• M. Ali KAYA

KADER VE AMEL MÜNASEBETİ

M. ALİ KAYA

İnsanın fiilleri bakımından kader geçmişe bakar, gelecek konusunda kaderden söz edilemez. Biz geçmişe kader deriz. Zira takdir edilmezse vücuda gelmez. Ancak gelecek bizim için meçhuldür ve gayb ilmidir. Gaybı ancak Allah bilir. Bu nedenle gelecek için "kaderimiz budur!" "Benim kaderimde bu vardır." demek yalan söylemek ve bilmediği hususta haddi aşmaktır. "La ya'lemu'l-Gaybe illallah!" ayetine itiraz etmek ve hürmetsizlik etmektir.


Soru:

Peki, gelecek konusunda bize düşen nedir?


Cevap:

Geleceğe teklif noktasından bakılır.


Bediüzzaman hazretleri "Kader maziyat ve mesaiptedir, ki ye'sin ve hüznün ilacıdır. Yoksa maasi ve istikbaliyata ait değildir, ki sefahate ve atalete sebep olsun." (Sözler, Kader Risalesi, 2011, s. 752.) demektedir. Yani, kader geçmişte başımıza gelen olaylar için denilebilir. İsteyerek ve severek işlediğimiz günahların ve akılıszlık ve tedbirsizlikle sebep olduğumuz kötülüklerin ve günahların suçunu kadere yüklemek için değildir.


Yüce Allah insana, akıl ve irade vererek hür yaratmış, peygamberleri ve alimleri ile onlara hükümlerini açıkça öğretmiştir. Allah her şeyin ölçüsünü kader ile takdir ettiği gibi, hukuk kurallarını belirlemiş ve başkasının hakkına tecavüze zulüm, hakkı hak sahibine vermeye adalet hükmünü vermiştir. İnsan hukuka riayet ederse "Adil" hukuka tecavüz ederse "Zalim" hükmünü alır. Allah adalete mükafat ve zulme ceza vermeyi takdir etmiştir. Dolayısıyla zulmeden zalim cezayı, adalete riayet eden de mükafatı hak etmiştir. Adalet de Zulüm de Allah'ın takdiridir, zulmedenin ceza alması ve adilin de mükafatlandırılması da Allah'ın takdiridir.


Yüce Allah imanı ve küfrü yaratmış, imanın meyvesi olan cenneti, küfrün neticesi olan cehennemi de yaratmıştır. Peygamberleri aracılığı ile imanın şartlarını ve alametlerini, iman edenlerin ve salih amel işleyenlerin mükafatını bildirmiştir. Aynı şekilde küfrün sebeplerini ve küfre düşen kafirin cezasını da haber vermiş ve insanı hür bırakmıştır. İman edip salih amel işleyenler "Mü'min" hükmünü almış, inkar edip günahlara girenler de "Kafir" ve "Fasık" hükümünü almıştır. Dolayısıyla mü'min ve kafir sıfatını biz irademizle ve aklımızla kazanırız. Sonra kaderde hükmedildiği gibi kafir azabı ve mü'min cenneti hak eder. Allah'ın kaderi de böyle hükmeder.


Görüldüğü gibi kader bizi zorlamıyor, aksine biz akıl ve irademizle kaderin bizim hakkımızda vereceği hükmü zorla istiyoruz. Bu nedenle kusur bize aittir, cezayı da mükafatı da biz hak ederiz.


Vesselam...

44 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör