• M. Ali KAYA

FARABİ EL-TÜRKÎ (M.870-950)

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2021

M. Ali KAYA

Ebu Nasr Muhammed el-Farabi 870 tarihinde Farab’da Türk bir aileden dünyaya geldi ve 950 tarihinde Şam’da vefat etmiştir. İlk eğitimini Farab’da, medrese eğitimini de Rey ve Bağdat’ta tamamladı. Sonra Harran’a geldi ve orada Yuhanna b. Haylan’dan Aristo’nun felsefesini öğrendi. Halep’de Hemedan hükümdarı Seyfüddevle’nin misafiri oldu.


Arapça, Farsça ve Süryaniceyi öğrenen Farabi Yunan Felsefesini anlamak ve tercüme etmek için Yunancayı anadili gibi öğrendi. Yüzden fazla eser yazan Farabi Platon, Aristoles, Plotinus ve Zenon felsefesini çok iyi öğrendi ve islami yöneden yorumlayarak İslam dünyasına kazandırdı. İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd ondan çok etkilenmişlerdir. Onun talebeleri sayılır. Ancak Farabi onlar kadar ün ve nam kazanmamıştır.


Felsefesi:

Farabi varlığı büyük alem ve küçük âlem olarak ikiye ayırır. Büyük âlem kainat, küçü âlem ise insandır. Aristo felsefesine dayanan akılcı bir mantık sistemi kurmuştur. Ahlakın temelinin bilgiye dayandığını savunan Farabi, “Akıl bilgi sayesinde iyiyi kötüden ayırır” demiştir.


Aristo’nun Madde ve Suret teorisini aynen kabul eden Farabi, Fiziği de Metafiziğe bağlayarak varlığın özünü meydana getiren toprak, su, hava ve ateş’in belli ölçülerde bir araya gelmesinden varlık denen kâinatın meydana geldiği düşüncesini benimsemiştir. Bu oluşumu sağlayan ise “Akl-ı Faal” denen ve “Vacibu’l-Vücut” olan yüce yaratıcıdır. Farabi fen bilimlerini de Fizik, Matematik ve Metafizik olmak üzere üçe ayırır. Bu sınıflandırma daha sonra Batı filozoflarınca kabul görmüştür.


Ses olayını fiziki olarak ele alıp hava titreşimlerinden meydana geldiğini ilk olarak açıklayan Farabi olmuştur. Ses ile ilgilenmesi, titreşimlerin dalga uzunluklarını ölçmesi Musiki notalarını ve bunları meydana getiren çalgı aletlerinin gelişimine katkı yaptı. Bununla beraber Tıp alanında çalışmalar yaparak ilaçlarla ilgili çeşitli kitaplar yazdı.


Farabi her şeyin yüce Allah’tan sudur ettiğini ve Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacının olmadığını Allah’ın ezeli ve ebedi var olduğunu Aristo mantığı ile ispat etmiştir. Allah’ın Vacibu’l-Vücut, Allah’tan başka varlıkların onun cömertliğinden ve sevgisinden sudur eden Mümkünü’l-Vücut varlıklar olduğunu söylemiştir. Farabi felsefesinde Allah her şeyin kaynağıdır. O sevilen ve seven sevgi, bilen ve bilinen bilgidir. Allah Akl-ı küldür, ondan Akl-ı evvel ve sırasıyla on akıl sudur eder. Madde Allah’a en uzak olan varlıktır. Etkin akıl insan ruhunun da sebebidir.


Farabi’ye göre insan ruh ve bedenden meydana gelen bir varlıktır. Bedenin yetkinliği ruhtan, ruhun yetkinliği ve mükemmelliği de akıldan kaynaklanır. Eylem, anlama ve algılama ruha ait durumlardır. Yine Farabi’ye göre bitkisel hayat, hayvani ruh ve insanî şuur denen üç nevi ruh vardır. İnsanda bulunan akıl ve şuur ile insan iyi ile kötüyü ayırabilir.


İnsanın kendisini anlaması için evreni ve varlığı anlaması gerekir. Varlığı anlamak için varlığın amacını anlamak gerekir. Varlığın amacını anlamak ise insanın gerçek mutluluğunu temin eder.


Kur’an ile Felsefenin arasındaki uyumu sağlamak için akıl yoluyla felsefeyi yorumlayarak din ile felsefeyi barıştırmaya çalışmış bunda da kısmen başarılı olmuştur. Bununla beraber Felsefeyi dinin karşıtı gibi görenler anlamadıkları için Farabi ve İbn-i Sina’yı eleştirmişlerdir. Gerçek bilgin olan İmam-ı Gazali ise felsefeyi tam olarak karşısında almamış, Farabi ve İbn-i Sina gibi filozofların yanılgılarını da ortaya koymuş, ancak Mantığın önemine dikkatleri çekmiştir. Farabi ve İbn-i Sina’yı da İslam dışına itmeye çalışanlara karşı onların belki büyük bir mutasavvıf ve Allah dostu olamayacaklarını ancak İslam dışına da atılamayacağını anlayacakları dilden anlatmış ve “Adi bir mü’min de mi olamaz?” demiştir.


Aristo ve Platon felsefesini ıslah ederek Felsefi bir ekol haline getiren Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşd ve İbn-i Bâcce’nin felsefi kitaplarını da batılılar kendi dillerine tercüme ederek Rönesans ve Reform hareketlerinin doğmasını sağlamışlardır. Böylece batı dünyası da İslam filozoflarından oldukça etkilenmişler, onların felsefi düşünceleri yanında Matematik, Fizik, Tıp, Astronomi, Kimya ve Estetik denen Müzik bilgilerinden oldukça istifade etmişlerdir.


Platon’nun “Devlet” isimli çalışmasını da yorumlayan ve İslami bir kimlik kazandıran Farabi “Siyasetü’l-Medeniye” isimli devleti ve idareciliği yorumlayan bir kitap yazarak “Devlet Felsefesi”ne katkı sağlamıştır.


“Erdemlerin en büyüğü bilimdir” diyen Farabi Felsefe yanında din, ahlak, psikoloji, politika, doğa bilimleri ve müzikle ilgilendi. “Cevher” “Zaman” “Boşluk” gibi kavramlar Farabiye ait tezlerde konu edilen kavramlar olmuştur. “Gökyüzünün Hareketi” “Ruh Hakkında” “Çokluk ve Teklik Hakkında” “Akıl ve Bilinç” gibi risaleleri batı dillerine terceme edilerek büyük etki meydana getirdi.


Farabi’nin Felsefî çalışmaları 1890 yılında F. Dieterici tarafından “Al-Farabis Philosophische Abhandlungen” yani “Farabi’nin Felsefe Yazıları” adı altında batıda yayınlandı.


Farabinin Diğer Eserleri:

1. İhsâu’l-Ulum: İlimlerin Sınıflandırılması.

2. Es-Siyasetu’l-Medeniye: Devlet Felsefesi.

3. El- Medinetü’l-Fazıla: Erdemli Şehir.

4. Risale Fi İsbatu’l-Müfârekât: İhtilaflı Konuların Aklen İspatı.

5. Telhis-i Nevâmis-i Eflatun: Eflatunun Kanunlarının Özeti

6. Kitabu Mûsikatu’l-Kebîr: Büyük Müzik Kitabı.

33 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör