• M. Ali KAYA

İNSAN MÜKEMMEL DEĞİLDİR…

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2021


M. ALİ KAYA

“Ben mükemmelim!” “Ben harikayım!” “Ben… Ben...”

Şeytan Hz. Musa’ya (as) “Ben, ben deme! Benim gibi olursun!” demiş...


**

İnsan, aciz, fakir ve zayıftır.

İnsanın özelliği noksan ve kusurlu olmasıdır.

İnsan, “nisyan”dan alındığı için nisyana mahkumdur; yani unutkandır.

İnsan dünyaya hiçbir şey bilmeden gelir. Zamanla öğrenir…

Daima yanlış yapa, yapa doğruyu bulmaya çalışır.

Kusurludur, eksiktir ve noksandır; eksiğini görerek kusurunu itiraf ederek, noksanını bilerek terakki ve tekâmül eder.


**

İnsan noksan olduğu için hayat boyu öğrenmeye muhtaçtır. Bu sebeple Peygamberimiz (asm) “Beşikten mezara kadar ilim öğrenin” buyurur.

İnsan eksik ve noksan olduğu için ömrünün sonuna kadar ilimle, ahlakla ve ibadetle kendisini geliştirmeye ve tekâmül etmeye muhtaçtır.

İnsan daima yanlış yapmaya meyyaldir. Hata ve kusurdan hâlî olmaz; onun için en büyük erdem eksiğini ve kusurunu görerek itiraf etmek, özür dilemek ve tevbe-istiğfar etmekle yükümlüdür. İnsan bu şekilde tekâmül eder.


**

İnsan noksanını kusurunu ve acizliğini daha çok yaşlandığı zaman görür ve hisseder. Hastalıklar vücudunu kaplar, azaları doğru çalışmaz olur, gözü görmez, kulağı işitmez ve başkalarına daha çok muhtaç olur.

Gençliğinde “Ben mükemmelim, kusursuzum, her şeyi yaparım!” diyenlere Allah yaşlanınca ne kadar aciz olduğunu gösterir. Sonuna “Ben aciz, zayıf ve fakirim. Ben noksan ve kusurluyum!” dedirtir.


**

Evet!

İnsan eksik olduğunu bilmeli ve görmeli ki, eksiklerini gidermeye çalışsın.

İnsan, hatalarını görmeli ve kabul etmelidir ki hata ve kusurlardan kurtulsun.

İnsan, kötü olduğunu bilmeli ve kabul etmelidir ki, iyi olmaya çalışsın.


**

İlk insan Hz. Âdem (as) hata işledi, günaha girdi. Ama; hatasını gördü, kabul etti, özür diledi, tevbe ve istiğfar etti. Telafi etmesi için ne yapması gerektiğini sordu ve buna katlandı.


Yüce Allah onun bu tevazu ve alçakgönüllülüğünü sevdi ve onu affettiği gibi ona “Peygamberlik” makamını verdi. Dünyayı onun emrine ve hizmetine verdi.

Şeytan da Allah’ın emrine uymadı ve hata etti, günaha girdi. Ama; hatasını kabul etmedi, yanlışta ısrar etti. “Hata ettin, günaha girdin, Allah’a tevbe et!” diyenlere çıkıştı. “Ben mükemmelim! Ben doğrusunu yaptım, haksızlığa uğradım, hakkımı savundum. Beni suçlayan ve bu duruma düşürenlerden intikam alacağım, onları yoldan çıkaracağım” dedi. Yüce Allah onun bu kibir ve gururundan dolayı ona “Sen ne lanetli şey imişsin! Defol huzurumdan!” diye onu huzurundan uzaklaştırdı. Sonra “Elinden geleni ardına koyma! İstediğini yapabilirsin. Benim halis kullarımı asla aldatamazsın. Sana aldananlar da benim kullarım değil, senin uşakların olsun!” buyurdu.


**

Sonuç olarak;

- Tevbe ve istiğfar neden ibadettir?

- İnsana kusurlarını gösterip onu o kusurlardan ve noksanlıktan kurtardığı için değil mi? Her insan hata işler, hata işleyenlerin hayırlısı hatasını görüp tevbe eden ve özür dileyendir.


15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör