• M. Ali KAYA

DEMOKRASİ KADRO HAREKETİDİR

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. Ali KAYA

Menderes ve Demirel’den sonra Karizmatik Liderler dönemi kapanmıştır. Zira Demirel’den sonra gelen liderlik peşinde koşanlar Demokratik değerleri istismar ederek liderliğe layık olmadıklarını göstermişlerdir. Özellikle Demokrat Parti ve devamı olan AP ve DYP’nin liderliğine soyunanlar başta Tansu ÇİLLER olmak üzere Mehmet AĞAR, Hüsamettin CİNDORUK, N. Kemal ZEYBEK ve Süleyman SOYLU bırakın lider olmayı Demokrat olmadıkları gibi Demokrasi düşmanlarının kuklası durumuna kendilerini düşürerek Demokrat Misyonun takipçisi olan DP’nin toplumun gözünden düşürülmesine hizmet etmiş, demokrat kadroları dağıtmış ve perişan etmişlerdir.

Bununla yetinmeyerek DP’nin kendilerine kazandırdığı Genel Başkanlık sıfatını kullanıp demokrasi düşmanlarının safına geçerek Demokrasiye ve demokratlara büyük zararlar vermişlerdir. Bu vatanın perişan olmasında, fakirleşmesinde onların büyük veballeri vardır. Demokratlar ve tarih onları affetmeyecektir.


DP’nin günümüz genç lideri Gültekin UYSAL onların harap ettiği DP’yi yeniden diriltmek için büyük gayretlere girmiş, kendisine teklif edilen makamları kabul etmemiş, misyonun varlığının devamına hizmet etmiş ve etmeye devam etmektedir. Onu kendi emellerine alet edemeyen şer güçler içeriden ve dışarıdan itibarını zedelemeye ve halkın gözünden düşürmeye çalışmışlar; ama o inancı, sabrı ve kararlılığı ile misyona sahip çıkmıştır. Kendisini tebrik ediyoruz.


Geleceğin büyük ve müreffeh Türkiye’sinde DP yeniden var olacak ve bu ülkeye büyük hizmetler yapacaktır. DP’nin iktidardan düşürülüp TBMM dışına çıkarıldığı 28 Şubat 1997’den sonra aradan geçen 24 sene içinde bu ülke kaynaklarını yok etmiş, fabrikalarını satmış ve kapatmış, Ziraat ve Hayvancılık dahil dışarıya bağımlı hale getirilmiştir. AKP hükümetinin yaptık yapıyoruz dedikleri “Yollar, Köprüler ve Hasta Haneler” maalesef “Dış Güçler” olan “Yabancı Firmaların” elinde ipotek edilmiştir. Gelirleri yirmi otuz yılığına yabancı firmalara ihale edilmiştir. Ülke vatandaşları üreten değil, yabancı markaları tüketen bit “Tüketim Toplumu” haline getirilmiş, adeta yabancı ülkelerin kölesi konumuna getirilmiştir.


Bütün bunlar yapılırken halka “Dış güçlerin baskısından ülkeyi kurtarıyoruz” “Bağımsız Türkiye” “Kahrolsun İMF” “Kahrolsun İsrail” “Kahrolsun ABD” denilerek ve Türk Milleti “Dünya Lideri” “İttihad-ı İslam” “Büyük Ortadoğunun Mimarı” “İslam Dünyasının Lideri” sloganları ile kabul ettirilmiştir.

Bundan çıkış yolu yine DEMOKRATLARIN Demokrat Parti’de bir araya gelmesi, DP’de bütünleşmesi ve DP’nin yeniden iktidarı ile, DP’nin ülkeye getireceği “Hürriyet ve Demokrasi” rüzgârı ile olacaktır.


Demokratların adresi DP’dir.

Demokratlar DP çatısı altında oluşturacakları “Kadro Harekâtı” ile “Hürriyetçi Demokrasi” sloganı ile bunu başaracaklardır. O zaman görecekler ki Anadolu halkı DP’yi ümit olarak görecek ve yeniden DP’ye akacaktır.


Kendilerine dua ediyor, her zaman destekçileri olacağımızı ifade ediyoruz.

DP’nin zaferi Hürriyet ve Demokrasinin zaferi olacaktır. Hürriyet ve Demokrasi ise Adalet ve kalkınmayı sağlayacak ve Büyük Müreffeh Türkiye bu şekilde kurulacaktır.


Ahrarlar ve demokratları yok etmeye çalışanlar kimlerdir?

Demokrasi ve demokratlık güçlü bir kadro hareketidir. Çünkü demokraside lider sultası ve dikta yönetimi yoktur. İdeolojik partilerde ise ideolog ve bu ideolojiyi benimseyerek topluma kabul ettirmek isteyen ideolojik bir kitle vardır. Bunlar kendi ideologlarını yanılmaz, ideolojisini de mutlak doğru kabul ederek bir nevi dogma haline getirirler. Fıtrî olmayan ve insan fıtratına uymayan ideolojilerini toplum kabul etmediği için zorla kabul ettirmeye çalışarak istibdada yönelirler. Zulüm ve istibdadın kaynağı budur.


İdeolojik partilerin en büyük rakibi ve düşmanı Hürriyet ve Demokrasidir. Bu sebeple hem hürriyet ve demokrasi derler, halkı aldatırlar hem demokrasiyi araç görürler ve iktidara gelene kadar demokrat kesilirler hem de demokratları yok etmeye çalışırlar ki halkı aldattıkları ortaya çıkmasın isterler. Bunlar iktidar olmak için demokrasiyi araç olarak kullanırlar. İki yüzlüdürler. Halka bir demokratız derler, kendi yandaşlarına ise “Demokrasi bizim ideolojimizi iktidara taşıyan araçtır.” Biz “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceğiz.” “Atı alıp Üsküdar’ı geçtikten sonra” demokrasiyi rafa kaldırırız derler. Böylece “Münafıkane” bir siyaset takip ederler.

Bunların en büyük düşmanı Demokratlardır. Bu sebeple “Yalancı Propaganda” silahı ile önce Demokratları itibardan düşürmek için “Mason” “Dinsiz” “İmansız” derler. Sonra ne yaparlarsa aleyhinde konuşurlar. Basın ve yayını, Televizyon ve her nevi iletişim araçlarını yalanlarını yaymak için kullanırlar. Bir yalan ne kadar çok söylenirse ve ne kadar yüksek sesle dillendirilirse o kadar etkin olur ve halk tarafından kabul edilir. Bunu yapanlar daha çok “Dindarlık” kılıfı altında yaparlar. Çünkü toplumda en çok rağbet edilen şey dindir. Bunlar kendi ideolojilerini “Din” olarak anlatırlar.


İşte 1945’den 2002’ye kadar yaptıkları bu nevi çalışmalarla demokratları deviremediler. “Demokrasi küfürdür.” “Allah’ın dinine karşı yeni dindir” deseler de toplum kabul etmeyince 2002’de “Gömlek değiştirdik. Artık biz demokratız. Hem de dindar demokratız. Şimdiye kadar dini siyasete alet ettik ve yanlış yaptık. Tevbe ediyoruz” diye farklı bir yalancılığa bağladılar. Toplum inandı iktidara getirdi. 15 sene demokrat gözüktükten sonra ayakları yere sağlam basınca “Gömleği çıkardılar” ve baskıcı ideolojik yüzlerini gösterdiler.


Evet ne demişler: “Partiler kökenlerine bağlıdır.” Köken demokrat olmayınca ve gömlek değiştirince bu defa da gömleklerini çıkardılar ve kafalarındaki sisteme geçtiler.

Evet demokratları yok etmeye çalışanlar bunlardır.


Demokrasiyi demokrat parti getirir

Demokratlar başka partilerde demokrasiye hizmet edemezler. Zira her parti kuruluş amacına hizmet eder. Partiler kökenlerine bağlıdırlar. Hangi kökenden geliyorsa o amaca hizmet ederler.


HDP, MHP ve İYİ Parti Irkçılığı esas alır.

CHP Atatürk İdeolojisini, AKP Siyasal İslam kökeninden gelmiştir. Dini ve her şeyi istismar eder ve Menfaati siyasetin amacı haline getirmiştir.


Bu partilerde siyaset yapan demokratlar ancak onların aleti ve piyonu olurlar.

Demokrasi mücadelesi ve Demokrasinin ülkeye hakimiyeti ancak DP ile mümkünüdür. Zira DP kuruluş amacı bu vatanda DEMOKRASİ'nin hakimiyetini sağlamaktır. Her parti kuruluş amacına hizmet eder ve kökenine bağlıdır. Ben sonradan Demokrat oldum sözleri bir aldatmacadan ibarettir.


İYİ PARTİ'nin kökeni MHP'dir...

Gelecek Partisi ve DEVA'nın kökeni AKP ve MİLLİ GÖRÜŞTÜR...

Bunlar DEMOKRAT ve HÜRRİYETÇİ olamazlar. Ya ırkçıdırlar veya İdeolojiktirler.


CHP'de DEMOKRAT olamaz.... Zira Kemalizm İdeolojisine çok sıkı bağlıdırlar. Irkçı ve İdeolojik düşünen Hürriyetçi olamadığı gibi Adil de olamaz... Zira taraftırlar. Taraf olanlar yasaları tarafsız uygulayamazlar. Kendi ırkdaşına ve ideolojisine sahip çıkana İMTİYAZ tanır, başkalarını VATAN HAİNİ görür. Muhalefete HAİN nazarı ile bakar. Kendilerinden ayrılanlara da HAİN ve DÜŞMAN gözü ile bakarlar. Düşman, imha ve yok edilmesi gereken bir figürdür. Böyle düşünenler asla ne hürriyetçi ve ne de adil olamazlar...


Bu ülkedeki bütün sıkıntıların kaynağı HÜRRİYETÇİ ve DEMOKRAT olmamaktan ve Hürriyetçi Demokratları iktidardan indirmekten kaynaklanır.

24 senedir DEMOKRAT PARTİ TBMM'DE YOK

ÜLKENİN GELDİĞİ HALE BAKAR MISINIZ?

13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör