• M. Ali KAYA

DEMOKRATLIK KRİTERLERİ

M. Ali KAYA

Demokrat, bireylerin temel hak ve hürriyetlerini savunan, hür seçimi esas alarak insan iradesine değer veren siyasi bir yönetim sistemidir. İnsan haklarına değer veren, adaleti esas alan, hürriyeti kendisi için değil, tüm insanlık için isteyen, din ve vicdan hürriyetini hürriyetlerin odağına koyan ve koruyan kimseye de demokrat denir. Demokratlığın diğer bir kısım kriterlerini Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Risale-i Nurlarda şöyle ifade ederler.


1. Demokrat dindar veya dine hürmetkârdır.


2. Şeâir-i İslamı ihya etmeye çalışır veya yardımcı olur. Demokrat parti Ezan-ı Muhammedi’yi aslına çevirmekle İslam şeâirine hizmet ettiğini ve Müslümanların dini ibadetlerini hür bir şekilde yapmalarına yardımcı olmuştur.


3. Risale-i Nurların serbest neşrine yardımcı oldukları gibi Diyanet kanalı ile resmen de neşredilmesi gerektiğini Bediüzzaman ifade etmiştir. Demokrat düşünceye sahip olanlar Risale-i Nurlar aleyhindeki yalan propagandalara itibar etmeyerek resmi kanalla basılmasını da savunması ve ilan etmesi gerekir.


4. Demokrat “İslam kardeşliğine” önem vermelidir. Doğuda hakim olan din hissidir ve her nevi ırkçılık ve radikal yaklaşımların ve bundan kaynaklanan anarşi ve terörün ilacı din kardeşliği olduğuna gönülden inanır ve İslam dünyasında kardeşliğin tesisine çalışarak onların muhabbetini ve teveccühünü kazanmaya çalışır.


5. Nur Talebeleri demokratlara dost ve yardımcıdırlar. Demokratlar da Nur Talebelerini kendilerine samimi dost ve yardımcı olarak görmelidirler. Nur Talebelerinden, Bediüzzaman isminden ve Risale-i Nurlardan çekinen, ürken ve korkanlar demokrat olamazlar.


6. Demokrat, bir ülke için, medeniyet için en büyük tehlikeyi dinsizlikte görür. Zira dinsizlik değer tanımaz. Değer tanımayan demokratik değerleri de tanımaz. Bediüzzaman dinsizliğin üstünün anarşi ve terör, altının da istibdad-ı mutlak olduğunu ifade eder. Bu nedenle dinsiz ruhsuz ve kalpsiz olduğu için anarşizmi netice verir. Anarşist ise ya “rüşvet-i mutlaka” ile her istediği verilerek susturulabilir, bu ise mümkün değildir. Zira isteklerinin sonu gelmez, çünkü bir sınırı yoktur. Veya istibdad-ı mutlak ile zapt-u rapt altına alınır. Bu nedenle İslamiyette “mürtedin hakkı hayatı yoktur.” Zira dinsizin bütün istidat ve kabiliyetleri ölmüş ve insanlığa muzır bir hale gelmiştir. Medeniyetlerin yıkımına sebeptir. Bu nedenle demokrat dinsizliğe, komünizme ve anarşizme şiddetle karşıdır.


7. Demokrat insana, topluma ve halka hizmet etmeyi amaç edinir. Zira “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” ve “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.” Demokrat kendi çıkarını değil, toplumun ve insanlığın çıkarını esas alan kimsedir. Bu nedenle toplumun çıkarını kendi çıkarına tercih eder ve halkı memnun ve minnettar etmeye çalışır.


8. Demokrat toplumda asayiş ve emniyetin sağlanması için çalışır. Çünkü toplumda medeniyetin ve ekonomik gelişme ancak emniyet ve asayişe bağlıdır. Hürriyetin, emniyet ve asayişin olmadığı yerde kalkınma olmaz ve medeniyet gelişmez.


9. Bediüzzaman Said Nursa diktatörle ve şefler idaresinden kurtulmanın ancak demokratik idare ile mümkün olduğunu açıkça ifade etmiştir. İstibdadı arzu eden bu diktatör ve şefler kendi durumlarını korumak için demokratların kendilerinden daha dinsiz olduğunu propagandalarla halka anlatarak demokratların halka vaat ettikleri din hürriyetini vermeyeceklerini söylerler. Bediüzzaman diğer taraftan da diktatörlerin demokratlara “sizler irticaya taviz veriyorsunuz” diye demokratları din aleyhine geçirmeye çalıştıklarını da haber vermektedir. Bu bakımdan hem dindarlar hem demokratlar dinsizlerin ve müstebitlerin bu propagandalarına aldanmaması gerekmektedir.


10. Demokratlar dinsizliğe de halkı ifsat eden komitelerin ahlaksızlık, yolsuzluk ve anarşizm gibi toplumda huzuru ve asayişi bozan faaliyetlerine de karşıdırlar. Bu siyasetleri ile Nur Talebelerinin dinsizliğe ve anarşiye karşı mücadelesine yardım etmektedirler. Nur talebeleri de onlara manevi destek olmaktadırlar. Nur talebelerinin demokratları desteklemelerinin sebebi budur; siyaset taraftarlığı ve menfaat amacına yönelik değildir.


11. Nur Talebeleri siyasete girmezler. Bu oy vermezler anlamına gelmez; ancak siyasi parti kurarak devleti idare etmeye ve yönetime talip olmazlar demektir. Nur talebeleri siyasetin demokratlar tarafından yönetilmesini isterler.

Demokratların demokratik prensiplerle kurdukları hür seçime dayalı partilerin ülkeyi yönetmede başarılı olacağı, ülkede hiç kimseyi dışlamadan, marjinalliğe ve ırkçılığa kaçmadan kanun hâkimiyetine dayanan hukuk devleti ilkelerini işleterek toplumda asayiş ve emniyeti sağlayacaklarına inanır ve bu nedenle demokratları destekler ve iktidarda kalmalarına çalışır. Kur’an, İslamiyet ve vatanın menfaatini yukarıda kriterleri sıralanan demokratların iktidarında görürler.


12. Nur talebeleri demokratlara İslam şeairine sahip çıkmaları, din eğitimine önem vermeleri, Risale-i Nura ve Nurculara dost olmaları ve âlem-i İslama faydalı ve Müslümanlara yararlı hizmetlerde bulunmaları konusunda da tavsiyelerde bulunurlar. Ancak bu şekilde iktidar mevkiinde kendilerini muhafaza edebileceklerini söylerler. İslamiyet’e hizmet etmede muvaffak olmaları için de dua ederler. Dinde laubali kısmını da ikaz ederek “Aman, çabuk hakikat-i İslamiye’ye yapışınız!” dünyevi ve uhrevi tehlikelerden kendinizi koruyunuz” derler.


Demokratlar Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin ortaya koyduğu bu ölçülere göre hareket ederlerse gerçek birer hamiyetli ahrar ve hürriyetperver olduklarını göstermiş olurlar ve “İstibdad-ı mutlakı kaldırarak tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile olurlar.”


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Demokratların DP çatısı altında toplananlar olduğunu görmüş, oyunu gizlemeyerek DP'ye oyunu açıktan verip adresi göstermiştir. Böylece demokrat olduğunu iddia eden diğer partilerin samimi olmadığını, demokrasiyi ve demokratlığını iddia ederek iktidara gelince "diktaya" yöneleceğini Nur Talebelerine haber vermiş, uyanık olmalarını istemiştir. Ama saf ve muhakemeden yoksun olan dindarlar maalesef AKP'nin "Demokrat Söylemine" inanarak Bediüzzaman'ın dinlemeden AKP'ye "Dindar Demokrat" diye destek olmuş ve günümüzün "Demokrasiden vazgeçen" "Tek Parti" yönetimini iktidara taşımıştır. Bu iktidar da DHP'nin "Milli Şefi" yerine kendisini "Büyük Reis" "Dünya Lideri" ilan edip şahıs devletinin oluşmasına ve yönetimin "Saraylardan" ülkeyi yöneten bir padişahlığa dönüşmesine sebep olmuşlardır.

18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör