• M. Ali KAYA

EHL-İ TAHKİK OLMAK

M. ALİ KAYA

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra pişman olursunuz” (Hucurat, 49:6.) buyurur ve bizi her habere araştırmadan inanmamaya ve araştırmaya, akıllı, uyanık ve ehl-i tahkik olmaya davet etmektedir.


Peygamberimiz (asm) Velid b. Ukbe’yi (ra) Benî Mustalık kabilelerine zekât memuru olarak göndermişti. Velid cahiliye dönemindeki bir husumetten dolayı kendisini karşılayan kabile öncülerinden korkarak geri döner ve kavmin irtidat ettiğini ve kendisini öldürmek için üzerine geldiğini söyler. Peygamberimiz (asm) buna çok kızar ve savaş açmayı bile düşünür. Ancak tahkik için Halid b. Velid’i (ra) gönderir. Halid b. Velid (ra) da gider tahkik eder ve onların namaz kıldıklarını görür ve zekatlarını alıp peygamberimizin (asm) yanına döner.


Bu hadise üzerine yukarıdaki ayet nazil olur.


**

Bu ayetin emri ve buna sebep olan olay bize “ehl-i tahkik olma” dersi verir. Nitekim Peygamberimiz (asm) “Her duyduğunu başkasına aktarmak kişiye günah olarak yeterlidir” (Müslim, Mukaddime, 5; Ebu Davud, Edeb, 80.) buyurmuştur. Bu sebeple günaha ve su-i zanna girmemek için çok iyi bilmediğimiz bir konuda ağzımızı açmamalıyız.


Zan ile hareket etmek ise insanı kesinlikle yanıltır. Zira yüce Allah “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın” (Hucurat, 49:10.) ferman eder.


Peygamberimiz (asm) sahabelerine ehl-i tahkik olmaları konusunda özel eğitim vermiştir. Nitekim bir gün sahabelerine sorar:

- “Bir elin kaç parmağı vardır?” ferman eder.

Sahabeler ezber bildikleri için hemen atılırlar ve:

- “Bir elin beş parmağı vardır” derler.

Peygamberimiz (asm) “Ben bunu istemedim!” buyurur.

Birkaç sahabeye daha sorar. Onlar da ezberden aynı cevabı verirler. Bu defa Hz. Ali’ye sorar. Hz. Ali (ra) elini kaldırır ve parmaklarını tek tek tutarak saymaya başladı.

- “Bir, iki, üç, dört, beş… Yâ Resulallah! Beş parmağı var!” der.

Peygamberimiz (asm) “İşte benim sizden istediğim şey budur!” buyurur.


**

Peygamberimizin (asm) sünnetine çok önem veren İslam alimlerinden İmam-ı Azam bir gün at üzerinde giderken biri İmam-ı Azama:

- Ya imam! Bir atın kaç ayağı vardır?” diye bir soru sorar.

İmam-ı Azam atından iner ve üzerine bindiği atın ayaklarını tek tek tutarak;

- Bir, iki, üç, dört… Görüyorsun ki bir atın dört ayağı vardır” der.


**

Peygamberin sünneti nedir?” diye bize bir sual sorulsa hemen “Sarık, cübbe, yüzük, misvak ve sakal” diye cevap veririz. Ama gerçek şu ki Peygamberin sünneti onun devamlı yaparak “Sıfat” haline getirdiği “Doğruluk, akıllı ve zeki olmak, güvenilir olmak, günahtan kaçmak ve Allah’ın dinini öğrenip insanlara öğretmektir.”

Ayrıca “Ehl-i tahkik olmak” da peygamberin (asm) en önemli sünnetlerindendir.


**

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Muhakemat” isimli eserine şöyle başlar: “İslamiyet’in mağz ve lübbünü terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve su-i fehim ve su-i edeple İslâmiyet’in hakkını ve müstahak olduğu hürmeti ifa edemedik. Tâ, o da bizden nefret ederek evhâm ve hayâlâtın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi.”


Evet durum bundan ibarettir.

4 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör