• M. Ali KAYA

İSTİŞARE VE USULÜ

Güncelleme tarihi: 5 Mar

M. ALİ KAYA

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Müminlerin işleri aralarında istişare iledir” (Şura, 42:38.) buyurarak meşveret ve şura ile iş yapmayı emretmiştir. Uhud harbi için istişare yapıldı ve sonunda başarısız bir savaş oldu. Müslümanlar büyük zarar gördüler. Beklenen Peygamberimizin (asm) sahabeleri ikaz etmesi ve onlara öfke duyması idi; ama yüce Allah buna izin vermedi ve şöyle buyurdu: “Ey peygamber! Allah'ın rahmeti sebebiyle sen onlara yumuşak davrandın. Eğer onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Toplumu ilgilendiren her konuda onlara danış, görüşlerini al; sonra bir hareket şekline karar verince de Allah'a güvenerek azimle karı uygula. Çünkü Allah, kendisine güvenip, dayananları sever.” (Âl-i İmran, 3:159.)


İstişare akılların bir araya gelerek ortak aklı bulmasıdır. Ortak akıl üstün akıldır ve yanılma payı çok azdır. Bu sebeple akıllı aklıyla iş görür, daha akıllı olan ise başkalarının aklını da alarak işini yapar denilmiştir. Bu sebeple Peygamberimiz (asm) “İstişare eden pişman olmaz!” (Heysemi, M. Zevaid, 2:280.) buyurmuşlardır. Yine Peygamberimiz (asm) “İstişare eden zillete düşmez” (Zemahşeri, Keşşaf, 1:332.) buyurmuşlardır.


Peygamberimiz (asm) “Allah ümmetimi dalalet üzere birleştirmez. Allah’ın eli cemaatin eli üzerindedir” (Tirmizi, Fiten, 7.) buyurarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmek gerektiğini ifade etmiş ve istişare sonucu çoğunluğun yanılmayacağını haber vermiştir. Ancak her şeyde istismar olabilir. Zamanımızda Propaganda, reklam ve istismarlar ile toplum, istişare üyeleri yanlış bilgilerle aldatılabilmektedir ve yanlış adamlarla yapılan istişarelerden de sağlıklı kararlar çıkmayabilir. Siyaset dünyasında bunun pek çok örneklerini görmemiz mümkündür. Önemli olan sağlıklı ve samimi bir istişare ortamı oluşturmak ve doğru adamlarla istişare etmektir. Uzman görüşü gereken yerde uzman olmayanların yaptıkları istişarelerden sağlıklı karar çıkmayacağı açıktır.


Resulullah (asm) istişareye çok önem verirdi ve bu konuda çok hassastı. (Tirmizi, Cihad, 34.) Ancak konunun uzmanları ile ve şartlarına uygun şekilde istişarelerde bulunurdu. İstişare esastır; ancak bir usul dairesinde yapılmalıdır ve “Usul esasa mukaddemdir” temel bir kuraldır. Usulsüz yapılan işlerden ve istişarelerden sağlıklı ve doğru sonuç çıkmayacağı herkes tarafında bilinen ve kabul edilen bir gerçektir.

Peygamberimiz (asm) “İşleriniz istişare ile yürür, zenginleriniz cömert, idarecileriniz hayırlılarınız olursa yeryüzü yerin altından iyidir. İşeriniz heva ve hevese göre yapılır, zenginleriniz cimri, idarecileriniz de hayırsız olursa yerin altı yerin üstünden hayırlıdır” (Tirmizi, Fiten, 78.) buyurmuşlardır.


Bediüzzaman hazretleri bu sebeple “Haklı Şura” (Hutbe-i Şamiye, s.67.) ifadesini kullanır. Haklı şurânın “İhlas ve tesanüdü” netice verdiğini ifade eder. Demek ki “İhlas ve tesanüdü netice vermeyen bir meşveret haksızların meşvereti olup, çıkan kararlar da haksız uygulamaları ve tesanüdün bozulmasını netice verir.

İttifak nasıl sağlanır? Bediüzzaman ittifak ve tesanüdün “İmtizac-ı efkar” ile olacağını onun da ilimle, doğru bilgilerle sağlanacağını ifade eder. Heva ve hevese göre hareket edenlerin ittifak edemeyeceklerini de “İttifak hüdadadır, heva ve heveste değildir” (Diva-ı Harb-i Örfi, s.65.) ifadeleri ile beyan eder.


İstişare değer vermektir, güveni sağlar, yanılmayı azaltır, yardımlaşmayı sağlar, ortak aklı oluşturur, yeni fikirleri ortaya çıkarır, iş bölümünün yapılmasını sağlar, vazifeler taksim ve tevzi edilir, tedbirler görüşülür, yeni kabiliyetleri ortaya çıkarır, geri bildirimi sağlar ve eksiklikler ve noksanlıkların görülmesine ve giderilmesine hizmet eder.


İstişare nass dediğimiz temel prensipler çerçevesinde yapılır. Amacı nassların uygulanmasıdır. İstişareler temel prensiplere uymamayı karar altında almak için yapılamaz. İstişarenin amacı temel prensipleri, yani farz ve vacipler denen ve yapılması zorunlu olan işlerin düzenli, başarılı yapılması ve geliştirilmesi içindir. Bu sebeple ehil olanlarla yapılır. Peygamberimiz (asm) “İstişare emanettir ve emin, güvenilir insanlarla yapılmalıdır” (İbn-i Mâce, Edeb, 37.) buyurmuşlardır.

İstişareye katılanlar ehil olma yanında iyi niyetli olmaları şarttır. Ehil olanlar ve iyi niyetli olanlar isabet ederler, ehil olmayan ve iyi niyet sahibi olmayanların istişaresinden fitne ateşleri çıkar. Zira fitneyi kaynatanlar da bunu kendi aralarındaki istişarelerle yapmaktadırlar. İslam alimleri “Art niyet isabeti kaldırır” (Kenzu’l-Ummal, 3:409.) demişlerdir.


Şura üyeleri Allah’tan korkan, işin uzmanı olan ve işi bilen kimseler olmalıdır. Herhangi birisi meşveret üyesi olamaz. Allah rızası her şeyde olduğu gibi istişarenin en birinci prensibidir. İstişarede herkes aynı seviyede hür ve eşit olmalı ve fikrini açık yüreklilikle dile getirmelidir. İmtiyazın olduğu yerde sağlıklı istişare yapılamaz. İstişare üyelerinin fikri ve vicdanı hür olmalıdır.


Sonuçta hüküm eksere göre verilir ve ekserin kabul ettiği fikir ve görüş bütün şura üyelerinin kararı olarak kabul edilir. Diğer şura üyeleri de bu alınan kararı uygulamakla yükümlüdür. Yanlış ve uygulamada zararlı görünen kararlar bir sonraki meşverette sakıncaları görüldüğü için müzakereler sonucu değiştirilebilir. Bu da daha sağlıklı kararların alınması ve eksikliklerin görülmesi açısından faydalıdır. Bu şekilde tecrübeler kazanılır ve daha sağlıklı kararların alınması sağlanır.

37 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör