DP ve GÜLTEKİN UYSAL

M. Ali KAYA

Gültekin UYSAL

1976 yılında Afyonkarahisar’da doğdu. İlkokulu Afyonkarahisar Gedik Ahmet Paşa İlköğretim Okulunda, Ortaöğrenimini ise İstanbul Özel Üsküdar Fazilet Erkek Lisesinde tamamladı. Üniversite eğitimini Bilkent Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde Siyaset Bilimi bölümünde tamamlamıştır. Eğitimi sırasında Erasmus kapsamında Houston'da 2 yıl dil eğitimi almıştır.


2003-2005 yılları arasında DYP Afyonkarahisar İl Başkanı olarak görev yaptı. Mayıs 2005’te yapılan DYP Büyük Kongresi’nde Genel İdare Kurulu Üyeliğine seçildi. Aynı dönemde, Gençlikten Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 2007 yılı seçimlerinde Afyonkarahisar’dan Milletvekili adayı oldu.


16 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Demokrat Parti 5. Olağanüstü Büyük Kongresi ile 14 Ocak 2011 yılında yapılan Demokrat Parti 10. Olağan Büyük Kongresinde Genel İdare Kurul Üyeliğine seçildi ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 6 Mayıs 2012 tarihinde yapılan, Demokrat Parti 8. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde Demokrat Parti Genel Başkanlığına seçildi.


İş Hayatını Aile Şirketi Reisoğlu Mermer’de sürdürdü. Türk Ocağı Afyonkarahisar Şubesi, Liberal Düşünce Topluluğu, Afyon Eğitim Vakfı, Yörük-Türkmen Federasyonları gibi kuruluşlarda kurucu, üye ve yönetici olarak görev yaptı. “Türkiye Günlüğü” ve “Piyasa” dergilerinde çevirileri yayınlanmıştır.


2018 Türkiye genel seçimlerinde Millet İttifakı'nda yer alan Demokrat Parti, seçime İYİ Parti listelerinden girdi. İYİ Parti'nin Afyonkarahisar listelerinde yer alan Uysal, ilden kazanan adaylar arasında 6. ve son sırada milletvekili seçildi.”

Türkçe Wikipedia Ansiklopedisinde Gültekin Uysal bu şekilde tanıtılmaktadır.


Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCltekin_Uysal


DP Demokrat Partinin Tarihi Geçmişi

Gültekin Uysal’ın Genel Başkanlığını yapmış olduğu DP 1946 yılında Celal Bayar ve Adnan Menderes tarafından kurulmuştur. 27 Mayıs 1960 darbesi ile kapatılan ve bütün milletvekilleri hapsedilen DP kapatılmış ve Başbakan Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu idam edilmiş, İç İşleri Bakanı Namık Gedik tutuklu bulunduğu Harp Okulunun penceresinden atılarak öldürülmüştür; ama intihar ettiği iddia edilmiştir. (İlber Ortaylı, Türkiye’nin Yakın Tarihi, 2017-İstanbul, s.119.)


DP’nin kapatılmasından sonra devamı olarak 1961 yılında Ragıp Gümüşpala tarafından Adalet Partisi (AP) kurulmuştur. Ragıp Gümüşpala’nın 1964 yılında vefatından sonra yerine Süleyman Demirel seçilmiştir. Süleyman Demirel liderliğindeki AP 1965 seçimlerinde DP’nin devamı olarak %52,8 halk desteği ile tek başına iktidar oldu. 1965-1971 yılları arasında ülkeye büyük hizmetler yaptı. Boğaziçi Köprüsü, Ereğli Demir Çelik Fabrikası, Keban Barajı gibi dev eserlere imza attı. Bu dönemde enflasyon %5 ve kalkınma hızı %7 olarak dünyada Japonya’dan sonra en fazla gelişe ikinci ülke oldu.


12 Ekim 1969 seçimlerinde de AP %47 oyla yine tek başına iktidar oldu. Ancak 12 Mart 1971 muhtırası ile Askerler tarafından istifaya zorlandı. 1973 Genel Seçimlerinde ikinci parti durumuna düştü. Bunda AP’den ayrılan 41 Milletvekili’nin Demokratik Partiyi kurmaları ve Erbakan’ın MSP’yi kurarak AP’yi bölmeleri sebep oldu.


1975 yılında Süleyman Demirel MSP, MHP ve CGP ile I. MC Koalisyonu kurarak Başbakan oldu. 1977’de II. MC Hükümeti’ni kurarak yeniden Başbakan oldu. 31 Aralık 1977’de Ecevit Bakanlık vaadi ile AP’den 13 Milletvekili ayarlayarak gensoru verdi ve II. MC Hükümetini düşürdü.


1978 başında Ecevit Otel-Motel odalarında Bakanlık vaadi ile AP'den 11 milletvekili transfer ederek hükümeti kurdu. Demirel, hile yoluyla kurulan bu hükümetini tanımadı. Sürekli olarak Ecevit'ten “başbakan” değil, “hükûmetin başı” diye bahsetti. 11 Şubat 1979'da hükûmeti, “Dünyanın hiçbir ülkesinde zimmetinde 1200 ölü, %70 enflasyon, itibarsızlık, zulüm, işkence, adaletsiz ve merhametsiz partizanlık bulunan böyle bir hükûmet bir gün dahi ayakta duramaz. Hırsı boyunu aşmış bir kadro, idareyi gasbetti” şeklinde tanımladı.


14 Ekim 1979 ara seçimlerinde sol grupların da boykot etmesiyle oyları gerileyen CHP iktidardan çekildi. %52 oyla seçimleri kazanan AP'nin lideri Demirel, önceki Milliyetçi Cephe hükûmetlerinin yarattığı olumsuz hava nedeniyle hükûmetini dışarıdan desteklenen bir azınlık hükûmeti olarak kurdu. Kasım 1979'da MHP ve MSP'nin dışarıdan desteğiyle kurulan 6. Demirel hükûmetiyle tekrar başbakan olan Demirel, 12 Eylül 1980 Darbesi'ne kadar görevini sürdürdü. Demirel, bu dönemdeki başbakanlıkları sırasında 268 imam hatip okulu açtı. En çok imam hatip okulu açan siyasilerden biri oldu. 24 Ocak kararları ile enflasyonu %70’den %30’a indirdi ve ülkedeki ekonomik sıkıntıyı ortadan kaldırdı. 24 Ocak 1980, Türkiye'nin liberal ekonomiye geçişinde tam bir dönüm noktası oldu.


Anarşi bahanesiyle Askerler 12 Eylül 1980’de yaptıkları bir darbe ile AP hükümetini devirdiler. Anayasa’yı kaldırdılar, TBMM’yi ve Siyasi Partileri kapattılar. Kurucu bir meclis ile 1982 Anayasa’sını yaptırdılar. Anayasa’nın baskı ve propagandalar ile “Anayasa’ya Hayır diyenlerin Terörist ve Vatan Haini ilan edildiği bir ortamda %92 oyla 1982 Anayasa’sı kabul edildi. Siyasi Patiler kapatıldı, mallarına el konuldu ve siyasi parti liderlerine 10 yıl “Siyaset Yasağı” konuldu. Süleyman Demirel Hamzakoy’da gözaltında tutuldu.


Mayıs 1983’de Siyasi Partilerin kurulmasına izin verilmesinden sonra Süleyman Demirel “Tapulu arazime gecekondu yaptırmam” diye Askerî Konsey’in kurdurduğu ANAP, MDP ve HP’ye destek vermedi. 20 Mayıs 1983’de Büyük Türkiye Partisi (BTP) yi kurdurdu. Konsey 31 Mayıs 1983’de AP’nin devamı diye BTP’yi kapattı ve “Siyasi yasağa uymadı” diye Süleyman Demirel’i Zincirbozan’da dört ay sürgüne gönderdi ve gözetim altında tuttu.


Süleyman Demirel Zincirbozan’a giderken Doğru Yol Partisi’nin (DYP) kurulması talimatını verdi. Ancak DYP’nin Kurucular Kurulu 4 defa Milli Güvenlik Konseyi tarafından veto edilerek partinin kuruluşu tamamlatılamadı ve bu gerekçe ile 1983 seçimlerine katılması engellendi.


Süleyman Demirel ve DYP’nin çabaları ile iktidarda olan ANAP’ın “Halkoylaması” ile Siyasi Yasakların kaldırılması yönünde kamuoyu baskısının uygulanması sonucu Turgut Özal yasakların devamını sağlamak amacı ile Referanduma gitti. Ancak Hürriyetçi Süleyman Demirel ve DYP’nin yasaklara ve her mitinginde savcılık tarafından siyasi yasağa uymadığı gerekçesiyle hakkında davalar açılmasına rağmen “Siyasi Yasaklara Hayır” ve “Konuşan Türkiye” sloganları ile mitingler düzenleyerek milletin hak ve hürriyetlerinin kısıtlanamayacağı anlatıldı. İktidardaki ANAP ve diğer siyasi partiler yasakların devamını sağlamak amacı ile “Hayır!” mitingleri düzenliyorlardı. Nihayet 6 Eylül 1987’de halkımız sağduyusunu kullanarak %50,16 ile “Siyasi yasakların kalkması” yönünde iradesini ortaya koydu. Böylece siyasi yasaklar kalktı.


DYP’nin o tarihteki Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un istifası ile 24 Eylül 1987’de Süleyman Demirel DYP Genel Başkanlığına seçildi. 29 Kasım 1987 seçimlerinde Isparta'dan milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi. 1988 ve 1990 yıllarında yapılan büyük kongrelerde DYP genel başkanlığına yeniden seçildi. Bu dönemde, Turgut Özal'a karşı sert bir muhalefet yürüttü.


20 Ekim 1991 genel seçimlerinde DYP oyların yüzde 27'sini alarak çıkardığı 178 milletvekiliyle TBMM'de birinci parti durumuna gelince Demirel, hükûmeti kurmakla görevlendirildi. 20 Kasım 1991'de Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir koalisyon hükûmeti kurdu ve ülkedeki “Sağ-Sol” çatışmalarını bitirdi.


DYP-SHP hükümeti demokratikleşme konusunda bir hayli çalışmalar yaptı. 27 Mayıs 1960'tan sonra kapatılan Demokrat Parti ile 12 Eylül'den sonra kapatılan siyasi partilerin açılması ve sendikal özgürlüklerle ilgili bazı uluslararası sözleşmelerin onaylanması oldu. Ekonomik büyümeyi canlandırdı ve 1992 yılında herhangi bir sosyal güvencesi olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak için “Yeşil Kart” uygulaması başlatıldı.


19 Haziran 1992'de kabul edilen 3821 sayılı kanun ile; daha önce kapatılmış olan siyasi partilerin, aynı ad, rumuz, amblem, rozet ve benzeri işaretleri kullanarak yeniden açılmasına müsaade edildi. Bunun üzerine, 12 Eylül Darbesi'nde kapatılan Adalet Partisi (AP) Büyük Kongresi 19 Aralık 1992 tarihinde Ankara Atatürk Spor Salonunda toplandı ve bu kongrede; katılan delegelerin ezici çoğunluğunun kararı ile Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi'ne katılma kararı alarak tüm mal varlığı, borç ve alacakları ile DYP'ye katıldı.


17 Nisan 1993'te cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın beklenmeyen vefatı üzerine, hükûmet ortağı SHP'nin de desteğini alan Süleyman Demirel 16 Mayıs 1993 tarihinde Cumhurbaşkanlığına seçildi.


Süleyman DEMİREL Sonrası DYP

Demirel'den boşalan genel başkanlık -aynı zamanda başbakanlık- görevinin belirlendiği kongre, 13 Haziran 1993'te yapıldı. Kongrede genel başkanlığa, Millî Eğitim Bakanı Köksal Toptan, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Tansu Çiller adaylıklarını koydular. İlk turda yeterli oyu alamamasına karşın Tansu Çiller'in yüksek oy alması diğer adayların adaylıktan çekilmelerine sebep oldu, böylece ikinci tura rakipsiz giren Tansu Çiller, genel başkanlığa seçildi. Kongrenin ertesi günü, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de hükûmeti kurma görevini Tansu Çiller'e verdi, II. DYP-SHP Hükûmeti Tansu Çiller başkanlığında kuruldu.


DYP'nin, Çiller liderliğinde girdiği ilk seçim olan 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde oyların yüzde 21,53'ünü alarak 1991 genel seçimlerine göre oy kaybı yaşadı. Seçimlerden hemen sonra ekonomideki sıkıntıyı aşmak ve cari açık ve kamu açığı arasındaki dengeyi sağlama amacı ile 5 Nisan Kararları olarak bilinen kararlar alındı ve enflasyon önlenmeye çalışıldı. 1990'ların başından beri eylemlerini giderek tırmandırmakta olan PKK'ya karşı başlatılan sert önlemler ise özellikle Güneydoğu Anadolu'da yaygın insan hakları ihlallerine neden oldu.


5 Ekim 1995'te kurulan Tansu Çiller başkanlığındaki DYP azınlık hükûmeti TBMM'de güvenoyu alamadı. Başarısız güven oylamasından sonra seçim kararı alınarak ülkeyi seçime götürecek DYP-CHP koalisyon hükûmeti kuruldu. 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde terörle mücadele ve laiklik konularını öne çıkaran bir propaganda faaliyeti yürüten DYP aldığı yüzde 19,18 oy oranı ile üçüncü olan DYP 135 milletvekilliği kazandı. Seçimlerden sonra hiçbir partinin tek başına hükûmet kurabilecek milletvekili sayısı olmadığı için başlatılan hükûmet kurma faaliyetleri 1996 martında DYP ve ANAP arasında ANAYOL olarak adlandırılan hükûmetin kurulmasıyla sonuçlandı.


Daha sonra DYP ile Refah Partisi arasında kurulan REFAHYOL Hükûmeti kuruldu. 28 Haziran'da güvenoyu alan Necmettin Erbakan başkanlığındaki hükûmette Çiller de başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı oldu. Refahyol Hükûmetinden hoşlanmayan askerî kanat 28 Şubat 1997 tarihinde MGK tarafından “Postmodern Darbe” olarak adlandırılan kararlar alındı. Bu kararlar Refahyol Hükûmeti'nin çöküş sürecinin başlattı. 28 Şubat Kararlarının ardından, Başbakan Necmettin Erbakan koalisyon protokolü gereği başbakanlık görevinin Tansu Çiller'e verilmesi amacıyla 18 Haziran 1997'de istifasını vermiş, ancak Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yeni bir darbeyi önlemek amacı ile hükûmet ortakları arasındaki protokolü dikkate almayarak hükûmeti kurma görevini ANAP lideri Mesut Yılmaz'a vermiştir.


Bu olaylar sırasında Refahyol Hükûmetinin kurulmasına karşı çıkan ve daha önce tasfiye edilmiş muhaliflerin DYP'den kopmasıyla Hüsamettin Cindoruk liderliğinde Demokrat Türkiye Partisi (DTP) kuruldu. ANAP-DSP-DTP koalisyonunun (ANASOL-D) kurulması ile DYP 5,5 yıl aradan sonra tekrar muhalefete geçmiştir. 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde Doğru Yol Partisi seçim barajının çok az üstünde bir oranıyla %12 oy ile TBMM'ye giren 5. parti oldu. DYP'nin 85 milletvekilliği çıkardığı seçimlerde genel başkan Çiller, aday olduğu İstanbul'da ancak CHP'nin seçim barajını aşamamasıyla TBMM'ye seçilebildi.


DYP Üzerine Oynanan Oyunlar

Haziran 2001'de Fazilet Partisi'nin (FP) Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması ve Millî Görüş hareketinde meydana gelen bölünme sonucu “Milli Görüş ile dinin siyasete alet edildiğini” itiraf ederek “Biz gömlek değiştirdik ve Demokrat olduk” diyen R. Tayyip ERDOĞAN başkanlığında AKP kuruldu ve seçime gidildi. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde DYP siyaset mühendislerinin oyunları ile kıl payı %10 barajının altında bırakıldı. Bunun büyük bir oyun olduğu ve AKP’nin iktidarı için YSK’ya baskı yapılarak kıl payı baraj altında bırakıldığı daha sonraki itiraflarla açıklanacaktır. %36 oy ile birinci parti seçilen AKP hükümet kurdu ve AKP dönemi başlamış oldu.


16 sene sonra DYP’nin TBMM dışında kalmasının bütün sorumluluğunu üzerine alan Çiller 7. büyük kongrede aday olmayacağını açıkladı. 6 genel başkan adayının katıldığı 14 Aralık 2002'de yapılan 7. büyük kongrenin birinci turunda oy kullanan 1109 delegenin 815'inin oyunu alan Mehmet Ağar, DYP'nin 6. genel başkanı oldu.


Merkez sağda birlik için Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi'nin birleşmeleri yönündeki taleplerin yoğunlaşması sonucu, 5 Mayıs 2007 günü DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu iki partinin Demokrat Parti adı ile bütünleşmesi konusunda protokol imzaladılar. 27 Mayıs 2007 günkü kongrede partinin adı Demokrat Parti olarak değiştirilerek DYP kapatıldı.


Gültekin UYSAL Dönemi

6 Mayıs 2012 tarihinde yapılan, Demokrat Parti 8. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde Demokrat Parti Genel Başkanlığına Gültekin UYSAL seçildi.


1908 Osmanlı Ahrar Fırkası’nın kurulması ile başlayan DEMOKRAT MİSYON süreci bugün Gültekin UYSAL’ın Genel Başkanı olduğu DP’de devam etmektedir. DP dışındaki diğer partiler Demokrasi’nin imkanlarından faydalanarak kurulan ve zaman zaman iktidara da gelen İdeolojik ve Irkçı partilerdir. İdeolojik ve ırkçı zihniyetle ülkeyi yönettikleri için Demokrat değillerdir. Demokrat olmadıkları için ülkede adaleti sağlayamadıkları gibi ülke kalkınmasına da DP ve devamı olan AP ve DYP kadar faydalı olamamışlardır.


Bundan sonraki yazımızda Demokratların ülkeye hizmetlerini konu edineceğiz.

57 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör