• M. Ali KAYA

HZ. İSA (AS) KİMDİR?

M. Ali KAYA

Sual: İsa (as) ile ilgili kendi kanaatimi yazmak istiyorum. Öncelikle Bediüzzaman hazretlerinin son müceddit ve Mehdi Azam olduğuna hiç şüphemiz yok, çünkü Risale-i Nur'u okuyup mütalaa eden adam vicdanın sesini dinlerse ruhu ve kalbi bu zatın mehdi olduğunu bağıracaktır. Ahir zaman ile ilgili hadislerinde zahir manasında değil de müteşabih hadisler olduğundan ve bu tür hadislere bakış açımızın nasıl olacağına dairde 5. Şua risalesi bizim için mükemmel bir eserdir. Abilerin hatıralarından da anlaşıldığı gibi Üstad Hz. Mehdidir.


Peki, Hz. İsa Kimdir?

Bence bunun cevabı da Risale-i Nurda vardır. Eğer Risale-i Nur çok iyi tetkik edilirse Hz. İsa’nın da kim olduğu anlaşılıyor bence. Tabi bunun ilmi bir ispatı yok ve bu benim şahsi kanaatimdir.


Örneğin İsa (as) mehdiye tabi olacak, İsa ancak mehdidir. Hadisleri ve üstadın yeme içme hususundaki hali, imam-ı Rabbaninin mehdi hakkındaki ve üstadın bu konudaki görüşü, özellikle "Ayetü'l Kübra" risalesi Bence bize Hz İsa'nın da kim olduğunu gösterir. Bu saydığım hususları aşağıda açmak istiyorum.


1. İsa ancak mehdidir. Bu hadiste ikisi bir görünüyor.

2. Âyet-ül Kübra'nın üçüncü menzilinin başında, Ahmed-i Farukî Risale-i Nur hakkında demiş ki: "Mütekellimînden biri gelecek, bütün hakaik-i imaniyeyi kemal-i vuzuh ile beyan ve isbat edecek." Zaman isbat etti ki; o adam, adam değil belki Risale-i Nur'dur. Ehl-i keşf Risale-i Nur'u, ehemmiyetsiz olan tercümanı suretinde keşiflerinde müşahede etmişler, bir adam demişler.


Yukarıda 2. maddeye baktığımızda Üstad burda tevazu yaptığı görülüyor. Ama Üstad birçok yerde Risale-i Nur benim değil Kur'anın malıdır. Bende sizin gibi ders arkadaşıyım diyor. Ve kendisi de Risale-i Nura tabi olduğu her halinden belli. Çünkü bir haşir risalesini on bin kere okuyup ve her okuduğumda başka bir mana anlıyorum deyip kendisinin de her zaman Risale-i nuru okuyup istifade etmesi elbette Sünuhat nevinden olan ve Kur'anın malı olan ve yazdırılan risaleye tabi olduğunu gösterir ki İsa (as) mehdiye tabi olur diyor.


3. Âyet-ül Kübranın başında bir seyyahın müşahedatıdır. Bir abiden bizzat duymuştum üstadın bizzat müşahade ettiği şeyleri yazdığını söylüyor. Zaten müşahadenin anlamıda görmek anlamındadır. Aşağıda Âyet-ül Kübradan alınma bir metin…


Öyleyse keşke ben semavat ehliyle dahi görüşseydim, onlar ne fikirde olduklarını bilseydim. Çünkü Hâlık-ı Kâinat hakkında en mühim söz onlarındır" diye düşünürken, birden semâvî şöyle bir sesi işitti:


"Madem bizimle görüşmek ve dersimizi dinlemek istersin. Bil ki, başta Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ve Kur'ân-ı Mucizü'l-Beyan olarak bütün peygamberlere vasıtamızla gelen mesâil-i imaniyeye en evvel biz iman etmişiz. Hem insanlara temessül edip görünen ve bizlerden olan bütün ervâh-ı tayyibe, bilâ istisna ve bil'ittifak, bu kâinat Hâlıkının vücub-u vücuduna ve vahdetine ve sıfât-ı kudsiyesine şehadet edip birbirine muvafık ve mutabık olarak ihbar etmişler. Bu hadsiz ihbaratın tevafuku ve tetabuku, güneş gibi sana bir rehberdir" dediklerini bildi ve onun nur-u imanı parladı, zeminden göklere çıktı.


Yukarıda melaike ile ile konuşulduğu görülüyor. Gerçi bu bir hayal temsil denebilir.

Tabi bunlara birde rüyalarda var ama rüya ile amel edilmez kaidesiyle onları zikretmeyecem.


Yani demem o ki gerçekten La mehdi illa isa. Ve O zat zat değil risale-i nurdur. Ve hizmet programını risale-i nur ile tatbik edip bir nevi risale-i nura tabi olması bizce bir anlam ifade etmeli mi?


Eğer yazımın bu kısmına kadar geldiyseniz size teşekkür ediyorum. Gerçi cüz-i fikrim ile bir halt ettim ve bu yazıyı yazdım inşallah bu yazımdan dolayı Rabbim bana kızmaz. Zaten bu yazı mahrem fakat sizin yazılarınızda anladığım kadarı ile birçok mahrem konuya vakıf olduğunuz için bunu paylaşmak istedim. Elbette ki eleştirilerinize de açık olacağım çünkü zaten bunlar yüzde yüz doğrudur dememde yanlıştır. Selametle.


Cevap:

Selamün Aleyküm

Aziz kardeşim, İlginiz için teşekkür ederim. Bir kaç hususa dikkatinizi çekmek isterim.

Evvela; Üstadın Mehdi olduğunda şüphe yoktur ve bunu siz de kesin kabul ediyorsunuz.

Üstadın Mehdi olduğunu kabul ettiğinize göre Üstad Mehdidir ve Hz. İsa'dan başkadır. Hz. İsa (as) Peygamberimizin (asm) mütevatir hadisleri ile Mehdiye uyarak Şeriat-ı Muhammediye'ye uyduğunu gösterecektir. Çünkü Hz. İsa (as) peygamber olarak inmeyecek velayeti ile gelerek Hz. Muhammed'e (as) ümmet olacaktır. Bu Hz. İsa'nın (as) Allah'tan ricasıdır ve Allah bunu kabul etmiştir. Bunun için Hz. İsa'nın Hz. Mehdiye uymasında aklen ve dinen hiçbir sakınca yoktur. Zira "Ümmetimin uleması Benî İsrail'in peygamberleri gibidir" hadisi bunu açıklamaya yeterlidir.

Saniyen; Hz. İsa (as) Hz. İsa'dır ve Peygamberimizden (as) 600 sene önce Hz. Meryem'den babasız olarak dünyaya gelmiştir. Yani babası yoktur ve Meryem Suresi'nde anlatıldığı gibi Hz. Cebrail'in (as) müjdesi ve Allah'ın "Kün" kelimesi ile yaratılmış kudret mucizesi ve Benî İsrail'e imtihanıdır. Benî İsrail Hz. İsa'nın (as) babasız doğması ile Allah'ın kudretinden şüphe ederek sebeplere tesir vererek şirke düşmüşler ve imtihanı kaybetmişlerdir. Biz de Hz. İsa'nın (as) göklerde meleklerle yaşayıp Ahir zamanda Hz. Muhammed’e (as) ümmet olmak ve bunu Mehdiye uyarak göstermek ve arkasında namaz kılmak için dünyaya gelmesini aklımıza sığdıramayarak tevil ederek fikren dalalete düşmeyelim. Allah her şeye kadirdir.


Salisen; Hz. İsa (as) herkesin gözü önünde Hz. Mehdi'ye uyacak ve ilan edecek değildir. Kendisinin getirdiği Tevhit davasını anlamayan Kendisine “Allah'ın oğlu” diyen veya inkar eden, İncili'ni tahrif edenlere karşı Kur'ânın ve onun bir manevi mucizesi olan Risale-i Nurun Tevhidi aklen ve ilmen izah ederek küfrü ve şirki iptal edip Hz. İsa'yı (as) yanlış anlamalarından kurtardığı için bu hüsn-ü hatimeyi görerek Hz. Mehdiye teşekkür için gelip arkasında bir saat iki rekat sabah namazını kılsa Allah'ın vaadi ve Peygambermizin (sav) verdiği haberi gerçekleşmiş olur. Bu vaad da inanıyorum ki Barla'da Çam Dağında gerçekleşmiştir. Bundan sonra Hz. İsa'yı bekleyenler yanılmaktadır. Zaten Babası Hz. Hüseyin'in evladından seyyid Mirza ve annesi Hz. Hasan neslinden şerife Nuriye'den doğan Üstad Bediüzzaman Said Nursi'yi (ra) Mehdi kabul edenler Hz. İsa'nın (as) onun arkasında namaz kıldığını da kabul etmesi gerekir. Yoksa zaten Mehdi olduğunu da kabul etmemiş olur.

Rabian; Üstada Hz. İsa denirse bu İslam itikadına aykırı olup Hz. İsa'yı red ve inkâr etmek olur. Hz. İsa'nın babası yoktur ve herkes bilir ki Bediüzzaman Said Nursi'nin babası Mirza'dır. Peygamberimiz (sav) de "Mehdi benim soyumdandır" buyurur. Hz. İsa as ise babasız olarak Hz. Meryem'den doğmuş 30 yaşında peygamber olmuş ve 33 yaşında göğe ref olunmuştur. Peygamberimizin (sav) soyundan da değildir. Şayet üstada İsa denirse o zaman Hz. İsa'nın (as) ruhu Said Nursiye geçmiş denir ki bu da Reankarnasyonu kabul etmek ve İslam inancını bırakıp Hinduizmi kabul etmek olur. Zira Reankanasyon yani ruhların bedenlerde dolaşması batıl putperest Hint dinlerinin bozuk ve sapık inancıdır. Allah böyle sapık inançlardan bizi korusun.

Hamisen; "Mehdi yoktur ancak İsa vardır" hadisi “İşler gittikçe şiddetlenecek, dünya gittikçe sırt çevirecek, insanlarda hırs artacak, kıyamet ancak insanların en kötülerinin başına kopacaktır. İsa’dan başka mehdi yoktur” (İbn-i Mâce, Fiten, 24; Hâkim, Müstedrek, 4:441.) hadisi Bediüzzama'nın da mahkeme savcısının hatalarına verdiği cevapta açıkladığı gibi Şianın batıl ve akla aykırı ve hurafevari mehdi inancını iptal etmek için "Az bir kısım hanefi âlimlerinin" görüşüne getirdiği delildir. Onlar Şia’nın mağarada gizlenmiş ve ahir zamanda yeniden dönüş yapacak mehdi-i muntazar akidesine karşı sizin anladığınız gibi mehdi değil isa gelecektir. Peygamberimizin sav haber verdiği mehdi sizin beklediğiniz gizli imam mehdi değildir demek için söylemişlerdir" demektedir. (Şualar, 2005, s.658.) Yoksa siz de diyorsunuz ki mehdi Resulullah soyundan gelen Bediüzzaman Said Nursi’dir ve annesi Nuriye babası Mirza ve kendisi Nurs'da 1876 da dünyaya gelmiştir. Bu hadis Hz. İsa'nın davasının Hz. Mehdinin davasının bir olup "Tevhid İnancı" olduğunu ispat eder. Zaten İslam dini Tevhit dinidir ve tüm peygamberler bu inanç ve din üzere Allah tarafından gönderilmişlerdir.

Sadisen; Sizin tevilleriniz üstadı İsa kabul ederek yaptığınız tevillerdir. Bu nevi teviller peşinen bir fikri kabul eden herkes tarafında kendi fikrini ispat için Kur'andan sünnetten ve risalelerde ilgili yerler ilgisiz de olsa tevillerle ilgi kurularak yapılabilir. Zeki insanlar bunu ustaca yaparlar. Bu yapılan işe aklın ifratı olan cerbeze denir ve bu akılları yanıltır. Mehdi ve İsa beklentisinde olup liderlerini veya şeyhlerini mehdi veya İsa görenler tevil yoluyla liderlerine ve şeyhlerine mehdi ve İsa derler ve demektedirler. Bu ise bir beklentinin ve hüsn-ü zannın sonucudur. Gerçekte olmayan ve Allah'ın vermediği bir şeyi bizim şeref ünvanı olarak vermemizle o ne mehdi olur ne de İsa...


Bu ancak nefis ve şeytanın bizi aldatmasıdır.

Bu cevaba vesile olduğunuz için Allah sizden razı olsun.

Baki selamlar...

M. Ali KAYA

62 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör