakkında ileriye sürdüğü değerler, yukarıda sözü edilenlerden oldukça farklıdır. İlk insandan günümüze kadar geçen süre, milyonlarca yıl olarak ele alınır. Bitki ve hayvanları içine alan ilk canlılığın iki milyar yıl önce teşekkül ettiği, arzın geçmişinin ise, 4 milyar yıl olduğu kabul edilir. (Âdem TATLI, Evrim ve Yaratılış, 1998-Kütahya, s.44-45.)


Bu yaş tayinleri günümüzde, paleontolojik, radyoaktif veya karbon on dört metotlarıyla, ya da ışık tayflarından faydalanarak yapılır. Hepsinin de sıhhat derecesi tartışmalıdır. Geçmişle alakalı bu yaş tayinlerinin gerçek değerleri değil, nispi bir değeri verdiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla gerek insanın geçmişi gerekse diğer canlıların, ya da kâinatın yaşı hakkında ileri sürülen değerlerin hakiki yaşı göstermediği bilinmektedir.


Nitekim son on-on beş yıla gelinceye kadar, kâinatın yaşı 5 milyar yıl kabul ediliyordu. Şimdilerde, bazı araştırmacılar, uzaydaki galaksilerin yaşını 15 milyar olarak bildirirken, bazıları bunu 30 milyar yıla kadar çıkarmaktadır.


Bediüzzaman, tarih, coğrafya, jeoloji ve antropolojik açıdan insanlık tarihinin yedi bin sene değil, yüz binler sene olarak ifade edildiği kabul edilse bile, bunun Hz. Adem'den kıyamete kadar insanlık ömrünün yedi bin sene olduğunu belirten rivayete ve Kur'ani hakikatlerin 6666 sene hüküm ferma olduğuna ters düşmediğini belirtir. O, Kur'ani günlerin 4 saatten elli bin seneye kadar şümulünün olduğunu nazara verir. (Barla Lahikası. s. 325.)


Arzın, insanlık tarihinin ve kâinatın ömrü Risale-i Nurlarda; arzın, güneş sisteminin ve galaksinin ayrı ayrı hareketlerine dikkat çekilerek, Kur'an-ı Kerim'de bunların her birisine işaret edildiği belirtilir. Kur'an'da “Rabb-üş-Şi'ra” tabir edilen ve güneşten büyük “Şi'ra” namındaki bir güneşin bin seneden ibaret gününe, Şems-üş-Şümus'un elli bin seneden ibaret bir Kur'an gününün olabileceğine dikkat çekilir.


Bediüzzaman'a göre; kâinatın bir ömrü, arzın ondan daha kısa bir ömrü ve küre-i arzda yaşayan insanın da ondan daha kısa bir ömrü vardır. Bu birbiri içindeki mahlukatın ömürleri, saatin dakika, saniye ve saatleri sayan çarklarının birbiriyle olan münasebetine benzetilir. İnsanlık ömrünün, arzın kendi ekseni etrafındaki hareketiyle hasıl olan gün ile olduğu gibi, yeryüzünde canlıların ilk teşekkül ettiği andan kıyamete kadarki canlılık ömrünün ise, güneşin kendi ekseni etrafındaki hareketi ile, kâinatın ömrünün de Şems-üş-Şümus'un kendi ekseni etrafındaki hareketi ile meydana gelen gün ile olması gerektiği belirtilir.


Bir başka ifade ile, insanlık ömrü yedi bin sene olduğu gibi, canlılık tarihinin ömrü de yedi bin sene, kâinatın ömrü de yedi bin senedir. Ancak, insanlığın ömrü arz günü, bitki ve hayvan ömrü ise güneş günü, kâinatın ömrü de galaksi günü esas alınarak ölçülmelidir. Bilindiği gibi arz, kendi ekseni etrafında dönüşünü 24 saatte, yani, bir günde tamamlar. Güneş ise, bütün sistemiyle birlikte, Herkül takım yıldızına saatte 7200 km. süratte gitmekte ve aynı zamanda kendi ekseni etrafında da dönüş yapmaktadır. Güneş sistemini de içinde barındıran Samanyolu galaksisi ise, bir bütün olarak kendi ekseni etrafında saatte 90 bin km. hızla dönmekte ve bir defa dönüşünü 200 milyon yılda tamamlamaktadır. (Tuna TAŞKIN, Age, s. 56-59.)


Risale-i Nur'da sözü edilen “Şi'ra” güneşinin Herkül takım yıldızı, Şems-üş-Şumus'un da Samanyolu galaksisi olması muhtemeldir. Bediüzzaman, insan nev'i ömrünün arz günü ile yedi bin sene olması durumunda, arzda hayatın başlamasından, yani bitki ve hayvanların teşekkülünden kıyamete kadar, güneş günü ile iki yüz bin sene, yaklaşık 2,5 milyar arz günü olduğunu belirtir. Kâinatın yaşının da Şems-üş-Şumus'un, Kur'an'ın işaretiyle bir gününün elli bin sene olduğu dikkate alınarak, Yedi bin senelik sürenin, bir yıl 360 gün hesabiyle 126 milyar yıla tekabül ettiğine işaret eder. (Barla Lahikası, s.326.)


40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör