• M. Ali KAYA

İNSAN VE KAİNAT DENGESİ

M. ALİ KAYA

Yüce Allah “Biz insanı en güzel şekilde yarattık” (Tin, 95:4.) buyurarak insanı kâinata bir mihenk, bir ölçü ve denge unsuru olarak yaratmış ve her şeyi insana göre dizayn etmiş, tanzim etmiş ve düzenlemiştir. Hz. Ali (ra) “Zu’meder misin ki sen küçük bir cirimden ibaretsin. Sende büyük alem dürülmüştür” der.


İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesidir. (Bakara, 2:30.) Yani yeryüzünde tasarrufa memurdur. Tüm varlıklar onun emrine verilmiştir. Onlarda istediği gibi tasarruf edebilir. Ancak bunu yaparken israfa kaçmaması, Allah’ın koyduğu sınırları, yasakları aşmaması gerekir. Yüce Allah mülkün sahibidir ve insana emaneten vermiştir, yoksa insana temlik etmemiştir. İnsan bu sorumluluk içinde “Emanet-i Kübra” olan kendi vücudunu ve onunla alakalı olan çevreyi ve varlıkları “İktisat ve Adalet” kanunu çerçevesinde tasarrufa yetkilidir.

Allah’ın nimetlerini saymaya kalkarsanız saymakla bitiremezsiniz. (Nahl, 16:18.) İnsanın vazifesi mahlukata ve nimetlerine bakarak kendi aczi ve fakrını görüp Allah’ın varlığını ve birliğini idrak etmek ve Allah’ın kudretini ve Allah’a olan ihtiyacını anlamak, ilim ve dua vasıtasıyla terakki ve tekâmül etmektir.

Teknik ve teknoloji insanın ihtiyaçlarını karşılamak için kendisine birer nimet olarak verilmiştir. Bu insanın gücünü artırmamış, acizliğini ve Allah’a olan ihtiyacını artırmıştır. Zira, çadırda ve tek katlı bir evde yaşayan insan depremde zarar görmezken günümüz teknolojisi ile yapılan 50-60 katlı devasa binalarda binlerce insanın ölümüne sebep olmaktadır. Ata ve merkebe binen insan düştüğü zaman zarar görmezken, uçak, tren ve otobüs kazalarında yüzlerce insan ölmektedir. Bu durum göstermektedir ki teknik ve teknoloji insanın Allah’a daha çok sığınmaya ve Allah’ın yardımına daha çok ihtiyaç duymaya sevk etmektedir.


İnsanın bir diğer vazifesi de Allah’ı hamd ile teşbih eden mahlukatın lisan-ı hâl ile yaptıkları bu tesbihatı şuurlu bir şekilde anlayarak kendisi de onların tesbihatına şuurlu bir şekilde dili ile iştirak ederek Allah’ı teşbih etmek, nimetlerine hamd etmek ve azametine ve kibriyasına Allahü Ekber demek, kendisinden başka ilah olmadığını görerek ve bilerek tehlil ile ona iman etmektir.

Fizik, Kimya, Biyoloji, Ekoloji, Astronomi, Zooloji ve Botanik gibi bilumum fenlerin şehadeti ve keşfiyatı ile kâinatta ve tabiatta büyük bir denge ve düzen vardır. Mükemmel bir nizam ve intizam vardır ki tüm varlıklar belli kanunlara bağlı olarak hareket ederler. Mahlukatın an akıllı ve şuurlu olanı ve varlıklardaki bu denge ve düzeni bilen ve anlayan insandır. İnsan bu denge ve düzeni kuramadığına göre, akılsız ve şuursuz, ilim, irade ve kudretten yoksun diğer varlıkların ne ferden ve ne de birbirleri ile anlaşarak böyle bir düzeni ve dengeyi kurması, kanunları koyarak her şeyi ona bağlamaları mümkün değildir. Öyle ise herkesin ve insanların dahil ve tabi olduğu bu denge ve düzeni, tabiat kanunlarını onların dışında sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi, varlığı kendi zatının gereği, hiçbir şeye muhtaç olmayan bir “Vacibu’l-Vücut” vardır ve o bu varlığı yaratıp bu düzeni kurmuş ve tüm varlıkları belli kanunlara tabi kılmıştır. Bunu anlayan ve idrak eden insan akıldır. Bundan anlaşılıyor ki akıl sahibi insanın vazifesi Allah’a iman ve itaattir. İnsan bunu idrak ettiği ve itaat ettiği zaman hür bir birey olarak Allah’ın memuru ve askeri olur. Bir memur ve asker şerefle bu vazifeyi kabul edip vazifesi gereği kanunlarına itaat ettiği gibi itaat ederek şerefli bir mertebe ve makama çıkmış olur.


Yüce Allah insanlara gönderdiği kitabında bu hakikatleri şöyle izah eder:

Biz her şeyi kaderle yarattık ve onlara bir kader tayin ettik.” (Kamer, 54:49.) “Üzerinizdeki semaya bakmaz mısınız? Onu nasıl bina etmişiz ve yıldızlarla nasıl süslemişiz. Onun hiçbir noksanı, eksiği ve gediği yoktur.” (Kaf, 50:6.) “Güneş ve ay belli bir hesaba göre dönerler.” (Rahman, 55:5.) “Rahmanın yaratmasında hiçbir kusur ve uyumsuzluk göremezsin” (Mülk, 67:3.) “Güneş ve ay belli bir yörüngede hareket etmektedir.” (Enbiya, 21: 33.)


Yüce Allah bu ayetleri ile kainattaki mükemmel düzene dikkatleri çekmekte ve bunları yaratanın ancak Allah olduğunu ifade etmekte ve her türlü şirk ve inkârı reddetmektedir. Kainattaki mükemmel yardımlaşma ve denge vardır ve bu dengeyi korumak her Müslümanın ve insanın vazifesidir. Allah bu dengeyi canlılar ve varlıklar arasındaki yardımlaşma, rızık ve ihtiyaç kanunları ile korumaktadır. İnsan da yardımlaşma ile bu dengeye uyum sağladığı ölçüde Allah’ın sevgili bir kulu olur.


Denge korunduğu zaman çevre kirliliği de söz konusu olmaz. İnsan zararlı haşerelerden korunmak için onları öldürücü zehirli ilaçlarla değil, yine dengeyi sağlayan o canlılarla beslenen diğer canlıları türetmekle ve tabiattaki dengeyi koruyarak çevre kirliliğinin de önüne geçmiş olur.

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör