• M. Ali KAYA

İSLAMDA RESİM YAPMANIN HÜKÜMÜ


M. Ali KAYA

“Resm” lügatte, “ayak izi, kalemle çizme ve işaret koyma” anlamlarına gelmekte olup anlamı “bir şeyi çizgi ve boya ile kağıda, beze ve tahtaya çizmek, fotoğrafını yapmak anlamına gelmektedir.


Arapça’da genellikle “suret” ve “tasvir” kelimeleri ile ifade edilir. Kur’ân-ı Kerimde insana Allah tarafından verilen şekli ifade etmektedir. (Âl-i İmrân, 3:6; A‘râf ,7:11; Gāfir, 40:64; Tegābün, 64:3; İnfitâr, 82:8.) Hadislerde ise, resim ve heykel şeklinde geçer.


Musavvir, suret veren ve biçimlendiren anlamında Allah’ın isimleridendir. (Haşr, 59:24.) Timsal’in çoğulu olan Temâsil, (Enbiya, 21:52.) putlar anlamında, suret ve şekil, yani heykel anlamında (Sebe, 34:13.) geçmektedir.


Hadis-i Şeriflerde ise her iki anlamda da kullanılmıştır. (Muvatta, İsti’zan, 6.) Literatürde heykel için “gölgeli suret” resim için ise “gölgesiz suret” denilmektedir. Günümüzde ise resim kitaplarda, kumaşlarda, halılarda, duvarlarda, tavanlarda resim, karikatür, nakış, sembol, teknik resin, tasarım, fotoğraf ve mimari gibi pek çok yerlerde kullanılmakta olup çok yaygın bir hal almıştır. Heykel ise bir maddeden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup biçimlendirerek üç boyutlu ve gölgeli mücessem eserleri ifade etmektedir.


Hak ve Muharref Dinlerde Resim ve Heykel

Hak dinlerde ve muharref dinlerde de heykel ve resme putperestliğe benzememek için olumsuz bakılmıştır. İbn-i Abbas (ra) tarihte putperestliğin iyi insanların hatıralarını yaşatmak amacı ile heykellerinin yapılması sonucu zamanla tapınmaya dönüşerek putperestliğin çıktığını anlatır. (Buhari, Tefsir, 71:1.)


Tevratta on emirden ikincisi “Kendin için oyma put, yukarıda göklerde olanın yahut aşağıda olanın yahut yerin altında olanın hiç sûretini yapmayacak, onlara eğilmeyeceksin” (Tevrat, Çıkış, 10:4-6; Tesniye, 5:8.) şeklindedir. Erkek, kadın, kara hayvanı, balık ya da kuş sûretinde put yapılması yasaklanmaktadır. (Tevrat, Tesniye, 4: 16-18.) Hristiyanlıkta da sadece haç ve bitki süslemelerine izin verilmiş, Protestanlığın kurucusu Martin Luther kiliselerden resimleri ve heykelleri kaldırtmıştır.


Kur’ân-ı Kerimde Hz. İbrahim (as) putları kırmakla “Tevhid”in isbatını yaptığı anlatılır. (Enbiya, 21:52.) peygamberimiz (asm) Mekke’nin fethinden sonra Kâbe’nin içinde bulunan putların kırılıp kaldırılmasını emretmiş ve bu sırada, “Hak geldi, bâtıl yok oldu” âyetini (İsrâ, 17:81.) tekrar ederek okumuştur. (Buhârî, Tefsîr, 17:12; Müslim, Cihâd, 84.) Bazı ilim adamları ve sanatçılar, hak dinlerin ve muharref de olsa Yahudi ve Hristiyanlığın resim ve heykel yasağını sanata bir başka düzlem kazandıran olumlu bir gelişme olarak görmüşlerdir.


Peygamberimizin Resimle İlgili Hadisleri

Hz. Peygamber (as) evde gördüğü resimli bir örtüyü asılı olduğu yerden çıkararak “Kıyamet günü insanlardan en şiddetli azaba uğrayacak olanlar Allah’ın yarattıklarının benzerini yapanlardır” (Buhârî, Libâs, 91.) buyurmuş, bunun üzerine Hz. Âişe örtünün kumaşından yastık yapmıştır.


Resimli bir eşya satın alan Âişe’ye Resûlullah, “Bu resimleri yapanlara kıyamet günü azap edilir ve onlara, ‘Hadi, yaptığınız şu sûretlere can verin!’ denilir; içinde resim bulunan eve melekler girmez” (Buhârî, Libâs, 92.) demiştir. Ümmü Habîbe ve Ümmü Seleme, Habeşistan’da içinde sûretler (resim veya heykeller) bulunan bir kilise gördüklerini anlatınca Hz. Peygamber, “Onlar içlerinden hayırlı bir kişi öldüğünde kabri üzerine mâbed inşa ederler, içine de bu sûretleri yaparlardı; işte onlar kıyamet günü Allah katında yaratılmışların en kötüsüdür” (Buhârî, Ṣalât, 48; Müslim, Mesâcid, 16.) buyurmuştur. Ayrıca Resûl-i Ekrem (asm) üzerinde canlı resimleri bulunan eşyalar sebebiyle Cebrâil’in eve girmeyip (Buhârî, Libâs, 92.) resimlerin baş tarafının kesilmesini veya örtünün yere serilmesini istediğini bildirmiştir. (Nesâî, Zînet, 114.)


Resûlullah, namazda kendisini meşgul ettiği gerekçesiyle üzerinde resim bulunan bir örtünün kaldırılmasını istemiş, (Buhârî, Libâs, 91) diğer bir rivayete göre ise dünyayı hatırlattığı gerekçesiyle üzerinde kuş resmi olan bir örtüyü kaldırtmıştır. (Müslim, Libâs, 88.) Bununla birlikte Hz. Peygamber’in kumaş üzerindeki nakşı bu yasaktan müstesna tuttuğu, bu sebeple bazı sahâbîlerin evlerinin kapısına resimli perde astığı rivayet edilmiştir. (Buhârî, Libâs, 90.) Resûl-i Ekrem üzerinde haç resmi bulunan ev eşyalarını kaldırmış (Buhârî, Libâs, 90.) kız çocuklarının oyuncak bebeklerle oynamasına ise izin vermiştir. (Buhârî, Edeb, 81.)


İslam Alimlerinin Resim Konusunda Görüşleri

Resim çizmekle geçimini sağlayan bir kimsenin bu konuda kendisine danıştığı İbn Abbas, resim çizenlerin âhirette cezalandırılacağına dair hadisi aktardıktan sonra eğer işini sürdürmek zorundaysa cansız şeyleri ve ağaçları çizmesini tavsiye etmiştir. (Buhârî, Büyû, 104; Müslim, Libâs, 99.)


Yukarıda zikredilen hadisler ve İbn-i Abbas’ın da görüşü üzerine İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu insan ve hayvan heykeliyle resimlerinin yapılmasını haram saymakla birlikte bitkilerin ve cansız nesnelerin resminin yapılmasını, yine baş kısmı olmamak veya hayatta kalamayacak bir görünümde olmak ya da üstüne basılan, dayanılan halı, minder gibi saygı gösterilmekten uzak eşya üzerinde bulunmak kaydıyla insan ve hayvanların resmedilmesini câiz görmüşlerdir. Ayrıca resimli ya da mücessem olan çocuk oyuncaklarının kullanımına cevaz verilirken haç gibi İslâm inancına aykırı sembollerin kullanımı haram kabul edilmiştir.


Bazı alimler Kur’an’da İslâm’dan önceki semavî dinlere ait hükümlerin (şer‘u men kablenâ) müslümanlar bakımından da geçerli olduğu yönündeki usul görüşünden yola çıkarak Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Süleyman’ın heykeller yaptırdığından (Sebe, 34:13) ve Hz. Îsâ’nın çamurdan kuş sûreti yaparak Allah’ın izniyle ona can verdiğinden (Âl-i İmrân, 3:49; Mâide, 5:110.) olumsuz bir ifade kullanılmaksızın söz edilmesini delil gösterirler. Heykel yapmak câiz olunca canlı resmi yapmanın öncelikle câiz olacağını savunan bu görüşe göre heykel ve resim, tapınma veya saygı gösterilme amacıyla yapılması, başka bir dinin sembolü olması, çıplaklık unsuru taşıması gibi unsurlar sebebiyle haram kılınmıştır demişlerdir. (İbn Atıyye el-Endelüsî, el-Muḥarrerü’l-vecîz, (Nşr. Abdüsselâm Abdüşşâfî Muhammed) Beyrut 1413/1993, 4: 409; M. Reşîd Rızâ, M. Reşîd Rızâ, Fetâvâ, (Nşr. Selâhaddin el-Müneccid – Yûsuf K. Hûrî) Beyrut 1391/1971, 4: 1414, 1417.)


Zikredilen âyetlerin cevaz hükmüne delil olamayacağını savunan çoğunluğa göre Hz. Süleyman’la ilgili âyette geçen “temâsîl” kelimesi cansız varlıkların heykellerini ifade etmiş olabilir; Hz. Îsâ’nın uygulaması ise peygambere has mûcizevî bir olay olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca Kur’an ve Sünnet’in yürürlükten kaldırıldığını bildirdiği önceki semavî dinlere ait hükümler müslümanlar açısından kaynak niteliği taşımaz; hadislerde resim ve heykel yapmanın haram olduğu açıkça bildirildiğine göre anılan âyetler bu konuda delil olmaz demişlerdir.


Bir kısım âlimler de hadislerdeki yasağın heykel yapımına yönelik olduğunu belirtmiş, bazı hadislerde yer alan “kumaştaki nakış / alâmet dışında” ifadesini iki boyutlu resme izin verilmesi şeklinde yorumlamış, Hz. Peygamber’in, evindeki resimli örtüleri kaldırtıp yalnızca halı ya da minder olarak kullanılmasına izin vermesini onun sade hayat tarzını koruma ve namazı huşû içinde kılma amacıyla açıklamış, (Buhârî, Ṣalât, 15; Müslim, Libâs, 87, 88.) Zeyd b. Hâlid gibi bazı sahâbîlerin evlerinin kapısında üzerinde canlı hayvan resmi bulunan perde asılı olmasını (Müslim, Libâs, 85, 86.) hadislerdeki sûret yasağının heykelle ilgili olduğunu gösteren bir karîne kabul etmiştir. (İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî, 10: 388.)


Bazı âlimler ise canlı-cansız ayırımı yapmamış, hadislerde kötülenen Allah’ın yaratmasına benzeme çabasının canlı ve cansız bütün yaratıkların resimlerini yapma faaliyetinde var olduğunu, güneş gibi cansız varlıklara da tapıldığını, bu sebeple putperestliğe yol açma tehlikesinin bu durumda da var olduğunu ileri sürmüşlerdir. (Bedreddin el-Aynî, Bedreddin el-Aynî, ʿUmdetü’l-ḳārî, Kahire 1392/1972, 9: 312; İbn Âbidîn, İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, (Kahire), 1: 649.)


Günümüz Alimlerinin Görüşleri

Modern dönemde âlimlerin bir kısmı -resim yasağının putperestliğe yol açması endişesiyle alâkasına dikkat çekerek- günümüzde ortaya çıkan ihtiyaçlar sebebiyle bu yasağa birtakım istisnalar getirilebileceğini, hatta bazıları resmin câiz olup olmamasında fayda-zarar kriterinin esas alınması gerektiğini ifade ederler.


Hâkim kanaate göre ise fotoğraf resme kıyaslanamayacağı için câizdir. Bazıları, fotoğrafla resim arasındaki farkı belirtmek için eski fetvalarda suda veya aynada yansıyan sûretin hükmü hakkında yapılan açıklamalara başvurmuş, bazıları da fotoğraf çekmenin bir alet yardımıyla gölgeyi hapsetmekten ibaret olduğunu, fotoğrafta resimde olduğu gibi Allah’ın yaratma sıfatıyla boy ölçüşme anlamının bulunmadığını, ayrıca fotoğrafa olan ihtiyacın hadislerde yasağın dışında tutulan elbise üzerindeki nakış ve süslemelerle ilgili ihtiyaçtan daha fazla olduğunu söylemiştir. Ancak fotoğrafların devlet adamlarının ilahlaştırılması, müstehcenliğin ve ahlâksızlığın yayılması gibi İslâm dininin onaylamadığı amaçlarla kullanılması zaten caiz olmadığı konusunda tartışma yoktur. Ancak haç gibi bâtıl inançları temsil eden sembollerin çizilmesi ve üzerinde bulunduğu eşyanın kullanılması ise haram sayılmıştır.

Hz. Peygamber’in yere çizgiler çizerek sahâbeye bazı konuları anlattığı (Buhârî, Rikak, 4.) gerçeğinden yola çıkarak harita ve teknik resim türü çizimlerin mubahlığı hususunda herhangi bir ihtilâf söz konusu değildir. Ebru, tezhip, çinicilik, oymacılık, halı dokumacılığı ve oyalardaki nakış ve süslemelerde olduğu gibi soyut resimlerin mubahlığı konusunda da ihtilâf bulunmamaktadır. Minyatür, karikatür ve çizgi filmleri oluşturan resimler genel anlamda resmin hükmüyle ilgili yukarıda geçen tartışmalar ışığında farklı biçimlerde değerlendirilmiştir.


Literatürde resim yaptırma, resimli eşyanın ticaretini yapma ve duvar resimleri yahut asılı resimler bulunan yerde namaz kılmanın hükmü üzerinde de durulmuştur. Yapılması veya kullanılması câiz görülen resimleri yaptırmanın ve böyle resimler taşıyan eşyanın alınıp satılmasının câiz görüleceği açıktır. İnsan veya hayvan resmi yapmanın haram olduğu kanaatini taşıyan bazı âlimler, üzerinde bu tür resimler bulunan eşyanın satın alınmış olması durumunda halı, kilim veya minder gibi kullanılabileceğini belirtmiştir.


Resim Bulunan Odada Namaz Kılmak

Dört mezhebe göre resim ve heykel bulunan yerlerde namaz kılmak mekruh sayılmıştır. Bu konuda yukarıda geçen hadisler dışında gayri müslimlere benzeme yasağı (Ebû Dâvûd, Libâs, 4.) ve sahâbenin uygulaması delil gösterilmiştir. Hz. Ömer ve İbn Abbas’ın, içinde sûret bulunması sebebiyle kiliseye girmeyi ve orada namaz kılmayı mekruh gördükleri nakledilir. (Buhârî, Salât, 54.)

Hanefî mezhebinde resmin üzerine secde yapılması veya namaz kılanın önünde resim bulunması resmin duvarlarda veya tavanda bulunmasına göre daha sakıncalı görülmüş, ancak dikkatli şekilde bakılmadıkça görülmeyen küçük resimlerin olduğu yerde namaz kılınması mekruh sayılmamıştır. Yine küçük olması ve yüceltme amacı taşımaması sebebiyle resimli yüzük takmak ve resimli para kullanmak câiz görülmüş, açıkta olmayıp cep vb. bir yerde taşınması sebebiyle üzerinde böyle para bulundurarak namaz kılmanın da câiz olacağı belirtilmiştir.


İslâm âlimleri dindeki saygınlıkları sebebiyle peygamberlerin sûretinin yapılmasını câiz görmemiş, çağdaş âlimler bu hükmün tiyatro ve film yoluyla temsil hakkında da geçerli olduğunu ifade etmiştir. Bu sebeple peygamberlerin resimleri yapılmadığı gibi, tiyatro ve filimlerde de onların temsillerine yer verilmemektedir.


Müslümanların Sanata Olan Saygıları

Bütün bunlarla beraber müslümanlar sanata olan saygılarından ve sanatı teşbik etmelerinden dolayı İran fethinde sahâbîlerin İran hükümdarının sarayındaki resimlere dokunmaması, para basımında Emevî Hükümdarı Abdülmelik b. Mervân dönemine (685-705) kadar üzerinde resim bulunan Dinar (Rum Parası) ve Dirhem (İran Parası) gibi paralarının basılmış olması ve bazı Emevî saraylarında duvar resimlerinin yer alması gibi olgular karşısında resim yasağı hükmünün izah edilemeyeceğini ileri sürmüşlerdir. Ancak sahâbenin yaptıkları binalarda, kurdukları şehirlerde ve ürettikleri ya da kullandıkları elbise, ev eşyası gibi çeşitli eşyalarda canlı resimlerine yer vermemeye dikkat ettikleri konuyla ilgili rivayetlerden anlaşılmaktadır.


Ancak modern dönemde ileri sürülen, putperestliğe yol açma illeti ortadan kalktığı için artık sûret yasağının söz konusu olmadığı yönündeki görüş şöyle eleştirilmiştir: Sûret yasağının illetinin putperestliğe yol açma tehlikesiyle sınırlı olmayıp Allah’ın yaratmasına benzeme ve onun yaratması ile boy ölçüşme gerekçesinin de bu hükümde etkili olduğu hadislerden anlaşılmaktadır. Ayrıca putperestliğin hâlâ yaygın olduğu günümüzde putperestliğe götüren yolların kapatılmasına ihtiyaç kalmadığını söylemek mümkün değildir.


Sanatlar doğdukları çevrenin dünya görüşünü ve hayat anlayışını yansıtır; diğer bir ifadeyle varlık tasavvuru, kültürel ve ahlâkî durumla sanatlar arasında sıkı bir ilişki bulunur. Geçmişte Hz. İbrâhim’in dini ve Hıristiyanlık gibi bazı ilâhî dinlerin yabancı kültürlerin ve siyasî şartların tesiriyle değişikliğe uğradığı dönemlerde bu dinlerin önderlerine ait resim ve heykeller dinî semboller halini alarak yaygınlaşmış, Kâbe’nin içi ve kiliseler put, resim ve heykellerle doldurulmuş, aslında tevhid inancına sahip olan bu dinlerin mensupları zamanla putperestliğin etkisi altına girmiştir. Heykel ve canlı resimlerinin yasaklanması öncelikle putperestliğe yol açabilecek bâtıl inançların önlenmesine yöneliktir. Bu bakımdan ressam veya heykeltıraşın niyeti ve tamamen estetik duygularla hareket etmesi çok önemli değildir; çünkü sanat eserinin içinde yer aldığı dünya görüşü ve medeniyet sanatçıdan bağımsız olarak onlara bir anlam ve fonksiyon yüklemekte, sanat biçimlerinin, içinde ortaya çıktıkları medeniyet ve kültürle yakından ilişkisi bulunmaktadır.

Öte yandan ilk dönemden itibaren müslümanların çoğunlukla uydukları sûret yasağı İslâm medeniyetinde estetik duygunun ifadesi olarak ortaya çıkan çizim ve süsleme sanatını belli bir istikamete yönlendirme gibi bir işlev de görmüştür. Bunun neticesinde güzelliği ifade etmek üzere müslüman sanatçılar başka bir bakışla tahayyül, çizim ve boyamanın farklı terkiplerini ortaya koymuş, bu anlayışı yansıtan hat, tezhip, ebru gibi sanat dalları ortaya çıkmıştır.


Kaynak:

TDV İslâm Ansiklopedisi, Yazar: Tuncay BAŞOĞLU, 34: 579-582.


12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör