• M. Ali KAYA

İMAN DAVASININ ERLERİ NASIL OLMALI?

M. Ali KAYA


1. İman şüphesiz inanmaktır. Şüphe imanı giderir. Davasından şüphe eden de davasına inanmamıştır.


2. Amel imanın bir parçası değildir; ancak amelin iman boyutu vardır. İman davasının amel boyutu akaidi, içtimai ve siyasî, hukukî, ahlakî ve hizmet boyutu vardır. Cihad bunların en önemlisidir.


3. Risale-i Nurda ve istikametinde şüphesi olan ve “Acaba yanlış mı yapıyoruz?” diyen iman davasına hizmet edemez. Çünkü inanmamıştır; inanmayan inandıramaz.


4. Risale-i Nur mesleğinde “Bektaşiliğe” ve “Tahtieciliğe” yer yoktur. Bektaşilik, hizmetten ve ibadetten kaçmak için bahane üretmektir. Tahtiecilik de “Biz de hatalıyız, onlar da hatalıdır. Doğrusunu bilemeyiz. Doğru diye bir şey yoktur” demek ve şüpheci olmak ve başkalarına da şüphe aşılamaktır.


5. Kur’an’a inanmadan, sağlam ve sahih bir imana sahip olmadan ve şüphelerden kurtulmadan Kur’an-ı Kerimi ve Hadis-i Şerifleri, Peygamberimizi ve İslam büyüklerini anlayamayız. Çünkü yüce Allah “Bu Kur’an Allah’tan korkan müttakilere yol gösterir ve hidayet rehberi olur. Bu sebeple şüphe etmeyin” (Bakara, 2:1-3.) buyurur. Bu sebeple Kur’an-ı Kerimi doğru anlayarak tefsir edenler “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaattir.”


6. Risale-i Nur “Sahabe Mesleğini” açmıştır. Risale-i Nurun sahabe mesleği olduğuna inanmayan ve anlayamayan istikamette değildir; Risale-i Nur’a hizmet edemez. Başkaları hesabına çalışır.


7. “Bakış Açısı” önemlidir. Bir şeyin doğruluğu bakış açısına göre değişir. Aynı yerden omuz omuza verip aynı açıdan bakmayanlar doğru göremezler. Yoksa “Biri 6 öbürü 9 görüyorum” der. Tesanüt de 111 olma sırrına bağlıdır.


8. Kur’an ve Hadis-i Şerifleri inancı doğru olanlar doğru anlar ve doğru yaşarlar.


9. Sahih ve sağlam bir imana sahip olmayanlar doğru düşünemezler. Doğru düşünemeyenler net ifade edemezler. Zira kafası karışıktır, ne dediğini bilemez ve muhataba bir şey anlatamaz. Kafası karışık olanın ifadesi de karışık, sözleri de dolaşık olur, ne dediği bilinmez.


10. Hakikatler basittir, anlaşılır, akla ve mantığa uygundur. Bu sebeple hakikatleri anlatanın fazla izaha ihtiyacı yoktur. Karmaşık fikirlerdir ki fazla izah gerektirir.


11. İslamiyet; iman, ilim, amel ve ahlaktır. İlim anlamak ve amel etmek içindir. Ahlak ilmin ve amelin meyvesidir. Ahlak olmazsa amel ve ilmin faydası da olmaz. Hz. Ali (ra) “Edebi olmayanın aklı yoktur” demiştir.


12. Peygamberimiz (asm) “Mü’min mahza faydadır. Elinden ve dilinden insanların zarar görmediği ve faydalı insandır” (Buhari, Tevbe, 5949.) buyurur.


13. “Mümin iktisatlıdır. İsrafı sevmez. Ancak İmam-ı Azam “İsrafta hayır olmadığı gibi hayırda da israf yoktur” demiştir.


14. Mü’min hakperesttir. Hak ve hikmeti nerede ve kimde görse alır. İnsaflıdır, hakkı muhalifinde de görse kabul eder. Zira mümin hakikatin adamıdır.


15. Mü’min ahiret adamıdır, her işini Allah için ve ahiret için yapar.


16. Bediüzzaman der ki: “Ehl-i hak yalnız hak için bahse girmelidir. Hak için bahse giren izhâr-ı fazl etmez. Yalnız hakkı arar.” (Gayr-i Münteşir Mektup)


17. Mü’min sünneti esas alır. Bir amelin Allah katında makbul olması “İman, niyet, ihlas ve sünnete ittiba” şartlarına bağlıdır.


18. Müslümanın vazifesi “İslamiyet’i mahbub ve ulvî göstermektir.” Ama ne var ki “İn görürem cin görürem korkmirem. Nerde bir müselman görürem korkirem” demişler. Muhammed İkbal de “Müslümandan Müslümanlığa sığınırım” demiştir.


19. Risale-i Nurları samimi bir şekilde anlamak için okuyan anlar. Azeri demiş ki: “Okusen anlirem, anlatırsan anlamirem” demiştir.


20. Peygambere itaat Allah’a itaattir. Allah’a itaat farzları yapmak ve haramlardan kaçmak. Resule itaat sünnete uymaktır. Sünnete uymayanın ameli kabul edilmez. Zira yüce Allah “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, amellerinizi boşa çıkarmayın!” (Muhammed, 33.) buyurur.

16 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör