• M. Ali KAYA

DİN VE İMAN NEDİR?

Güncelleme tarihi: 8 Mar

M. ALİ KAYA

İman bir intisaptır. Allah’a asker ve memur olmaktır. Abd olmak budur. Ubudiyet ise bir askerin veya memurun devletin kendisine verdiği görevini en güzel şekilde yapmasıdır. Herkes mensup olduğu efendisinin şerefi ile iftihar ettiği gibi, Allah’a intisap ile şeref duymaktır.


İman hem nurdur hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden kâinat meydan okuyabilir. Kâinatın sahibi, her şeye kadir olan Allah’a imanla intisap eden, ubudiyetle hizmetine giren bir insanın kalbi, aklı ve duyguları nurlanır, her şeyin mahiyetini, yaratılış amacını ve akibette Allah’ın vereceği mükafat ve cezayı bilir. Böyle bir sultana bağlanan bir insan elbette kâinata meydan okuyacak kadar büyük bir güç kazanır. Nasıl ki devlete intisap eden bir asker devletin gücünü arkasında bulduğu için devlet namına hareket eder ve düşmanın şahını esir edebilir. Bir emir ile bir kasabayı sürgün edebilir. Bunu devlet gücüne dayanarak devlet namına kanun namına yapar. Allah’a gerçekten iman eden bir insan da Allah namına der kâinata meydan okuyabilir.


Her şey Allah’a iman ile bir değer kazanır. İlmin amacı da insanın kendisini, hayatı, hayatın amacını ve hayatı vereni tanımak ve ona iman edip itaat etmektir. İlim bu amaca hizmet etmezse ilim olmaktan çıkar, cehalet olur. Peygamberimiz (asm) “Ahir zamanda abidler cahil, alimler fasık olacaklar” buyurur ve bizi ikaz eder. İlimleri ile dünyayı talep edecekler. İlim insanı Allah’a yaklaştırıp kalbe Allah korkusu vermesi gerekir. Nitekim yüce Allah “Allah’tan ancak Allah’ı tanıyan alimler korkar” (Fatır, 35:28.) buyurur.


Ahir zamanda insanlar Allah rızasını düşünmeden sırf dünyayı elde etmek için ilim öğrenirler. Peygamberimiz (asm) “Ahir zamanda bazı kimseler çıkacak ve dini dünyaya alet edecekler, insanlara yumuşak görünmek için kuzu derilerine bürünecekler ve dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbidir. Allah şöyle buyurur: Benim affıma mı güvenip gururlanıyorsunuz, benim rahmetime mi güvenip cesaretli davranıyorsunuz, şanıma yemin ederim ki onlara kendimden bir imtihan vesilesi göndereceğim, yumuşak huylu olanlar bile şaşkına çevrilecektir.” (Tirmizî, Zühd, 60.) buyurarak bizi ikaz eder ve bunlardan uzak durmamızı ister.


Bunların amaçları dünya menfaatini elde etmek, şan ve şöhret sahibi olmak ve insanlara üstünlük taslamaktır. Dinlerini de dünyaya alet ederler. Allah rızasını değil, insanların, idarecilerin rızasını ararlar. Devlet adamlarına yaklaşmak için dinlerini alet ederler. Peygamberimiz (asm) bunlar için “Dinlerini dünyaya alet edenlere yazıklar olsun!” (Deylemi, 3:42; İbn Asakir, 5:57; Kenzü’l-Ummal, 10:206.) buyurmuştur. Hz. Ali (ra) da bunlara “Ulemai’s-Sû” yani dinlerini dünyaya satan kötü alimler der. Onların deccalın askerleri olacağını haber verir.


Peygamberimiz (asm) “Kim ‘Lâ ilâhe illallah’ der ve buna başka bir şeyi karıştırmazsa cennete gider” buyurdular. Hz. Ali (ra) “Karıştırılmaması gereken şey nedir?” diye sordu. Peygamberimiz (asm) “Dünya sevgisi ve dünya menfaatine alet etmek” buyurdular. (Hâkim, Müstedrek, 1: 351.)

6 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör