• M. Ali KAYA

HAYAT NEDİR?

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. ALİ KAYA

Soru:

Hayatın 29 hassasını açıklayıcı cümleler ile kısaca özetleyebilir misiniz?


Cevap:

İsm-i Hayy ve ism-i Muhyînin bir cilve-i âzamından olan "Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir?" sualine karşı, fihristevâri cevap şudur ki:


Hayat,

1. Şu kâinatın en ehemmiyetli gayesi: Kainatın yaratılış amacı Allah'ın bilinmek istemesidir. Allah’ı akıl ve şuur sahipleri eserleri ile bilir ve tanır. Bunun için hayat sahibi olmak şarttır ve varlıkta her şey hayatı meyve verecek şekilde planlanmış ve varlık hayata hizmet etmekle amacını gerçekleştirir. Böylece kâinattaki tüm varlıkların amacı hayata hizmet olmuştur. Zira Allah’ı bilmek ve tanımak ancak hayatla mümkündür.


2. Hem en büyük neticesi: Kâinattaki bütün varlıkların hizmetlerinin neticesi her şeyden hayatı çıkarmaktır. Güneş sisteminden galaksilere, atomlardan unsurlara kadar bütün varlıkların amacı hayatı netice vermektir.


3. Hem en parlak nuru: Varlıkların ortaya çıkması ve görünmesi, bilinmesi ve anlaşılması hayata bağlıdır.


4. Hem en lâtif mayası: Varlıkları bir amaca ve gayeye yönlendiren, cansız varlıkları canlandıran ve onlara bir anlam kazandıran hayattır.


5. Hem gayet süzülmüş bir hülâsası: Hayat kâinatta bulunan varlıkların bir özetidir. En basit bir kâinatın tümü ile münasebet kurarak sanki onun bir özeti olur.


6. Hem en mükemmel meyvesi: Varlığı bir ağaca benzetirsek hayat onun meyvesi olur.


7. Hem en yüksek kemâli: Varlık hayat ile kemalini bulur. Yoksa nakıs bir vaziyette kalır.


8. Hem en güzel cemâli: Varlığa anlam ve güzellik katan ancak hayattır. Hayatsız hiçbir şey anlamlı ve güzel değildir.


9. Hem en güzel ziyneti: Varlığı süsleyen ve değer katan da hayattır. Hayat olmazsa hiçbir şeyin değeri ve kıymeti olmaz.


10. Hem sırr-ı vahdeti: Varlık birbirine yabancı ve ayrı ayrı iken onları anlamlı bir şekilde bir araya getiren ve buluşturan, çokluk içinde birliği sağlayan, bir gaye ve amaç etrafında toplayarak aynı amaca hizmet ettiren hayattır.


11. Hem rabıta-i ittihadı: Varlık âleminde bulunan atomları ve elementleri birleştiren ve bir araya getiren hayat olduğu gibi, madde, ruh, duygu, akıl ve şuur gibi birbirine zıt ve çok farklı şeyleri bir araya getiren ve bir amaca hizmet ettiren hayattır.


12. Hem kemâlâtının menşei: Varlığı yüksek gaye ve amaçlara yönlendiren, terakki ve tekâmül ettiren, onlardan hiç umulmadık yüksek gaye ve maksatlara hizmet ettirerek kendisini de geliştiren hayattır.


13. Hem san'at ve mahiyetçe en harika bir zîruhu: Varlığa ve maddeye sanat ve şekil veren, ruhun hanesi haline getiren ve ruhun içine girerek yerleşmesine ve kendisini geliştirmesine sebep olan da yine hayattır.


14. Hem en küçük bir mahlûku bir kâinat hükmüne getiren mucizekâr bir hakikati: En basit bir varlığı, maddeden ibaret olan bir yığını, mucizevî bir surette bütün kâinatla münasebet kuracak ve onlardan istifade edecek ve kâinatı temsil edecek şekle getiren hayattır.


15. Hem güya kâinatın küçük bir zîhayatta yerleşmesine vesile oluyor gibi, koca kâinatın bir nevi fihristesini o zîhayatta göstermekle beraber, o zîhayatı ekser mevcudatla münasebettar ve küçük bir kâinat hükmüne getiren en harika bir mucize-i kudrettir: Hayat öyle mucizevî bir kudrettir ki mesela bir sineğin kâinatın bütünü ile birden münasebetine sebep olur. Hayatın duyguları olan göz, kulak, iştiha, ihtiyaç ve rızk münasebeti ile bütün varlıklarla bir münasebet peyda eder. Adeta tüm kâinatın bir fihristesi ve bir listesi olur. Böylece kâinatı yaratan zatın bir eseri olduğunu da ispat eder. Kâinatı yaratamayanın bir sineği icat edemeyeceğini anlatır.


16. Hem en büyük bir küll kadar, hayat ile küçük bir cüz'ü büyülten ve bir ferdi dahi küllî gibi bir âlem hükmüne getiren ve rububiyet cihetinde kâinatı tecezzî ve iştiraki ve inkısamı kabul etmez bir küll, bir küllî hükmünde gösteren fevkalâde harika bir san'at-ı İlâhiyedir: Hayat Allah'ın öyle harika bir sanatıdır ki, en küçük bir canlıyı en büyük cansızdan daha büyük hale getirir. Canlı bir böcek cansız bir dağdan daha çok kâinat ile münasebet kurar. Güneş, dünya, hava, su ve benzer bütün varlıklar hayat sahibi olan o sineğin adeta bir hizmetçisi durumuna düşer.


17. Hem kâinatın mahiyetleri içinde Zât-ı Hayy-ı Kayyûmun vücub-u vücuduna ve vahdetine ve ehadiyetine şehadet eden burhanların en parlağı, en kat'îsi ve en mükemmeli: Allah'ın varlığına, birliğine ve varlığının vacip ve gerekli olduğuna en mükemmel delil yukarıda özelliklerini saydığımız hayattır. Varlıklardaki oluşumları bir sebebe bağlayabiliriz, ama hayatın bir sebebi vardır o da Hay ve Kayyum olan Allah'ın irade ve kudretinin eseri olmasıdır. Başka hiçbir şekilde hayatı izah edemeyiz. Bunun için Allah'ın varlığına ve birliğine en mükemmel ve en parlak delil hayattır.


18. Hem masnuat-ı İlâhiye içinde en hafîsi ve en zâhiri, en kıymettarı ve en ucuzu, en nezihi ve en parlak ve en mânidar bir nakş-ı san'at-ı Rabbâniyedir: Bütün bunlarla beraber Allah'ın yarattığı varlıklar ve sanatlar içinde hayat en açık olmakla beraber en kapalı ve bizce mahiyeti bilinmeyen, en değerli olmakla beraber en ucuz, en parlak ve en nezih varlık hayattır.


19. Hem sair mevcudatı kendine hâdim ettiren, nâzenin, nazdar, nazik bir cilve-i rahmet-i Rahmâniyedir: Hayat öyle bir şeydir ki en nazik, en nazdar ve nâzenin olmakla beraber bütün varlığı kendisine hizmet ettirmekte ve yardımına koşturmaktadır.


20. Hem şuûnât-ı İlâhiyenin gayet câmi bir aynasıdır: Hayat Allah'ın işlerini bize bildiren ve Allah'ın isimlerinin tecellilerini en parlak şekilde gösteren en mükemmel ayinesidir.


21. Hem Rahmân, Rezzak, Rahîm, Kerîm, Hakîm gibi çok Esmâ-i Hüsnânın cilvelerini câmi ve rızık, hikmet, inâyet, rahmet gibi çok hakikatleri kendine tâbi eden ve görmek ve işitmek ve hissetmek gibi umum duyguların menşei, madeni bir acube-i hilkat-i Rabbâniyedir: Hayat ihtiyaçlar silsilesi ile hayat sahibinin Allah’a olan ihtiyacını en çok hissettiren bir hakikattir. Görmek, işitmek, hissetmek gibi duyguların kaynağı hayat olduğu gibi, ihtiyaç silsilesi ile Allah'ın rızık verici, merhametli, ikram edici, hikmet sahibi olduğunu ve daha bunun gibi bin bir Esma-i Hüsnası ile Allah’ın bilinmesine ve tanınmasına sebep olan çok harika bir mucizesidir.


22. Hem hayat, bu kâinatın tezgâh-ı âzamında öyle bir istihale makinesidir ki, mütemadiyen, her tarafta tasfiye yapıyor, temizlendiriyor, terakki veriyor, nurlandırıyor. Ve zerrat kafilelerine güya hayatın yuvası olan her ceset, o zerrelere vazife görmek, nurlanmak, talimat yapmak için bir misafirhane, bir mektep, bir kışladır. Adeta Zât-ı Hayy ve Muhyî, bu makine-i hayat vasıtasıyla, bu karanlıklı ve fâni ve süflî olan âlem-i dünyayı lâtifleştiriyor, ışıklandırıyor, bir nevi beka veriyor, bâki bir âleme gitmeye hazırlattırıyor: Ayrıca hayat bir istihale makinesidir, gereksiz ve lüzumsuz maddeler ve mahlukatın atıkları hayat sayesinde gereksi ve lüzumsuz atık madde olmaktan çıkarak yeniden faydalı ve menfaatli hale gelir. Cansız zerreler, moleküller ve maddeler canlı bir vücuda girerek adeta eğitilir ve terakki eder, tekâmül eder ve bir üst mertebeye terakki ederek şuurlu ve canlı hale gelirler. Böylece bu dünyanın en basit maddeleri de ebedi hayatın daima canlı maddelerin dönüşür. Terakki ve tekâmül ile cennete layık hale gelirler.


23. Hem hayatın iki yüzü, yani mülk, melekût vecihleri parlaktır, kirsizdir, noksansızdır, ulvîdir. Onun için, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya dest-i kudret-i Rabbâniyeden çıktığını âşikâre göstermek için, sair eşya gibi zâhirî esbabı, hayattaki tasarrufât-ı kudrete perde edilmemiş bir müstesna mahlûktur: Hayatın her şeyi güzeldir. Mülk ciheti dediğimiz dış yüzü hiçbir cihette kusur kabul etmez. Aynı şekilde melekut ciheti de daha güzeldir. Bu nedenle Allah hayatı doğrudan kendi kudretinin eseri olarak göstermiş, hayatın önüne sebepler zincirini ve perdesini koymamıştır.


24. Hem hayatın hakikati, altı erkân-ı imaniyeye bakıp mânen ve remzen ispat eder: Hayat imanın altı şartını kesin olarak ispat eder. Başka delile ihtiyaç kalmaz.


25. Hem Vâcibü'l-Vücudun vücub-u vücudunu ve hayat-ı sermediyesini: Hayatın hiçbir sebebe bağlı olmaması doğrudan Allah'ın “Vacibu’l-Vücut” olduğuna delildir. Hem hayatın bedenlere girip çıkması o hayatı verenin ebedi bir hayata mazhar olduğunu gösterir en parlak delildir.


26. Hem dâr-ı âhireti ve hayat-ı bâkiyesini: Hayat ayrıca ahret hayatını da ispat eder. Zira “Hay ve Kayyum olan Allah'ın ebedi hayata mazhar olması hayatın ve hayat sahiplerinin de ebedi bir mazhariyete ve baki bir hayata delildir.


27. Hem vücud-u melâike: Dünya gibi geçici, basit, küçük bir hanede haytın bu derece çok olması ve her şeyin hayata hizmet etmesi dünya dışındaki bütün gezegenlerde ve galaksilerde de hayatın varlığına delildir. Oralarda yaşayan hayat sahiplerine ise melâike ve ruhaniyat denir. Bu da hayatın meleklerin hayatına delil olması demektir.


28. Hem sair erkân-ı imaniyeye pek kuvvetli bakıp iktiza eden bir hakikat-i nuraniyedir: Bunun gibi hayat diğer imana ait hususların tümüne, cennete, cehenneme, öldükten sonra dirilmeye, peygamberlere, kitaplara ve kadere en güzel delildir.


29. Hem hayat, bütün kâinattan süzülmüş en sâfi bir hülâsası olduğu gibi, kâinattaki en mühim bir maksad-ı İlâhî ve hilkat-i âlemin en mühim neticesi olan şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbeti netice veren bir sırr-ı âzamdır: Hayat kâinatın hülasası olduğu ve her zihayatı kâinat ile münasebetine sebep olduğu gibi, kâinatın ve insanın yaratılış amacı olan Allah’ı ve nimetlerini tanımaya ve şükre, ibadet ve hamde dahi en önemli sebeptir. Hayat olmazsa şükür ve ibadet yapılamaz.


İşte, hayatın bu mezkûr yirmi dokuz ehemmiyetli ve kıymettar hassalarını ve ulvî ve umumî vazifelerini nazara al. Sonra bak, Muhyî isminin arkasında ism-i Hayyın azametini gör. Ve hayatın bu azametli hassaları ve meyveleri noktasından, ism-i Hayy nasıl bir İsm-i Âzam olduğunu bil.

(30. Lem’anın 5. Nüktesi)


M. Ali KAYA

19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör