• M. Ali KAYA

İYİ İNSAN – İYİ VATANDAŞ

F. W. Foerster

Özet: M. Ali KAYA


İyi insan, yalnız kendini düşünerek hareket etmez, kendi menfaatini ön plana almaz. Aksine; dünyada yalnız olmadığını düşünür. Yardımsever ve faydalı bir insan olma gayreti içerisindedir.


Geothe: “Hareketlerimizin sonuçlarını temiz ve berrak bir şekilde düşünebilme kudretini Allah’tan istemeliyiz” der. Fransız devlet adamı Talleynand; “Devlet adamı istikbali kalbinde yaşamalıdır” demektedir.


İnsan, yapacağı işlerde karşılaştığı engelleri de sevmeli, sevmesini bilmeli, öğrenmelidir. “Başarısızlık bile, kendimizi tanıtan bir okuldur.” Çünkü, engeller ve başarılar bizi realist olmaya zorlar. Tevazumuz ve sabrımız artar. İrademiz kuvvetlenir, düşüncemiz gelişir. Peygamberimiz (asm) “Geri kalmayan ilerleyemez” buyurdular.


Hayatın her şeyinden ders almasını bilmeliyiz. (Başarı-başarısızlık, sıkıntı ve mahrumiyet, v.s...)

Düşünmeli ve düşünmeliyiz...


NEFSİ TERBİYENİN VAZİFE VE İMKANLARI

1- AZİM

Azimli olabilmek için;

a) İş yapma enerjisinin takviyesi, karar verme, bütün güçlüklere rağmen yapmak.

b) Herhangi bir şeyden feragat etme kuvvetini kendinde bulabilme.


2- SABIR TEMRİNİ

Sabırla yapılan işler küçük olsa bile, kendimizi saymayı ve kendimize güvenmeyi öğretir.

Sonuna kadar sabreden mesut olur.


3- SADAKAT

“İşe karşı sadakatin tadını tadan vazgeçmez.”


4- İHMALCİLİK

Çalışmaktan yorulan bir genç, bir müddet tatil yapmalıdır. Ama tekrar aynı düzenli hayata dönmek şartı ile...

Zamanı bölerek çalışmalı.

Zamanın anlamı, insan iradesinin kuvvetli ve devamlı bir şekilde çalıştığı yerde değerlenir. Vazife ve sorumluluk duygusuyla ayarlanan zaman çok mühimdir.

İstediğiniz kadar dinlenin ama, işinize bütün dikkatinizle sarılınız. Çalışırken yan çizmemeye ve baştan savma yapmamaya dikkat ediniz.

Çalışmada ilgisizlik tembellikten zararlıdır. İhmalciliği ihmal etmek lazımdır.

Tembelciliğe tembel olmalıyız.


5-SÖZÜNÜ TUTMAK

“Sözünü tutmak isteyen insan, işinden, okumasından, konuşmasından ve dinlenmesinden zamanında ayrılır.” Misafirini de randevusunu geciktirmemek için nezaketle uğurlar. Küçük işlerinin kurbanı olmaz.


6- UNUTKANLIK

“Unutkanlık iradenin uyuşukluğunu gösterir.”

Unutkanlık istenirse giderilir. İstemek de birkaç hafta tamamıyla hafıza terbiyesine çalışmak demektir. Bunun için:


a) Sayısız şeylerle uğraşmamalı.

b) Belli şeyler, işleri ve kararları, bütün enerji ile kafaya çivilemeye çalışmalı, uyurken bunları tekrarlamalı, uyanınca tekrar etmeli...

c) Vicdan unutmamak için zorlanmalı. Vazifeler verilmeli, okumaya, yazmaya zorlanmalı

d) Küçük şeyler deyip geçmemeli, küçük şeyler büyük işlerin temelidir.

Bizim her zamanki en büyük mürebbimiz, her gün yaptığımız iradi hareketlerdir.


7- KARŞI KOYMA TEMRİNİ

İçten ve dıştan gelen şeylere karşı koymak.

Nefsin arzularına mukavemet edebilmek. Birçok insanın vazgeçme arzuları vardır ama yapmaları gerekeni bilmezler.

Nefsin arzularına hâkim olmadan, karşı koymadan başarılı olunmaz.


8- TEMKİNLİ (UYANIK) OLMAK

İnsanın iki (veya üç) benliği vardır.

Biri; konuşur,

İkincisi; sadece yapar.

Diğeri; onu takip eder. Her şeyi yeniden düzenleyip yapmak ister, ama çok zaman geç kalır. Acele bir söz veya yersiz bir hareket yapılmıştır.

Burada uyanık olmak, hareket ve sözlerimizi kontrol etmek, yine nefsimize hakimiyet ile olmalıdır.


9- SUSMA OKULU

Nefse hâkim olmak için en iyi vasıta...

Susmak, dış dünyanın tesirinden kurtulmaktır.


Konuşurken, itiraz edip söylenenin aksini iddia etmek yerine, sükunetle dinlemek, sonra ona bazı sorular sorarak söze başlamak, söylediklerinin sebeplerini araştırmak daha iyidir.


Bunun için onu iyi anlamak lazım. Hislerimize kapılmadan sabır ve ilgi ile dinlemeliyiz. Muhatabımızı anlasak, daha iyi ikna ederiz.

Bir şeyi sonuna kadar dinlemeden hemen itiraz eden insan, hiçbir zaman kendi dar çevresinden ve kasır görünüşünden kurtulup hakikate vakıf olamaz.


Eğlenceli bir söz söylemek için çoğu kez, başkalarını gücendirir ve sırlarını ortaya dökeriz.


Geveze bir insanda, ciddi bir sorumluluk duygusu yoktur. Kendi kendisini kontrol de edemez. İtimada layık olmak için kendini terbiye etmek, susmakla başlar.


10- YÜKSEK DSİPLİN

Nefse hakimiyet için sadece kötü duygular değil, yüce duygular da kontrol edilmelidir. Ölçüsüz merhamet, dizginlenmeyen hayaller, düşüncesiz vatanseverlik duyguları, başıboş heyecanlar birçok zararlar doğurur.


Pek çok kabiliyetli ve istidatlı kimseler heveslerine ve meyillerine kendilerini plansız kaptırdıkları için ruhi kuvvetlerini dağıtmış, parçalamışlardır.


11- HAREKET ENERJİSİ VE PLALAYICISI

Bir şeye karar veren bir insan, bütün kuvvetini bir araya toplaması gerekir. Kuvvetini dağıtan şeye karşı çıkmalıdır.


Enerjik ve kabiliyetli insanlar, hayatta doğru dürüst bir başarı elde edemezler. Zira her an değişen arzularına ve başkalarının düşüncelerine karşı koyamazlar.

Huzursuz bir insanın kendini avutmak için yaptığı hareketlerin hepsinde kendini tanımaktan kaçınma arzusu vardır.



İNSANLARI TANIMAK

“Bir insanı sevmek istiyorsak, önce onu tanımalıyız”

“Acı bir söz, çok zaman sıcak bir sevgi ile söylenir.”

“Günahlarımızın arkasında ne kadar çok faziletler vardır.”

Gençler!

Gerçek terbiye boş durmakla değil, güç münasebetler ve ağır sorumluluklarladır.

Aile içinde yaşamasını bilmeyen bir insanda sosyal kabiliyet olabilir mi?


Yalnız kendisine benzeyen insanlara yaşamak isteyen, münzevi kalmaya mecburdur. İnsan, herkes ile durumuna göre münasebet kurabilmeli...


BİZ DÜNYAYA ANLAŞILMAK İÇİN DEĞİL, ANLMAK İÇİN GELMİŞİZ...

“Biz aslanlar, kaplanları ehlileştirebiliriz; ama vahşi huylarımızla en yakınlarımıza saldırmaktan geri kalmayız. (Plutrak)


“Sözlerin kölesi olduğunu hiçbir zaman unutma.”


Ailede Barışı Korumak İçin

a) Herkesin kendi sınırları içinde kalması ve başkalarının sınırlarına saygı göstermesi,

b) Başkalarının duygularına (tenkit ve talepte) saygısı,

c) Görüşmeler her iki tarafın sakin olduğu zaman yapılmalıdır.

d) Sevgimizi saklamamalıyız.

e) Her iki tarafın hak ve şerefini koruyan çareler bulmalıyız.

f) Bazı meselelerde ısrar edip hiç taviz vermemek lazımdır.


Toplumun Ahlaki Temelleri Üzerinde İnceleme, Sorumluluk

“Bugün en önemli şeyin kimse tarafından aldatılmamak olduğunu sanırsın. Ama hayatın güneşi asıl senin hiç kimseyi aldatmamandır.” (Emerson)


Bir insanın ruhundaki asalet, şükretme kabiliyeti ile anlaşılır. Teşekkür, ruhtan çıkan bir sorumluluktur. Tıpkı topraktan çıkan çiçek gibi...


Bir hayvanın insandan farkı, bir şeyi düzeltme kabiliyeti olmaması ve bir sorumluluk taşımamasıdır. Aslında hiçbir şey büsbütün düzeltilemez, tamir edilir. Sorumluluk duygusunun canlanması, küllenen ateşin tekrar yanması gibidir. Sorumluluk duygusunun ölmesi boş vermektir. Ruhen sönmek demektir.


“İnsan topluluğu nasıl kurtulur?” “Ben verdiğim sözü tutarsam.”

Toplumda insan akıl ile her türlü ibreti, dersi alabilir. “Her şeyin iyisini al!” demişlerdir.


“Gerçek sosyal terbiyeyi içten isteyen birisi, önce günlük alışkanlıklarındaki toplu yaşama düşüncesine uymayan hareketlere bir son vermelidir. En basit davranışlarında bile kendi kendisine “Ben şimdi yalnız mıyım?” sorusunu sormalıdır.”

Doğruluk (Yalancı Olmamak)

S- Sıkışık zamanlarda söylenen yalan meşru mudur?

C- Yalan söyledikçe insan daima sıkışır. “Yalan, yalanın mukaddimesidir.” Yalan, yalanla düzeltilmez. Kan kanla değil, su ile temizlenir.


Bizi yaşadığımız anın tesirinden kurtaracak en iyi çare doğru söylemektir.

İnsanın kafasına en güç en fena durumlarda hakikati söylemek kadar hiçbir şey işletemez.


“Yalanı söyleyip onun esiri olmaktansa, doğruyu söyleyip hür yaşamalısın.”


Dinlemek

“Dinlemek insana hakikati ölçmek, değerlendirmek imkânı verir.”

“İyilikle saygıyla dinlemek iç zenginliğin en güzel belirtisi ve daha iyi olmak için en güzel yardımcısıdır.” (J. Stuart)


Rakiplerle Tartışmada Doğruluk

Lincoln, konuşmalarında, önce rakiplerinin düşüncelerini çok güzel anlatırdı. Hatta onlar hararetle alkışlarlardı. Böylece bütün düşünceleri ortaya attıktan sonra sözlerine devamla karşısındakileri yerden yere vururdu. Kendi düşüncelerini söylerdi.


Bir baba, kendisini dizginleyebilmeli. Doğruluk duygusunu yavaşlatmamalı. Çocukları eğlendirmek için de olsa, düşünceleri ile alay etmemeli.

Yaşamaya kabiliyetli bir devlet, ayrı düşünce, inanış ve düşünceleri, gelenek ve görenekleri bir köprü ile bileştirmeyi samimiyetle istemekle kurulur.

İyi Kalplilik

İyi bir lider, idare ettiği fertlerin her biri ile ayrı ayrı ilgilenir. Onlara değer verir. Şahsından çok şahısları düşünür. Otoritesini bozmadan insani eşitliğini korur.


En can sıkıcı ve üzücü tipler tarafsız ve alakasız dediğimiz insanlardır. Çevre ile ilgilenmezler. Başkasının yorulmasına aldırmadan işleri görür, dalgın selam verir, her şeyi olduğu gibi kabul eder, beraber çalıştığı insanlar ile ilgilenmezler.

Teknik hiçbir zaman kâfi değildir. Onu kullanacak güç de lazımdır.


Eğitim

Bir Japon gelen misafirine pek çok ilgi ve alaka gösterip, onu neşeyle memnun ettikten sonra, “Bugün hayatımın güneşi söndü, biricik oğlum öldü” der.


Başkalarını dinle, iyi bir misafirperver ol. Zira dinlemek, konuşmaktan daha akıllıca bir iştir. “Eğitim önce başkasına ait olan borcumuzu bilmek, ona göre konuşmak, susmak ve gerektiği gibi davranmaktır.”


Şahsi Disiplin

a) Verilen kararı bütün sonuçlarıyla yerine getirmek için doğrudan ayrılmamak.

b) İçerden ve dışardan gelen tesirlere kapılmamak.


Direksiyona hâkim olan şoför gibi insan kendi dizginini tutmalıdır. Karakter terbiyesi için;

1- Vicdanın toplumdaki çekici kuvvetlere kapılmaması,

2- Kendi zaaflarını iyi bilmeli...


Vücut kültüründe esas olan ruh sağlamlığıdır.

İnsan, vakarını korumalı, itidalini ise kaybetmemelidir.

Her şeyde maddi-manevi tekâmül esastır.


İtidalini kaybetmemek sağlam bir ruh belirtisidir, her şeyi ciddi düşünmenin, temiz hissetmenin ve her şeyi sadakatle işlemenin karşılığıdır.


Sorumluluk

Çok zaman büyük felaketler, en küçük ihtimallerin neticesidir.

Rudyard Kıpling’in “Bir cıvatanın fabrikayı durdurması” misali ve Çinlilerin “Bir çivinin bir nalı, bir nalın bir atı, bir atın bir askeri, bir askerin ise bir orduyu kurtarması” ata sözleri de buna delildir.


Müşterek sorumluluk:

Başkanın, oyuncuların, seyircilerin ve olaylara mani olabileceklerin vaziyeti ihmallerinden doğan müşterek zarar, yine müşterek ödenmelidir.

İnsanın sağlık durumu için vücut arzuları ile vicdani arzuların bir anlaşma içinde olması lazımdır. Yoksa, sağlığa zararlıdır.


Erken Evlenme

Evlenmekte geç davrananı tebrik etmek lazımdır.


Eskiden kızlar, erkeklerden bir kahramanlık bekler ve isterlerdi. Şimdi istememeleri çok kötü... Neitzsche, “Kahramanlığı gönlünden atma” der. Evlenmek isteyen gençlere de, “Gençsin, evlenmek istiyorsun, çocuk istiyorsun, ama sorarım sana, bir insan mısın? Bir çocuk dilemeye hakkın var mı? Layık mısın? Galip misin? Kendini yenebildin mi? İsteklerine hakim ve faziletlerinin efendisi misin?” diye sorardı.

Gerçekten akıllı bir insan, ahlaklı olmayı zengin olmaya tercih eder.


Herkesi düşünerek herkese iyilik etmek isteyen insan, kendine de iyilik etmiş olur.


Meslek Aşkı

Burada iki mesele var,

1- Meslek yalnız bilgiye ve tekniğe dayanan bir iş değildir.

2- Ruhi ve ahlaki bir iştir de...


Mesleğimiz bizi madde ile iştigale zorluyorsa, o maddeye yenilmemek için yüksek bir hayat görüşüne daha çok ihtiyacımız vardır.


“Herkes, her insan, üstün bir şey yapamaz. Ama herkes alelade bir şeyi üstün bir ruhla yapabilir.” (Booker Washington)


Her şeyden önemli olan üstün bir ruha sahip olmak için çalışmaktır. Her şey buna nispeten son derece önemsizdir.


Bunu kazanmanın yolu da İMANI güçlendirmeye çalışmaktır. İmanımıza güç veren şeylerin peşinde koşmaktır. Bu da RİSALE-İ NUR eserlerini çok okumak ile kazanılır.

Başka da bir yolu yoktur.

28 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör