• M. Ali KAYA

İSM-İ AZAM MESELESİ

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. ALİ KAYA

Cenab-ı Hakk’ın bütün Esmâ-i Hüsnâsı “İsm-i Azamdır.” Zira hepsi Allah’ın ismidir; ancak Allah’ın özel ismi, alem olan “Allah” ismidir ve Allah’a hastır. Allah adında başka hiçbir varlık bu ismi almamıştır. İlahlık iddia eden Firavun ve Nemrut bile “Ben Rabbim” demiş, yani “Sizi terbiye eden ve rızkınızı veren benim” demiştir. “Ben yaratıcı Allah’ım” diyememiştir ve diyemez. Zira yüce Allah “O'nun adıyla anılan hiçbir kimse var mıdır, bilir misin?” (Meryem, 19:65.) buyurarak Allah’tan başka hiçbir varlığa Allah isminin verilemeyeceğini bize bildirir. İslam bilginleri “Allah varlığı zorunlu ve vâcübu’l-vücud olan ve bütün övgülere lâyık bulunan zâtın adıdır” demişlerdir.


Bediüzzaman Said Nursi hazrretleri “Lafza-i celâl, Zât-ı Akdes’e delalet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfât-ı kemâliyeyi istilzam eder” (İşâratu’l-İ’câz) demiştir.


Allah isminin tesniyesi ve çoğulu da yoktur. Bir başka dile tercüme edilemez, hiçbir kelime onun yerini tutamaz. Allah’ın dışındaki bütün diğer “Esma-i Hüsnâ” Allah’ın sıfat isimlerini ifade eder. Bunlar zatî, subûtî ve fiilî sıfatlarıdır. Bu sebeple İsm-i Azam Allah ismidir ve diğer isimlerin tamamı onda gizlidir. Bu sebeple “Allah rahmandır” “Allah rahîmdir” “Allah Alîmdir” “Allah her şeye kadirdir” denir.


Müminin Allah hakkındaki inancı, O'nun zâtının mukâddes olduğu, diğer zat ve eşyâyâ benzemediği, yüce sıfatlarla sıfatlandığıdır. Allah kendisini “Esmâü'l-Hüsnâ” en güzel isimler ile isimlendirmiştir. (A'râf, 7:180; İsrâ, 17:1 10; Tâhâ, 20:7; Haşr, 59:24.)


Bir insan Allah’ın doksan dokuz isminden hangisine azam mertebede mazhar olursa onun “İsm-i Azamı” odur. Bu sebeple İsm-i Azam mazharlara göre değişir. Peygamberimiz (asm) bütün Esma-i Hüsnâya tam mazhar olduğu için bütün isimler onun İsm-i Azamıdır.


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hem İsm-i A’zam herkes için bir olmaz, belki ayrı ayrı oluyor. Meselâ İmam-ı Ali Radıyallahü Anh’ın hakkında ‘Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs’ altı isimdir. Ve İmam-ı A’zam’ın İsm-i A’zamı ‘Hakem, Adl’ iki isimdir. Ve Gavs-ı A’zam’ın İsm-i A’zamı ‘Ya Hayy!’dır. Ve İmam-ı Rabbanî’nin ism-i a’zamı ‘Kayyum’ ve hâkeza… pek çok zâtlar daha başka isimleri, İsm-i A’zam görmüşlerdir” (Lem’alar, 931.) buyurmuşlardır.


Yine Bediüzzaman “Hakikî ism-i âzam gizlidir, havassa bildirilir. Fakat her ismin de âzamî bir mertebesi var ki, o mertebe ism-i âzam hükmüne geçiyor. Evliyaların ism-i âzamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır” (Barla Lahikası) buyurur.


Varlık içinde “Esmâ-i Hüsnâ”nın tamamına azam mertebede mazhar olan ve kâinatın merkezinde yaratılıp bütün varlıklar kendisine hizmet için yaratılan insandır. Bu sebeple Bediüzzaman insanın bu değerini şöyle ifade eder: “Nasıl esmâda bir ism-i âzam var, öyle de o esmânın nukuşunda dahi bir nakş-ı âzam var ki, o da insandır.” (Sözler, 628.)


Kâinat ağacının en son ve en cem’iyetli meyvesi ve hakikat-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsi ve kâinat Kur’ân’ının Âyet-i Kübrası ve İsm-i A’zamı taşıyan Âyet-ül Kürsisi” (Asay-ı Musa, 60.) olan bu insana yakışan “Kendini okuyup” ve “Arş-ı a’zamdan, İsm-i A’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen Kur’ân’ın” (Sözler, 590.) “himayeti altına mü’minane ve mu’temidane girerek” ve “İsm-i A’zama mazhar olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın” “Sünnet-i Seniyyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olup, dünya şekâvetinden ve âhirette azabdan kurtulmalıdır.” (Lem’alar, 225.)


Elhasıl; insan her bir ismi, bir İsm-i Azam telakki ederek marifetullahta terakki edip, Allah’ın razı olacağı bir kul olmalıdır. Çünkü Esma-i Hüsna’nın her birisinin kendine mahsus öyle kudsî bir cemali var ki; bir tek cilvesi, koca bir âlemi ve hadsiz bir nev’i güzelleştiriyor. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Esmâ-i Hüsnâdan kâinatta en fazla tezahür eden ve bu vesile ile azam isimlerden olan “Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddüs” isimlerini “Lem’alar” eserinde “30. Lem’a” olarak tefisr ve izah etmiştir; ilâveten “Şuâlar” isimli eserinde “İkinci Şua” olarak da “Allahü Ehad” ismini “Ehadiyet ve Vahidiyet” yönü ile kâinattaki azam tecellisini izah ve ispat etmiştir.


Esma-i Hüsnâ içinde İsm-i Azam vardır. Kur’andadır ve gizlidir. Ta ki yüce Allah’a her isimle dua edilsin. Onun gizlenmesinin Kadir Gecesinin gizlenmesi gibi hikmetleri çoktur.


12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör