GÜNÜMÜZDE RİSALE-İ NUR NASIL ANLAŞILMALI

M. Ali KAYA

Risale-i Nurlar ne bir tabiat bilgisi kitabı ne de bir sosyal bilimler ansiklopedisi değildir. Risale-i Nur Kur’ân-ı Kerimin tefsiri olup Kur’ân-ı Kerimdeki manaları idrak etmemize aracılık eder ve bunun yollarını gösteren bir kılavuzdur. Onlardan istifade bir metot kullanılması ile olur. O bir teori ve doktrin kurulmasına kaynaklık eden bir eser değildir. O hayatımıza yön veren, imanımızı kuvvetlendiren ve kemale erdiren bizi iman ve Kur’an talebesi yapan, imana hizmet etmemizi sağlayan ve İslam’ı yaşama şuuru veren eserlerdir.

Risale-i Nurların bize talim ettiği esaslar “İman, ihlas, fedakârlık, kardeşlik” duygularıdır. Risale-i Nurun gerçek fonksiyonu budur.


Risale-i Nur anlaşılması ve yaşanması için vardır. Risale-i Nurun hakikatleri imanımızı inkişaf ettirir. İmanın inkişafına bağlı olarak ahlakımız güzelleşir ve duygularımız inkişaf eder. İmanın tekamülü güzel ahlak ve ihlaslı ibadet olarak yansır. Şayet Risale-i Nurlar samimiyetle okunur ve anlatmak istediği iman hakikatleri güzel şekilde anlaşılırsa imana ve ferdî hayata ait önemli problemler giderek hal yoluna girer. Nitekim Peygamberimiz (asm) “İmanı mükemmel olanın ahlakı da mükemmel olur” (Tirmizi, Radâ, 11.) buyurmuşlardır. Bu imanın ferdî hayata bakan yönüdür.


Bir de imanın sosyal hayata bakan yönü vardır. Toplumda birliği ve dirliği, uhuvvet ve muhabbeti sağlayacak olan “Hürmet, merhamet, itimat, günahlardan kaçmak ve itaat” gibi sosyal hayatın olmazsa olmazı ancak imanla inkişaf eder. “İhlas, kardeşlik, iffet, fedakârlık, cömertlik, yardımseverlik ve sadakat” gibi duygular da imanla inkişaf eder ve yerleşir. Toplumda manevi ve ahlakî değişimin yaşanması imana, yani Allah korkusu ve ahirette hesap verme duygusuna bağlıdır. Yüce Allah “Siz kendi gidişatınızı değiştirmezseniz Allah sizin durumunuzu değiştirip düzeltecek değildir” (Ra’d, 13:11.) buyurur. Ferdî ve sosyal gelişme insanların irade, akıl ve çalışmalarına bağlıdır. İyi olanı isteyecek ve bu yolda gayret edeceksiniz ki Allah da size yardım etsin.


Ne demişler “Davranışlarınızı değiştirmezseniz sonuçları değiştiremezsiniz. Aynı davranışı yapıp farklı sonuç beklemek mümkün değildir.” Maddi değişimin gerçekleşmesi ancak manevi değişimle mümkün olur. Önce inancınızı düzelteceksiniz, sonra düşüncelerinizi düzelteceksiniz ki sonuçlar da hayırlı bir şekilde değişsin. Risale-i Nurlar doğru inancı göstermek ve ispat etmekle gerek ferdi gerekse toplumun iyi yönde gelişmesine sebep olmaktadır.


Ne acıdır ki 12 Eylül 1980 sonrası önce siyasi ve sosyal hayatta bir bozulma başlamıştır. Ehl-i dalalet ve küfür, zındıka, komünizm ve mason cereyanı dinsizlikle bu millete yapamadığı kötülüğü, bu defa nifak ve münafıklıkla, “nifak cereyanına güç vermekle” yapmaya başlamış ve kısmen başarılı da olmuştur. Önce siyasi ve sosyal hayatı bozmuş, hürriyetleri kısıtlayarak adaletsizliğe sebep olmuştur. Hürriyetleri kısıtlamanın en basit örneği “Seçimlerde %10 barajı” getirmesiyle seçme ve seçilme hürriyetinin kısıtlanmasıdır. Diğerleri bunu takip etmiştir. Daha sonra “Toplum Mühendisliği Projeleri” ve “İdeolojik Siyasi Partilerin” desteklenmesi “Irkçılığın körüklenmesi” “Dini siyasete alet edenlere” imkanların tanınması ile “Hürriyetçi ve Demokratlar” siyasetten dışlanarak toplumda bölünmeler ve ayrıştırmalar meydana getirmiş, düşmanlıklar körüklenmiş ve anarşiyi artırmışlardır. Böylece İstibdat yönetimi olan başta Firavun olmak üzere tüm diktatörlerin uyguladığı “Toplumu böl, düşmanlıkları körükle, inancı ve ahlakı tahrip et iktidarını güçlendir” (Kasas, 28:88.) formülünü uygulamışlardır.


Bütün bu tahribata karşı yegâne çare “Risale-i Nurun iman hakikatleri neşretmek” ve “Bediüzzaman’ın Risale-i Nurlarda ortaya koyduğu siyasi ve içtimai dersleri bu halka anlatmak” böylece imana, hürriyete ve uhuvvete hizmet etmektir.

13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör