• M. Ali KAYA

HAYATI İYİ YAŞAMAK

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. ALİ KAYA

Giriş

Hayalimiz var mı? Düşlediğimiz hayat, hayallerimizin olmasına ve bunun için doğru çalışmamıza bağlıdır. İnsan “aklı ve iradesi” olan bir varlıktır. Aklını ve iradesini iyi kullanır, bunu da dinin emrine verirse hayatta mutlu ve başarılı olmak için en önemli şeyi yapmış olur.


İnsanın cevheri büyüktür, vazifesi de büyüktür. Buna layık olmak için yüce Allah çalışmamızı istemektedir. Din dilinden çalışmanın adı “Salih Amel” ve “İbadettir.” Kur’ân-ı Kerim Ahirzaman Peygamberine gönderilen ve dünyanın sonu anlamında Ahirzaman’a hitap eden bir kitaptır ve “Okumayı emretmekle” inzal edilmeye başlamıştır. İnsanın okuyan, öğrenen ve buna göre kabiliyetlerini inkişaf ettirerek terakki ve tekâmül eden bir varlık olduğu için toplumlar da zamanla terakki ederek ahir zamanda büyük bir medeniyet oluşturmuşlardır. Bu medeniyetin temeli “Okumaya” bağlıdır.


Çağımız “Bilgi Çağıdır.” Bu çağın özelliği bilgi üretimidir. İnternetin keşfi ile bilgi yaygınlaşmıştır. Herkes bilgiye bir tıklama ile ulaşabilmektedir. Bu zamanın en büyük gücü “Akıl ve Beyin” gücüdür. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu gerçeği şöyle ifade eder: “Elbette nev'-i beşer âhir vakitte ulûm ve fünuna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ilmin eline geçecektir. Her şey ilme bağlıdır.” (Sözler, s.239.)


Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39:9.) Allah bilenlerin derecelerini yükseltir. (Mücadele, 58:11.) Peygamberimiz (asm) de “İlim öğrenmek kadın erkek herkese farzdır.” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 17.) “İlim Çinde de olsa gidiniz alınız” (Keşfu’l-Hafa, 1:138.) buyurur. Çinden alınacak ilim elbette fen ve teknik ilmidir. Yine “Hikmet müminin yitik malıdır nerede bulursa almalıdır.” (Tirmizi, İlim, 19; İbn-i Mâce, Zühd, 15.) buyurmuşlardır.


Hikmet, fen ve eşyaya hakimiyettir. İnsanlığın faydasına çalışmaktır. Zühd ise mala değil ilme ve hikmete yönelmektir. Beşikten mezara kadar ilim peşinde koşmaktır. Bunu başkası için değil, kendimiz için okumalıyız. Altın ve elmas gibi değerli olmak için okumalıyız. Yüce Allah bizden bunu istiyor. Kabiliyetlerimizi geliştirmemizi istiyor.


Bediüzzaman Said Nursi’nin en değerli talebesi Zübeyir Gündüzalp “Kendimizi ıslah etmek için, kendimizi yetiştirmek için okumalıyız” der. (Altın Prensipler, 31.) İnsan kendi nefsi için okursa istifade eder. Başkası için okursa istifade edemez.

İyi bir hayat kurallı hayattır. İyi bir hayatın kurallarını şöyle belirleyebiliriz.


Kural-1: Elinizdeki imkanları sayınız ve bunları en iyi şekilde kullanınız.

Allah’ın size vermediklerini hayal ederek durmayınız. Allah bize sağlık, sıhhat, ömür ve akıl vermiştir. Bunu en iyi şekilde kullanarak şartlarımızı değiştirir daha güzel imkanlara da kavuşabiliriz. Siz size verilen imkanları güzel kullanırsanız daha iyilerine layık olduğunuzu göstermiş olursunuz. Allah da size daha güzel imkanlar açar.


Allah’ın nimetlerine şükretmek onları yerli yerinde kullanmakla mümkündür. Yüce Allah “Şükrederseniz artırırım” (İbrahim, 14:7-8.) buyurarak nimetin artmasını şükretmeye bağlamıştır. Mevcuttan şikâyet ederseniz onları kullanamazsınız. Onları kullanmazsanız daha iyilerine kavuşamazsınız. Mesele bu derece açık ve nettir.


Kural-2: Sizden beklenenden daha fazla verimli olun ve aranan kişi olunuz.

Nerede çalışırsanız çalışın, daha çok verimli olursanız insanlar size ihtiyaç duyarlar. Siz de daha çok sevgiye, yardıma ve kazanca kavuşursunuz. Aranan ve sevilen birisi olursunuz.


Başarısız insanlar ikiye ayrılırlar:

Birincisi: kendilerine söylenen şeyi duymazlar ve yapmazlar.

İkincisi: Beklentiye cevap vermezler.


Başarılı olanlar ise çalışmalarıyla ve performanslarıyla herkesi şaşırtanlardır.


Kural-3: Hatalarınızdan dolayı üzülmeyin ve geriye dönüp bakmayın. Yeni öğrendiğiniz şeyle ilerlemeye bakınız.


Başarı başarısızlıkla beraberdir. Başarısızlık bir tecrübedir. Yenilgi daha iyiye gitmenin bir adımıdır. Olumsuzluklar insanı olgunlaştırır. Yanlışlıklar insana neyin yanlış olduğunu öğretir. Her sonuç yeni bir başlangıçtır.


Kural-4: Her başarınızı ailenizle paylaşın ve kendinizi ödüllendirin.

Herkes sizinle dalga geçse de aileniz sizi ödüllendiriyorsa ve arkanızda ise mesele yoktur. Bu sizi başarıya götürür. Çocuklarınızın da iyi bir örneğe ihtiyacı vardır ve bu siz olun.


Kural-5: Bugünü yaşayın.

Hayat üç gündür. Dün, bugün ve yarın. Dünkü gün elimizden çıktı, yarına da sahip değiliz, o halde hayatı bulduğun gün olarak bilmek ve günü değerlendirmek gerekir. Bugünü güzel düşünceler üzerine kurun. Sonra hayata gülerek ve gülümseyerek bakın!


Bugünün değerini bilin. Zira yüce Allah her insana her gün 24 saat verir. Bu zamanı güzel ve verimli değerlendirenler başarılı bir hayat yaşarlar. Çoğumuz zamanımızı boş şeylerle öldürürüz. Yine yüce Allah her gün bir saati ahirete ayırmamızı istemiş ve bunun için günün belli vakitlerinde “Beş vakit” namazı emretmiştir. Hem dinlenme, hem temizlik, hem kalbin ve ruhun rahatı, hem sıkıntı ve üzüntülerimizin teselli kaynağı hem de ahiret azığı olmasını istemiştir. Zaman yönetimini de insan “Beş vakit namaza” göre ayarlar mesaisini de buna göre tanzim ederse en güzel şekilde zamanı değerlendirmiş olmaz mı?


Kural-6: Siz kendinizi övmeyin işiniz sizi övsün.

Süleyman Demirel “Biz susarız eserlerimiz konuşur” diyordu. Zaten çalışmaktan, iş yapmaktan ve bu ülkeye hizmet etmek, yatırım yapmaktan konuşmaya zamanı yoktu. Bu sebeple kendisine “Baba” dendi ve “Barajlar Kralı” unvanı verildi. Ama ne var ki her nimet sahibine haset edildiği gibi ona da haset edildi ve husumet çekti.


Ne demişler:

“Erbab-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde…”

Siz de eserlerinizle konuşun…


Kural-7: Boş ve faydasız işleri bırakın…

İnsanın elbette eğlenmeye ve dinlenmeye de ihtiyacı vardır. Ama eğlenmek çalışarak yorulan insanların hakkıdır. Peygamberimiz (asm) “Malayani ve boş işleri terk etmek Müslümanlığın güzelliklerindendir.” (Tirmizi, Zühd, 11.) buyurmuşlardır.


Avcılık, kuş besiciliği, köpek bakımı ve olta ile balık tutmak gibi şeyler akıllı ve zeki insanların işi değildir. Bunların yerine daha faydalı şeylerle meşgul olmak gerekir. İnternette oyunlar oynamak da akılsız ve cahillerin işidir.


Kural-8: İyi alışkanlıklar edinin…

Alışkanlıklar insan hayatında önemlidir. Alışkanlıklar bir defa kazanıldı mı hayat boyu onu terk etmez. Bu sebeple iyi alışkanlıklar edinmek gerekir. En basitinden sigara gibi basit bir alışkanlığı terk etmek çoğu zaman mümkün olmamaktadır.


İyi alışkanlıkların başında sabah erken kalkmak ve işlerini planlamak gelmektedir. Bunun yanında beş vakit namaz kılmak, temizlik alışkanlığı, güzel konuşma alışkanlığı önemlidir. Argo konuşmak ve özellikle küfürlü sözler gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmak gerçekten zordur.


Kötü alışkanlıklardan kurtulmanın en etkin yolu, başlamamak ve hiç denememektir. Bizler iyi alışkanlıklarımızla tanınmamız gerekir.


Kural-9: Yarının planını bugünden yapınız.

“Ne yapacağım!?” demeyiniz, kararlı olunuz ve “Yarın şunu yapacağım!” deyiniz. Bugünün işini de yarına bırakmayınız. Bugün bittiği zaman yarına taşıyacağımız bir işimiz kalmasın. Her günün kendisine göre işi vardır.


Ayrıca dünya ve ahiret dengesini kurunuz… Peygamberimiz “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışın, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışınız!” (C. Suyutî, Câmiu’s-Sagîr, 2:12.) buyurur. Bu size


Kural-10: Herkese değer veriniz.

Değersiz insan yoktur. Değer verilmediği için kendisini değersiz gören insan vardır. İnsan Allah’ın en değerli varlığıdır. Bırakın insana değer vermeyi, dinimiz tüm canlılara Allah’ın eseri ve sanatı olması yönüyle değer vermemiz gerektiğini bize hatırlatır. Yunus Emre “Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü” derken bunu kast etmiştir.


Varlıklara cansız olsun, canlı olsun değer vermek ve kıymet bilmek, israf etmemek ve en güzel şekilde değerlendirmek dinimizin de emridir. İnsanın Allah’a karşı vazifelerinden birisi de “Allah’ın emrine uymak ve yarattıklarına şefkat ve merhametle davranmaktır.”


Canlılara sevgi ile yaklaşmak ve özellikle insanın yaptıklarını takdir etmek önemli bir insanî vazifedir.


Kural-11: Hayatın ve gençliğin değerini bilin.

Bir şeye değer vermek onu en güzel şekilde kullanmak ve zayi etmemek demektir. İnsanın en değerli zamanları gençlik dönemidir. İnsan 20 yaşına kadar çocuk ve delikanlıdır. 20-40 yaşları arasında ise gençtir. Çocukluk ve delikanlılık öğrenme ve güzel alışkanlıklar edinme, meslek ve sanat öğrenme dönemidir. 20-40 yaşlar arası ise en verimli dönemidir. Kişinin ailesine, çevresine, topluma ve insanlığa en faydalı olacağı ve verimli çalışabileceği dönem gençlik dönemidir.


Peygamberimiz (asm) “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerlendirin. İhtiyarlıktan önce gençliğinin, hastalıktan önce sağlığının, fakirlikten önce zenginliğinin, boşa geçmeden önce boş vaktinin ve ölümden önce hayatının değerini bilin ve değerlendirin” (Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25; Hâkim Müstedrek, 4:7846-341.) buyurdular.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri şöyle der:

“Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır. Hem madem “La yukellifullahu nefsen illâ vüs’ahâ” yani “Nefsinizin kaldıramayacağı yük yüklenmemiştir” (Bakara, 2:286.) sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.


Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.”


Kural-12: Küçük şeyleri ihmal etmeyiniz.

Sevgi, teşekkür, güler yüz ve selam gibi basit görünen şeyleri ihmal etmeyiniz. Başkalarının ne düşündüğünden çok sizin ne düşündüğünüz önemlidir. Senin başkasını sevmen onun seni sevmesinden önemlidir. Siz severseniz sevilirsiniz. Siz ilgilenirseniz, ilgi görürsünüz. Sevdiğinden emin olursun; ama sevildiğinden emin olamazsın.


Ne demişler “Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir devleti kurtarır” demişlerdir.


Kural-13: Girişimci olun…

Teşebbüs başarının ilk şartıdır. Peygamberimiz (asm) “Başlanan iş biter” buyurdular. Çalışmamızı teşvik etmek için de “İki günü eşit olan zarardadır” (İhya, 4:335.) buyurmuşlardır. Her gün bir önceki günden daha iyi olmalıdır.


Her gün yeni şeyler öğrenirseniz gününüzü eşit bitirmemiş olursunuz. Bu sebeple kişi öğrenmeden geçen gün zarardır.


Kural-14: On yıllık hedef belirleyin, yıllık, aylık ve haftalık planlar yapın.

Kader Allah’ın planıdır. İnsanın Allah katındaki değeri insana yetki vermesindedir. Allah insana irade ve hürriyet vermekle ona varlıklar ve insanlar üzerinde tasarruf yetkisi vermiştir. İnsan bir idareci gibi kendisine verilen bu yetkiyi doğru şekilde kullanırsa, Allah’ın kaderi takdir ettiği gibi gelecekle ilgili planlar yapar ve uygulamaya koyarsa Allah ona yardımcı olur ve o insanın kaderine yardımcı olur.

Yüce Allah insanın kendisinden istemesine, plan ve program yapmasına ve Allah’a güvenerek çalışmasını sever ve ona yardımcı olur. Kul ister Allah yaratır. Sağlıklı kader anlayışı da budur.


Dua etmek, Allah’tan istemek demektir. Yüce Allah “Benden isteyin ben size cevap veriyim” (Mü’min, 40:60.) buyurur. İnsanın ameli onun kaderini belirler. Amelimiz kaderimizdir ve bunu belirleyen insanın duası, gayreti, plan ve program yapmasıdır. Böylece kişi planını yapmakla ve geleceğini planlamakla kaderini belirlemiş olur.


Kural-15: Kimsenin moralinizi bozmasına fırsat vermeyiniz.

Size gülenlere siz de gülün geçin… Sizinle dalga geçenlere ve sizi hedefinizden vazgeçirmek için nasihat edenlerin iyi niyetli olmadıklarını bilin.


Allah bir çiçeğe değer verir ve onu yaratır; ama aptal bir çocuk onu koparır.

Hedefiniz ve amacınız varsa ve kimse size yardımcı olmuyorsa siz de hiçbir dış etkenin üzerinizde otorite kurmasına izin vermeyiniz. Herkesten akıl alınız; ama aklınızı da kimsenin cebine koymayınız.


Terbiyenin makbul olanı kendi kendimizi terbiye etmektir. Sizi ve fikirlerinizi, işinizi ve kabiliyetlerinizi sizden daha fazla başkaları bilemez. Siz kendinize güvenerek bir konuda karar verdiğiniz zaman bunu ancak siz başarırsınız.


Hayatınıza şekil verecek olan ve işinizi kuracak olan sizsiniz.


Kural-16: Müspet düşünün, müspet hareket edin…

Bedbin olmayınız, nikbin olunuz. Her şeyi iyiye yorun. “Sizin şer gördüğünüz şeyde sizin için hayır olabilir, hayır gördüğünüz şeyde sizin için şer olabilir. Siz bilemezsiniz Allah bilir.” (Bakara, 2:216.) Öyle ise kaderinizi belirleyin, Allah’a tevekkül edin, azmedin ve sonuçta kazanıza razı olun…


Allah hakkına hüsn-ü zan ediniz. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Rahmetin iltica ediniz. İyi fikirli ve iyi düşünceli olunuz. Herkesin iyiliğini isteyiniz. Kötülük düşünmeyin ve intikam almaya çalışmayın. İyiler iyiliğine devam etsin, kötüler belasını bulur.


Allah ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarttığı gibi saadetten felaket, felâketten saadet çıkar. Olumsuzluklardan yararlanmasını bilin. “Ne yapacağım?” demeyin, yapılacak çok şeyin olduğunu bilin. Başarılarımızdan çok yenilgilerimiz ve başarısızlıklarımız bize çok şey öğretir ve bizi olgunlaştırır.


Kural-17: Mutluluğu ve huzuru kendi içinizde arayın, dışarıda değil…

Bakış açınızı değiştirin. Mazeret üretmeyin ve hataları kendinizde arayın… Dış güçlere bahane bulmayın… İnsanın en büyük düşmanı nefsidir. Nefsini yenebilen herkesi yenebilir. Biz iyi bir insan olursak kimse bize zarar veremez.


Allah şeytanı da yaratmıştır. Şeytana uymayın, şeytan size zarar veremez. Bir şey yamak isteyenin gerekçesi vardır; yapmak istemeyenin ise bahanesi vardır. Siz isteyin ve çalışın Allah yardımcınız olacaktır.




11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör