• M. Ali KAYA

HİSSİYATI HAREKETE GEÇİRMEK

M. Ali KAYA

Çalışma isteğimizi artırmaya yönelik irademizi güçlendirmeye yarayacak olan amacımızı belirledikten sonra tüm duygu ve düşüncelerimizi dış etkenlerden korumak zorundayız. İçimizdeki güçler arasında amacımızla çelişenleri ayıklayıp unutmamız lazımdır. Başarının sırrı amacımıza hizmet edecek güçleri bir araya toplamak ve hedefimiz için faydalı olan her şeyden istifade etmektir. Düşüncelerimizi bu noktaya odaklamak ve derin bir tefekkürle bunları düşünmek gerekir.


Bu konuda Bediüzzaman Said Nursi’nin (ra) talebesi Zübeyir Gündüzalp’in şu tespitleri çok önemlidir.


1. Aklımıza faydalı bir düşünce geçtiği zaman onun üzerinde durmak ve unutmamak için işe yarayacak benzer düşüncelerle takviye ederek ondan azami derecede faydalanmalıyız.


2. Şuurlu çalışmalı ve düşünerek okumalıdır. Böyle zihnî eksersizler, idmanlar, münazaralar yapmalı. Zihni inkişaf ettirmeli, hafızayı kuvvetlendirmeli.

Takip edilecek gaye ise, kesif ve devamlı cehtleri temin etmekten ibarettir. Zihnî terbiyede esas, her gün bu kabil zor ve devamlı cehtleri kemal-i cesaretle tekrar etmeye alışmaktır.


3. Cehtlerimizin aynı gaye ve istikamete doğru teveccüh etmiş olması lazımdır.


4. İrade kudreti çok cehd sarfından ziyade, zihnin bütün kuvvetlerinin aynı gayeye ve aynı istikamete doğru sevk edilmesi ile izah edilebilir.


5. Zihnen çalışmak dikkatli olmaktır. Tefekkür etmek, dikkatin bir noktaya teksif ve temerküzünden başka bir şey değildir. Görülüyor ki, zihnî faaliyetin her ikisinde de dikkat mevzuu bahistir.


6. Tabiatımızın, mânevî bünyemizin ilmi, teferruatına varıncaya kadar bize yabani olmamalıdır. Zihnî ve nefsî hasselerimizin ve arzularımızın sebepleri bizce mâlum olmalıdır.


7. Fikirler kuvvetlerini hislerden, teesürî hallerden alırlar.


8. Fikirler hisler ile beslenir, kuvvet bulur. Fikir kendi başına bir kuvvet değildir. His ve heyecan, onun mücadele için, muvaffak olabilmesi için muhtaç olduğu kuvvet menbaıdır. Fikrin mücadelede muvaffak olabilmesi için iki kuvvete ihtiyacı vardır. O da his ve heyecandır.


9. Fikirler tahkikî imandan gelen aşk ve kuvvetle kuvveden fiile çıkarlar.


10. Fikrin hareketlerimiz üzerindeki tesiri zayıf olabilir. Fakat his ve heyecanın kuvvet ve tesiri büyüktür.


11. İrademi kuvvetlendirmekten ibaret olan gayem bir defa vâzıh surette meş'ur oldu mu, bilhassa çalışmak hususunda iradem şuurlaştı mı, bütün haricî âlemden, ahvalden ve bütün intibalardan his ve fikrimi çekip kurtarmalıyım.


12. İnsanın yapmadığı işler, yapmak istemediği ve yapamayacağına inandığı işlerdir.


13. Müsbet bir şeyi devam ettirmek, insandaki istidatları kemale ulaştırır.


14. Her şeye el atan, her şeyi terk eder.


15. Bir şeyi halledip bitirmeden veya bir eseri anlayarak okuyup tamamlamadan diğerine başlamak unutkanlığa sebep olur.


16. Sürekli ve iradî dikkat cehdleri sarf etmeye kendimi alıştırmalıyım.


17. Okunan ilmî ve imanî meseleyi zihnen tekrar etmeli, sonra sesli olarak okumalı, sonra kelimelerle anladığını yazmaya çalışmalı, şuurlu çalışmalı, düşünerek okumalıdır.


18. İmanî bir fikrin kendimize mal edilmesi için, onun aklımızda kalması gerekir. Bunun için, şuurlu olarak daimî tekrarlar, eksersizler yapmak gerekir.


19. İnsanın düşünce ve niyeti ne ise, o insan, ancak onlara göre bir insandır.


20. Gayeme muvafık bir his şuurumdan geçtiği vakit, onun sür'atle gitmesine mani olmalıyım. Onun üzerine dikkatimi teksif etmeliyim. Başka muvafık ve ulvî his ve fikirleri uyandırması için, o hissi icbar etmeliyim.


21. Eğer arzu ettiğim bir his bende yok ise ve uyanmıyorsa, onun hangi fikirlerle veyahut hangi gurup fikirlerle alâka ve rabıtası olduğunu tetkik etmeliyim ve onları şuurumda kuvvetle tutmalıyım. Bu şekilde, istediğim fikri veya hissi uyandırmalıyım.


22. Eğer süflî ve lüzumsuz bir fikir şuuruma gelir ve beni meşgul ve rahatsız ederse, ona dikkat sarf etmekten vazgeçmeliyim. Zihnimi dağıtmamak için, gayem dışındaki lüzumsuz şeylerle oynamamalıyım. Vakit zayi etmemeliyim. Zamanımı israf eden münakaşa ve sohbetlere katılmamalıyım. Kendi nefsime inayet-i Hakla, himmet-i Nurla hakim olmaktan, tasarruf etmekten mütevellid bir şükür ve şeref duymamalıyım ve başkalarının tâbi oldukları cereyanlara kendimi katîyyen kaptırmamalıyım.


23. Nefse hakimiyete muvaffak olmak için en müessir vasıtalar, ruhta şiddetli sevgiler veyahut sert ve şiddetli def'î kuvvetler-nefret gibi- doğuranlardır. Nura sevgi, zulmete nefret...


24. Güzel bir şeyi veya fikri tefekkür ettiğim zaman, kelimelerle düşünmek yerine, düşündüğüm şeyleri gayet vâzıh bir surette görmek istemeliyim. Veya ifade ettikleri mânâları düşünmeliyim.


25. Umumî bir göz gezdirmek, tembel ruhların usulüdür. Mütekâmil ruhlar, zihninde tefekkürün muhtelif noktalarının damla damla takattur etmesine ve bal gibi süzülmesine imkân verirler.


26. Zihnî faaliyet için takip edeceğim gaye iradî dikkat cehtlerinden ibarettir.


27. İmanı kurtarmak Kur'ân'a ve Nura hizmet gibi mukaddes ve asîl bir dâvâ uğrunda hayatımı fedadan çekinmeyeceğim.


28. Yeknesak dünyevî meşguliyetler, insanın mahiyetindeki ulvî melekeleri körletir. Manevî terakkiyata medar olacak yüksek istidatları söndürür. Kabiliyetleri verimsiz kalır.


29. Tenbelliğe, basit ve mânâsız zevklerime karşı müsaade etmeyeceğim.


30. Yüksek bir gaye, ebedî canlı ve cazip bir maksat... İşte bütün sıcak heyecan ve fikirlerimizi bunun üzerine çevirebilmeliyiz. Böylece hedefe varabiliriz.


31. Gayr-i meşrû veya lüzumsuz arzularıma mukavemet ve muhalefet etmeliyim.


32. İşimizin kutsiyetine ve yüksekliğine karşı bir his husule mi geldi? Hemen iş başına! İşi hoş ve cazip kılan zihnî ve bedenî bir kuvvet mi hissettik? Çabuk kitap başına! Derhal iş başına!


33. Tembel bir hayat seyrinin vicdan azabından azade kalması kabil değildir.


34. Nur-u Kur'an'la meşguliyet insanda yüksek hazlara, ebedî saadete ve bâkî şereflere karşı yüksek hisler husule getirir.


35. Zihnen çalışan insanlar, yalnız arzu ettikleri şeyleri hatırda tutmaya muvaffak olurlar.


36. Biz dikkatimize büyük mikyasta hâkim olabiliriz, mevzuumuzu tekrarlamak suretiyle.


37. Şehevî temayülleri uyandıran, tahrik eden ve bizi müphem hayallere müsait kılan, tembelliğe teşvik eden kitapları okumamalıyız. Bunlardan nefret etmeliyiz. Kur'anî ve imanî hakikatlerle saadet anahtarları veren eserleri okumalıyız.


38. Fikirleri ve hareketleri hoş ve meşru olmayan; hayal tarzları İslâmiyete muvafık gitmeyen ve vaki sebeplerle tenbelliği mâkul ve meşrû gösteren arkadaşlardan büyük bir soğuklukla uzaklaşmalıyım.


39. Tabiatımızın, mânevî bünyemizin ilmi, teferruatına varıncaya kadar bize yabanî olmamalıdır.


40. Zihnî ve nefsî hâsselerimizin ve arzularımızın sebepleri bizce mâlum olmalıdır.


41. Tahkikî iman dersleri ile tenevvür eden bir kimsede sefil hisler yerlerini âlî duygulara terk ederler.


42. Nazarlarımı haricî âlemden kendi nefsime iradî bir surette çevirmeliyim. Hâricî vak'a ve hâdiselere tâbî olmadan, kudsî hizmetime ve ulvî meşguliyetime devam etmeliyim.


43. İrademi kuvvetlendirmekten ibaret olan gayem bir defa vazıh bir surette meş'ur oldu mu, bilhassa çalışmak hususunda iradem şuurlaştı mı, bütün haricî âlemden ahvalden ve bütün intibalardan his ve fikrimi çekip kurtarmalıyım.


44. Gaye ve maksatta muvaffak olmanın sırrı şudur: Maksat ve gayeye faydalı olan bir şeyden istifade etmektir. Onun haricindeki şeylerde meşguliyeti mâlâyani addetmek, lüzumsuzluğuna inanmaktır.


7 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör