• M. Ali KAYA

HURUF-U MUKATTAA

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. Ali KAYA

SORU:

Bu harflerin manalarının ekseriyetle müteşabihattan sayıldığı malumunuz. Sadece Efendimize (asm) bildirildiği ifade ediliyor. Acaba Efendimiz bunlarla ilgili neden hiçbir izah yapmamış. Neden sadece ona has kılınmış bu manalar? Bir de bir seferinde mevzuya müteallik, Yahudilerle geçen münazara: ümmetin ömrünün kısalığı hakkında onların yorumları, Efendimiz bir başka ayetle tadil buyuruyor malumunuz. Demek ki Yahudilerin elindeki ilim, o harflere bazı manalar verebilecek durumda. Ne dersiniz?


CEVAP:

Ebced ilmi ve "Ebu'l-Ca'd Tefsiri" adında bir ilim vardır ki buna "Huruf İlmi" denilmiştir. İslamdan çok önce "Ebu'l-Ca'd adında İlhama mazhar bir âlim Arapça "Ebced Hevvez Hutti" şeklinde sıralanan Arap alfabesini düzenlemiş ve her harfe Esma-i ilahiyeden bir isim vermiş ve her harfin matematiksel değerini tespit etmiş. Bu nedenle bu âlimin ilimine 'Ebced İlmi" denmiştir. Yahudi Âlimleri de bu ilimle peygamberimizle çekişerek (Elif-Lâm-Mimi hesap ederek) "Ümmetinin ömrü az olacak" demişler. Peygamberimiz (asm) onlara yanlışsınız dememiş, eksiksiniz diyerek diğer Huruf-ı Mukattaları okuyarak cevap vermiştir. Onlar da itiraz etmeyerek başlarını eğip çekip gitmişlerdir.


Her şeyin hakikati Allah'ın bir ismine dayandığı ve onun tecellisi olduğu gibi harflerin her biri de Allah'ın isimlerinden birini veya birkaç tanesini simgeler. Zayıf bir rivayette Peygamberimiz (as) buna "Ebu'-Ca'd Tefsiri" demiştir. Hz. Ali (ra) ve İbn-i Abbas'tan (ra) bununla ilgili bazı bilgiler bize ulaşmıştır. Ancak Batınîler "Hurufilik" adı altında "Biz kur’anın hakikatine vakıfız" diye Kur'anın ve hadisin inanması amel edilmesi farz ve gerekli olan ayetin "Arapça" zahiri manalarını terk ederek Batınî manalar ile saçma sapan iddilara dalarak akılları karıştırıp inançları bozdukları için Ehl-i Sünnet uleması felsefe ile meşgul olmayı yasakladıkları gibi bu ilimle uğraşmayı da yasaklamışlardır.


İbn-i Abbas'tan ve Hz. Ali'den gelen rivayetlere göre "Her harf Allah'ın isimlerinden bir ismi veya birkaç ismi, (bulunduğu yere ve konuma göre) simgeler. Mesela: Elif, Allah ismini, Bâ, Bari, Bedi isimlerini, Cim, Cemil ve Celal isimlerini, Vav, Vedud, Vekil isimlerini, Mim, Mecid, Mü'min ve Müheymin isimlerini, Hâ, Hamid, Hâkim gibi isimleri.... Bazı ulema bununla ilgili tefsir ve izahlar yapmışlar ve Muhiddin-i Arabi gibi alimler pek çok esrar-ı Kur'aniyeyi beyan etmişlerdir. İmam-ı Ali (ra) Kaside-i Ercuze ve Celcelutiye gibi şiirvari ifadelerle ama geleceğe ait bazı sırları bu ilimle ve Ebced ve Huruf ilmi ile işaretler ederek Bediüzzaman, İmam-ı Gazali ve Muhiddin-i Arabi gibi ilimde harika makamlara çıkanlara hitap etmişlerdir. Yoksa bizim gibi cahillere değil... Onlar da bize lazım olan hususları beyan etmişlerdir.


Bütün ilimleri cami olan Kur'an-ı Kerim "Huruf-u Mukattaa" ile bu nevi ilimlere bir pencere ve kapı açmış erbabına yol göstermiştir. Ancak başka sahalarda âlim de olsalar bu konuda cahil olanlar buradan girmeye veya fikir beyan etmeye başladıkları zaman çok yanlış şeyler de söyleyebilmektedir. Bu nedenle bu kapı erbabına açıktır, erbabı olamayana yasaktır. Bunun için Muhiddin-i Arabi "Bizim seviyemize çıkmayan bizim eserlerimizi okumasınlar" demiştir. Her meslekte ve ilimde (Mesela tıpta ve Fenni ilimlerde) o ilmin zirvesinde olanların anlayacağı ama onların seviyesinde olmayanların anlamayıp itiraz edecekleri çok hususlar vardır. Bu nedenle ilmi toplantılar umuma açık yapılmaz, ihtisas sahipleri çağrılır ve gizli oturumla yapılır, ancak sonuçta halkın bilmesi gereken bir husus varsa açıklanır ve teferruat ve tartışmalar gizli tutulur. Yoksa halkın kafası karışır. Huruf-u Mukattaa da böyledir.


Bediüzzaman İşaratu'l-İ'cazın başında "Elif Lam Mim" kelimesinin izahında bu konuda bazı bilgiler vermiştir. Oraya bakılmalıdır.


40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör