• M. Ali KAYA

KALBİMİZİ EĞİTELİM

Güncelleme tarihi: 8 Mar

M. ALİ KAYA

Kalp, insanın iman, muhabbet, sevgi, nefret, haset, kin, ucup ve gurur gibi duyguların kaynağıdır. Peygamberimiz (asm) “Haberiniz olsun ki, insanda bir et parçası vardır. O iyi olursa bütün beden iyi olur; o bozuk olursa bütün beden bozuk olur. İşte o, kalpdir.” (Buhârî, Îmân, 39.) buyurmuştur.


Kalbin münîb ve mutmain olması ancak Allah’a iman ve onu zikretmekledir. Yüce Allah “Size vaad edilen cennet! Allâh’a yönelen, emirlerine riâyet eden, göremediği hâlde Rahmân’dan korkan ve “kalb-i münîb” ile gelen kimselere mahsustur.” (Kâf, 50:32-33.) Kalb-i mutmain de îman huzuru ile güzel ahlâkın kemâline doğru mesâfe almış kalbdir. İbâdetler, taklidden kurtulup tahkîkî hâle gelmiştir. Kalb, zikir ile nûrlanmış, nefse rûhâniyet hâkim olmuş; îman cevheri, hissiyât merkezi olan kalbde sarsılmaz bir sûrette mekân bulmuştur. “Tahkîkî îmân” ve “rızâ” hâlleriyle kalb, huzur, sükûn ve itmi’nâna kavuşmuştur. “Kalpler, ancak Allâh’ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d, 13:28.)


Selîm, münîb ve mutmain vasıflarına sâhip kalbin alâmeti; rikkat (incelik), mahlûkâta merhamet, gözyaşı, hâle rızâ, hak ve hayra hizmet, şerden kaçma, nasîhat, irşâda koşma ve ilâhî aşkın hazzı ile dolu olmaktır.


Helâl yiyenin kalbini Allâh nurlandırır ve hikmet pınarlarını kalbinden lisânına akıtır.” buyurmuşlardır. Amel-i sâlih ise, kalbin kazandığı seviyeyi muhâfaza ve elde tutabilmenin teminâtıdır. Hak Teâlâ’dan gelen husûsî iltifatlar, ancak böyle kalblerin sâhipleri için mevzubahistir. Haram yiyen kimsenin kalbi bulanır devam ederse katılaşır. Bu da akla tesir eder. Akıl karışır, hakkı batıl ve batılı hak görmeye başlar. Sonra yanlış düşüncelere inanır ve bunu başkalarının da aklını ve kalbini bozmaya çalışır.


Nifak kalpleri ifsat eder, kalpleri bozar. Münafıkların kalpleri nifakla fesada uğramıştır. Bediüzzaman “Şüphesiz fâsit olan bir kalb, gururlu olur ve ifsadata meyleder. Binaenaleyh, onlar kalblerinin fâsid olmasından temerrüt ve inat ediyorlar. Ve hedef ittihaz ettikleri ifsat iktizasıyla yekdiğerlerine halkı idlâl etmeyi tavsiye ediyorlar. Ve gururlarının hükmüyle, diyanet ve imanı sefahet ve sefalet telâkki ediyorlar” (İşâratu’l-İ’caz, s.142.) buyurur.


Ayrıca “Bir şahsın kalbinde bir ihtilâl, bir fenalık hissi uyanırsa, yüksek hissiyatı, kemâlâtı sukut etmeye başlar; kalbinde tahribata, fenalığa bir meyil, bir zevk peyda olur. Yavaş yavaş o meyil kalbinde büyür; sonra o şahıs, bütün lezzetini, zevkini tahribatta, fenalıkta bulur. İşte o vakit, o şahıs, tam mânâsıyla arzda yırtıcı bir hayvan, ihtilâli çıkarıp büyüten bir belâ, fesadı durmayıp karıştıran bir âfet kesilir.” (İşaratu’l-İ’caz, s.311.)

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör