• M. Ali KAYA

HAKLI ŞURA

M. ALİ KAYA

Küçük cemaatlerin dar kapsamlı yaptıkları danışma meclislerine “meşveret” büyük ve geniş katılımlı olanlarına da “şura” denir.


Meşveret ve şuradan çıkan her karar doğru ve haklıdır denemez. Bu kararların oy çokluğu ve ittifakla alınmış olması da haklı ve isabetli olduğunu göstermez. Meşveretin kendisinin de “doğruluk, üyelerin doğru bilgilendirilmesi, temel adalet ve hakkaniyet ölçülerine ve meşveret esaslarına uygunluk, hakkaniyet, insaf ve adalet” unsurlarını taşıması gerekir.


Aksi taktirde meşveret olur ama haksız bir meşveret olur.


Herhangi bir cinayeti işlemek ve bir hak gasbını gerçekleştirmek için yapılan meşveretlerin ve alınan kararların doğruluğu ve haklılığı savunulabilir mi?


**

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri 1909’da “Divan-ı Harb-i Örfi” de “İttihat ve Terakki”nin müstebitleri tarafından “irtica!” ile suçlanıp yargılanırken şöyle der:

“Eğer meşrutiyet bir fırkanın istibdadından ibaret ise ve hilaf-ı şeriat hareket ise bütün dünya, cin ve ins şahit olsun ki ben mürteciyim! Zira, yalanlarla ittihad yalandır. Ve ifsadat üzerine müesses olan ism-i meşrutiyet, fâsittir. Müsemmâ-i meşrutiyet hak, sıdk, muhabbet ve imtiyazsızlık üzerine beka bulacaktır." (Divan-ı Harb-i Örfi, 41.)


**

Özellikle cemaatî yapılarda aynı inanç ve düşünceyi paylaşan ve aynı ideali taşıyanların, yaptıkları meşveretler sağlıklı sonuç verir. Zira Bediüzzaman’ın “İhlas Risalesinde” ifade ettiği gibi “sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı vazife ile tevafuk etmek” “samimi bir ittifak” içinde olmaları ihlaslarının gereğidir.

Aksi taktirde zaten ihlas ortadan kalkmış olur.


Bu durumda “Cemaatte vahid-i sahih olmazsa cem ve zam kesir darbı gibi küçültür. İnsanlarda sıhhat ve istikamet ile vahdet olmazsa, ziyadeleşmekle küçülür, bozuk olur, kıymetsiz olur.” (Mektubat, 804.)


**

Meşvereti herkes Allah’ın emri ve peygamberin sünneti olarak yapıyor; ancak Bediüzzaman “Haklı Şurâ”dan bahsediyor. “Haklı şûrâ ihlâs ve tesanüdü netice verdiğinden, üç elif, yüz on bir olduğu gibi, ihlâs ve tesanüd-ü hakiki ile, üç adam, yüz adam kadar millete fayda verebilir.” (Hutbe-i Şamiye, 67.) buyuruyor.


İhlas ve tesanüdü netice vermeyen bir şuranın haklı şura olmadığını söylüyor.

Başka söze gerek var mı?

9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör