• M. Ali KAYA

İSLAMDA MÜSAMAHA (HOŞGÖRÜ)

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. ALİ KAYA


“El İslâmiyyetü’s-sehletü’s-semhatü”

“İslamiyet doğruluk, kolaylık ve hoşgörü dinidir.” (Buhari, İman, 29.)


Müsamaha Arapça, “hoşgörü” anlamındadır. Fransızca, İngilizce ve Almanca “tolerance” demektir. Bu “esneklik” yani katı olmamak, esnek olmak anlamındadır. Kolaylaştırmak, yol göstermek anlamlarını da ifade eder.


İslam tevhide inanmak ve Allah’ın farz kıldıklarını yapıp yasakladığı şeylerden uzak durmaktır. Bu ise kolaydır ve herkesin yapabileceği şeylerdir. Yüce Allah insanlara kolaylık göstermiş ve müsamahalı bir dini göndermiştir. Müsamaha da Allah’ın emrini yerine getirmek için kolaylık göstermek demektir. Allah’ın emrini terk etmeye göz yummak demek değildir. Ahirete ait işlerde yardımcı olmak, kolaylık göstermek anlamına gelir.


Af etmeyenin af beklemesi, saygılı olmayanın saygı beklemeye hakkı yoktur. Vermeyen alamaz ve hak etmeyen bulamaz. (Buhari, Edeb, 184; Müslim, Fezail, 65.)

“Sizden biriniz kendi nefsi için sevip istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe kâmil bir mü’min olamaz, hakiki iman etmiş olmaz.” (Buhari, İman, 7; Müslim, İman, 71-72.)

Peygamberimiz (asm) “İslamiyet hanif dinidir. Haniflik tevhid, kolaylık, semha ve doğruluk dinidir” buyurmuşlardır. İslamiyet hak ve hakikat dinidir, hurafelerden ve batıl itikatlardan arındırılmıştır.


Allah’ın yarattığı en değerli varlık insandır. En değerli hizmet de insana hizmettir. “Biz insanı en güzel surette yarattık” (Tin, 95:4.) buyurur. Bu gerçeği Hz. Ali (ra) şöyle ifade eder:


“Ve tezumu enneke cirmün sağîrun

Ve fîke inteve’l-âlemü’l-ekber.”


Yani,

“Sen zanneder misin ki küçük bir cirimsin

Çünkü, sende büyük bir âlem dürülmüştür.”


İnsan kalıbı ile değil, kalbiyle, sözüyle değil aklıyla ve ilmiyle, cisimle değil ruhuyla insandır. Allah’ın insandan istediği iman, ilim, amel ve ahlaktır.


İnsanlar içinde “İnsan-ı Kâmil” ve “Üsve-i Hasene” Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselamdır. Bu sebeple yüce Allah peygambere itaati emretmiş ve “kim Allah’ın resulüne itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” (Nisa, 4:80.) buyurmuştur. “Allah’ı sevdiğini iddia edenler peygambere itaat etmeliler” (Âl-i İmran, 3:31.) buyurmuştur.


“Allah’a en sevimli din müsamahakâr olan Hanif dinidir” (Buhari, İman, 29.)

“Müsamahalı ol ki sena da müsamaha edilsin.” (Müsned-i Ahmed, 1:248.)

Ameller içinde en müsamahalı ve en kolay olanı Allah’a en çok sevimli olanıdır.” (İbn-i Hacer, Fethu’l-Bari, 1:130.)


Peygamberimiz (asm) birisini bir beldeye göndereceği zaman ona “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” tavsiyesinde bulunurlardı. İslamiyet doğruluk, müsamaha, hanif ve kolaylık dinidir. Herkesi kucaklar ve herkesin kolayca gidebileceği “Cadde-i Kübrâdır”dır. En kısa yol en doğru olandır. İslamiyet fıtrat dinidir, tevhid dinidir, sırat-ı müstakimdir. (Aynî, Umdetul’l-Kâri, 1:274.)


Müsamahanın Gereği

1. Farklılıkları kabul etmek müsamahanın gereğidir. “Dillerin ve renklerin ayrı ayrı olması Allah’ın ayetlerindendir.” (Rum, 30:22.) “Allah dileseydi sizi bir ümmet yapardı. Ama Allah her biriniz için bir yol ve yöntem kılmıştır.” (Maide, 5:48.) "Allah tanışsınlar, kaynaşsınlar ve yardımlaşsınlar diye ayrı ayrı kabilelere milletlere ayırmıştır.” (Hucurat, 49:13.) “Allah insanı şerefli kılmıştır.” (İsra, 17:79.) İnsanın şerefi ise farklı dil, ırk, dil, düşünce, din ve görüşlere saygılı olmaya ve zorlama yapmamaya bağlıdır.


2. Diller, ırklar, fikirler, çiçekler, otlar, hayvanlar farklıdır ve dünyamızı şenlendirirler. Yüce Allah bunları Esmâ-i Hüsnasına ayine ve kudretine delil yapmıştır.


3. Allah’ın birliğine iman mahlukatına ve özellikle mahlukatın en şereflisi olan insana insan olduğu için sevgi ve saygıyı gerektirir. Peygamberimiz (asm) “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe gerçekten inanmış olmazsınız” (Müslim, İman, 93; Ebu Davud, Edeb, 131.) buyurmuşlardır. Ayrıca “Müminler birbirini sevmede, acımada ve şefkatte bir vücudun azaları gibidirler.” (Müslim, Birr, 67.) “Müminler kemerli binalardaki taşlar gibi birbirlerine destek olurlar” (Buhari, Salat, 88; Müslim, Birr, 18.) buyurmuşlardır.


Peygamberimizin (asm) Hoşgörüsü

Peygamberimiz (asm) “Güzel ahlaklıdır” (Kalem, 68:4.) ve “Alemlere rahmet olarak gönderilmiştir.” (Enbiya, 21:107; Müslim, Birr, 87.) İnsanlık ve özellikle mü’minler için peygamberimizde güzel örnekler vardır. (Ahzab, 33:21.) Öyle ise “Peygamber size verdiyse alın, neyi yasaklamışsa ondan da sakının” (Haşr, 59:7.) emredilmiştir.


Peygamberimiz (asm) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” (Müsned-i Ahmed, 2:381.) buyurur. Hz. Aişe (ra) “Onun ahlakı Kur’ândı” (Müslim, Müsafirun, 139; Nesai, Kıyametü’l-Leyl, 2; Riyazu’s-Salihin, 1851.) buyurur. Zira o yaşayan Kur’ân idi.


Peygamber Allah’ın rahmeti ile Müslüman ve kafir tüm insanlara yumuşak davranmıştır. Yüce Allah buyurdu: “Kaba ve katı kalpli olsaydı etrafından dağılırlardı. Onları affet ve onlarla istişare et!” (Âl-i İmran, 3:159.)


Peygamber (asm) yumuşak davranmış, baskı yapmamıştır, aklı ikna ve kalbi tatmin etmiş, güler yüz ve tatlı dil kullanmıştır. Af ve müsamahayı esas almıştır. Seviyeye göre, akla göre konuşmuştur. Allah’ın dininden asla taviz vermemiştir. Hoşgörüsü kendisine yapılan hata ve kusurlaradır.


15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör