• M. Ali KAYA

KONUŞMALAR

KONFÜÇYÜS (Lun-Yu)

Bir genç evinde anasına, babasına ve diğer büyüklerine saygılı olmalıdır. Sonra dürüst ve ciddi olmalı, herkese sevgi göstermeli, iyi kimselerle arkadaşlık etmelidir. Fırsat bulduğu zaman da onların bilgi edinmelerine yardımcı olmalıdır.


Eğer bir bilgin ağırbaşlı değilse ona karşı saygı gösterilmez. Onun bilgisi de sağlam değildir.

  • Sadakat ve samimiyeti birini planda tut.

  • Kendine uygun olmayan kimselerle arkadaşlık etme.

  • Yanlışları düzeltmekten korkma...


Büyük ve üstün insan, yemekte karnının doyup, doymayacağını düşünmez. Evinde rahatını aramaz. Yaptığı işlerde ağırbaşlı, konuşmalarında dikkatli bir kimsedir.


  • Bir insanın yapacağı işlere bak.

  • Onun davranışlarına dikkat et.

  • Dinlediği şeylere bak.

Bir insan kişiselliğini nasıl gizleyebilir?

Bir kimsenin devamlı olarak yeni bilgilerle eski bilgisini geliştirme devam ederse, o kimse başkalarının öğretmeni olabilir.


1. Bölüm


“Üstün insan kimdir?”

“Konuşmalarından önce davranışa geçen ve sonra davranışına göre konuşan bir insandır.


Büyük insan özgür fikirlidir. Partizan değildir. Ancak küçük insandır ki, hür fikirli değildir ve partizandır.”


Düşünmeden öğrenmek, zaman kaybetmektir. Bir şeyi öğrenmeden fikir ileri sürmek ise tehlikelidir.


Bilgi nedir?

Bir şeyi bildiğin zaman onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şeyi ki bilmiyorsun, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir.


Garip doktrinler üzerinde çalışmak gerçekten tehlikelidir.


Çok dinle ve şüphelendiğin noktaları bir tarafa bırak ve ihtiyatlı konuş. O zaman pek az yanlışın olur. Çok gör ve tehlikeli şeylerden uzaklaş ve davranışlarında ihtiyatlı ol. O zaman pişman olmazsın.


Bir kimse konuşmalarında ve davranışlarında az yanlış yaparsa, o zaman bu kimse kazanç yolundadır.


-Halkı itaatli yapmak için ne yapalım?

- Doğruluktan ayrılma, yanlışlarını düzelt.


Hükümdar: Halkı ağırbaşlılıkla yönetirse, ona saygı gösterirler. Ailesine bağlı herkese nazik ise, ona sadakat gösterirler. İyi yoldan gider ve elinden geldiğince öğretmeğe çalışırsa, halk da çok çalışır...


Doğru olan şeyi görmek, fakat bunu yapmamak cesaretsizliktir.


2. Bölüm

Eğer bir kimse erdemli değilse, dinsel törenlerde ne ilgisi olabilir?


Ziyafetlerde israfa girmektense, ekonomik olmak daha iyidir. Matem törenlerinde ise, derinden göstermek ilgisiz görünmekten daha iyidir.


Bir hükümdar, halkı toplum kurallarına göre yönetmeli. Adamları ise ona sadakatle hizmet etmeli.


3. Bölüm

Eğer irade, erdem üzerine kurulursa, nefret uyandırıcı davranışlar olmaz.


Üstün insan erdemden uzaklaştıkça, o iyi bir insan olabilir mi?

Üstün iki insan, yemek arasında bile ondan uzaklaşmaz, tehlike anında onu bırakmaz.


Büyük ve üstün insan yalnız doğruluğu, küçük insan yalnız faydalığı düşünür. ,

Daima kendi faydasına düşüne insan, çok çabuk düşman kazanır.


Üstün insan dünyada bir şeye karşı ne düşkünlük gösterir ne de onu küçümser. O, doğru olan şeyi izler.


Yüksek bir mevkie sahip olup olmadığından endişe etme. Asıl, o mevkie layık olup olmadığından endişe et...


İhtiyatlı davranışlarda nadiren hata olur.


Hükümdara hizmet ederken devamlı ona yanlışını söylemek, o kimseyi gözden düşürür. Arkadaşlar arasında kırıcı sözler söylemek, arkadaşlığın bozulmasına sebep olur.


4. Bölüm

Üstün insanın dört niteliği: Davranışlarında mütevazı, büyüklerine hizmette saygılı, halka karşı nazik ve halkı kullanırken adil davranmaktır.


Yaşlı olanlara rahatlığı sağlamak, arkadaşlara samimiyetle, gençlere de nezaketle davranmak isterdim...


Akıllı insanlar, sudan hoşlanırlar. Erdemli kimseler doğadan zevk alırlar. Akıllılar, hareketlidir, erdemliler sakindir. Akıllılar neşelidir, erdemliler ise uzun ömürlüdür.


Üstün insan kendini bilgiye verir, prensiplerine bağlı kalır, ve sınırı aşmaz...


İyiliksever insan, kendisini yetiştirirken, başkalarının da yetişmesin izler.


5. Bölüm

  • İradeni gerçek prensipler için kullan.

  • Erdemli olan şeyleri kazanmaya çalış.

  • Kendini iyiliğe ver.

  • Eğlencelerin sanat için olsun.

Bilgi edinmek isteği olmayanlara bir şey anlatamam.


Üstadın öğrettiği dört şey vardı; edebiyat, ahlak, sadakat ve doğruluk...


Erdemli olmak istersen, ona kolayca ulaşırsın.


“Devlet ordularını yönetecek olsanız, yanınıza kimi alırdınız?”

“Silahsız olarak aslana saldıranı ve kayıksız olarak nehri geçmeye çalışanı almazdım. Sorumluluğu anlayan ve hazırladığı planları seve seve yerine getirebilen kimseleri alırdım.”


Fazla taşkınlık itaatsizliği, cimrilik de bayağılığı meydana getirir.


Üstün insan devamlı memnun ve rahattır. Küçük insan ise daima üzüntülü ve telaşlıdır.


6. Bölüm

Büyük ve üstün insan, akrabalarına iyi muamele eder. Halkını fazilete yükseltir. O, arkadaşlarını ihmal etmezse, halkı da doğru yoldan gider.


Büyük insanın değer verdiği üç şey vardır; davranışlarında dikkatsiz ve düşüncesiz olmaktan sakınmak, yüz ifadelerinde samimilik, sözlerin kabalık ve adilikten uzak olması...


Bir bilgin anlayışlı ve sabırlı olmalıdır.

Çünkü, onun yükü ağır ve yolu da uzundur. İyilikseverliği yük olarak kabul eder.


Şiirle zekâ gelişir. Eğitim ve toplumun kuralları ile insan karakterini bulur.Ve müzikle mükemmel hale gelir...


Cesareti seven fakat fakirlikten nefret eden bir kimse karışıklık çıkarabilir. İyiliksever olmayan bir kimse de karışıklık çıkarmaya sebebiyet verebilir.


Hedefine erişemeyecek gibi öğrenmeye çalış. Sanki onu kaybedecekmiş gibi korku içinde ol.


7. Bölüm

Üstadın dört özelliği; önceden hüküm vermez, bir şeye hemen karar vermez, inatçı ve egoist değildir.


Saadeti ve samimiyeti esas prensip olarak kabul et. Kendine eşit olmayan arkadaşlar edinme. Yanlışların olursa, düzeltmeye çalış.


Büyük bir devlet adamı vazifesinden uzaklaştırılabilir, fakat fikirlerinden asla uzaklaştırılamaz.


Akıllı insanlar kendilerini heyecana asla kaptırmazlar. Erdemli insanlar kuşku içinde olmazlar. Cesur olanlar hiçbir şeyden korkmazlar.


Bazı insanlarla beraber çalışabiliriz, fakat esas meselelerde beraber olmadığımızı anlarız. Esas prensiplerde beraber olabiliriz, fakat bunları uygulama konusunda anlaşmaya varabiliriz. Bunları uygulama konusunda anlaşsak bile, olaylar hakkında bir hüküm vermekte ayrılabiliriz.


8. Bölüm

Üstad, sarayda aşağı rütbeli memurlara serbest, fakat ciddi bir tavırla konuşur. Yüksek rütbeli memurlarla serbest, fakat ciddi bir tavırla konuşur. Yüksek rütbeli memurlarla konuşurken gayet yumuşak; fakat kesin konuşur.


Hükümdarın huzurunda iken davranışları çok saygılıdır; ağırbaşlı ve kendine hakimdir.


Erdemli insan konuşmalarında ihtiyatlı ve yavaştır.


Üstün insan, sağlam karakterli, dürüst ve doğruluğu seven bir insandır. O, insanların sözlerini ölçer, kişiliğini inceler ve başkalarına karşı alçakgönüllü olmaya çalışır. Böyle bir adam, memleketi içinde tanınır.


“Erdemi nasıl yüklenebiliriz? Kötü davranışları nasıl terk edeceğimizi, yanlışları nasıl düzeltebileceğimizi sorabilir miyim?”

“Önce gereken şeyi yapmak, başarıyı sonra düşünmek. Kendinin zayıf taraflarını anlatmak ve başkalarının kötülüklerini söylememekle...”


“İyilikseverlik nedir?”

“İnsanları sevmek.”

“Bilgi nedir?”

“İnsanları tanımak...”


“Bilgi nedir?”

“Dürüst olanları hizmetine al; dürüst olmayanları bir kenara bırak. Böylece onlar da dürüst hale gelir.

“Arkadaşlık nedir?”

“Arkadaşlarına samimi olarak öğütlerde bulun, onu iyilikle gözet, eğer onu yeteneksiz buluyorsan, bundan vazgeç ve kendini küçük düşürme.”


Üstün insan, kültür yolu ile arkadaşını bulur. Onlarının arkadaşlarıyla da kendi erdemini yüceltir.

(Filozof Tsanq)

9. Bölüm

“Hükümet (hükmetmek) nedir?”

“Halkla beraber ol ve onların işine yardım et.”

“Daha fazla bilgi...”

“Bu işlerden usanç getirme.”


Bir prensin kendi davranışları doğru ise, kuyruklar çıkmadan da hükümet ileri yapılabilir. Eğer kendisi dürüst davranmazsa, her ne kadar kuyruklar çıkarılsa da, bunlara kimse riayet etmez.


İyi bir hükümet yakında olanı mutlu kılar, uzakta olanı kendisine çeker.

İyi bir hükümet gelse bile, yine bir neslin geçmesi gerekir. Ancak bundan sonra erdem egemen olur.


Hükümet işlerinin çabuk yapılmasını isteme. Küçük şeylerden faydalanmaya bakma. Bir şeyin çabuk yapılmasını istemek, o şeyin mükemmel yapılmasını önler. Küçük işlerden faydalanmaya çalışmak, büyük işlerin tamamlanmasını önler.


“Dürüstlük nedir?”

“Babası koyun çaldığı zaman onu haber vermek dürüstlük değildir. Dürüstlük, baba oğlun hatasını üzerine alır, oğul babasının hatasını gizler. İşte doğruluk bunun içindedir.


İnsan yaşarken ağırbaşlı olmalı. Görevi başında dikkatli, başkaları ile arkadaşlık ederken samimi olmalı.

Vahşi bir kabilede olsan bile bunları bırakmamalı.


Bilgin: Bir kimse kendi davranışlarından utanç duyuyorsa ve bir yere gönderildiği zaman etrafındakileri küçük düşürmezse, bu kimse BİLGİNDİR...


Orta yolu izleyen insanlar akıllıdır.* Çalışkan olanlar ilerler ve gerçeği elde ederler. İhtiyatlı olanlar, kendilerini yanlıştan korurlar.


Sebatı olan kimse ilerler. (Sahasında mütehassıs olur) Erdemde devamlılık olmazsa, o kimse itibardan düşer.

Bu, sadece iyiyi ve kötüyü önceden bilmeye bağlıdır.


Büyük insan naziktir, fakat yaltaklanmaz. Küçük insan yaltaklanır, faka nazik değildir.


Üstün insanın gururu yoktur ve ağırbaşlıdır. Küçük insan kendini beğenir ve ağırbaşlı değildir.


Not: Erdem: İdeal ahlak ve fazilettir.


Üstün insana hizmet kolaydır, fakat onu memnun etmek güçtür. Doğrulukla bağdaşmayan şeyler onu memnun etmez. O, emrinde bulunan insanları yeteneklerine göre çalıştırır. Küçük insana hizmet zordur, memnun etmek kolaydır. Doğrulukla bağdaşmayan şeyler de onu memnun eder. Herkese aynı muameleyi yapar.


Dayanıklılık, katlanma, sadelik ve alçakgönüllülük erdeme yakındır.


Bilgin, arkadaşları yanında ciddi ve çevik, kardeşleri arasında da yumuşak olmalıdır.


Halka bilgi vermeden savaşa göndermek, onları savaşa göndermektir.


Rahatını düşünen bilgin, bilgin değildir.


Gururu olmayanın zengin olması kolaydır.


Alçakgönüllü olmayan kimse konuşurken, sözlerin iyi olması hususunda güçlük çekecektir.


“Hükümdara nasıl hıyanet edilir?”

“Ona baskı yapma ve onu gücendirme ile”


Konuşulacak bir insan olduğu halde onunla konuşmamak, onu kaybetmek demektir. Akıllı insan ne onu kaybeder ne de sözlerini boşuna sarf eder.


“Devleti nasıl idare etmeli?”

“İki yüzlü insanlardan uzaklaş...”


Bir insan uzağı düşünmezse, yakın bir zamanda mutlaka bir üzüntü ile karşılaşır.


Üstün insan yeteneklerini geliştirmeye çalışır. Başkalarının kendisini tanımalarına önem vermez. Ölümünden sonra adının unutulacağından endişe etmez.


İki yüzlülük, erdemi sarsar. Küçük şeylere sabırsızlık, büyük planları bozar.


Bir insan yanlışları olup bunları düzeltmezse, bu hatalarını benimsemiş demektir.


Bütün gün yemedim, bütün gece uyumadım. Düşündüm... Hiç faydası olmadı. En iyisi okumak ve öğrenmek...


Bir insanın bilgisi yeter ise de, onu tutacak erdemi yoksa, sonunda her şeyi kaybeder.


Öğretimde sınıf farklı olmamalı.


Yolları ayrı olanlar birbirlerin yardım edemezler.


Konuşmalarda daima anlam aranır.


Üç çeşit arkadaşlık faydalı, üç çeşidi zarardır. Dürüst, samimi, anlayışlı bir arkadaşlık faydalıdır, iki yüzlü, kurnaz ve çok konuşkan bir arkadaşlık zararlıdır.


Üstün insanın yanında üç yanlış yapılır. Konuşmaması gereken yerde konuşmak (ki buna acelecilik denir), konuşması gerektiği halde konuşmama (Buna da gizleme denir), Büyüğün yüzüne bakmadan konuşmak. (Buna da körlük denir.)


Üstün insanın ne endişesi vardır ne de korkusu.

“Neden?”

“Eğer bir insan, vicdanen yanlış bir şey yapmadığına kani ise neden endişe etsin? Neden korku duysun?


Bir hükümet için gerekli olan şeyler, yetere derecede gıda, askeri malzeme ve halkın hükümdarına itimadı olmasıdır.


Bir memlekette prens, prens gibi; baba, baba gibi; oğul, oğul gibi davranırsa, orada devlet vardır.


Sadakat ve samimiyeti birinci plana al, doğruluktan ayrılma, fazilet budur.


10. Bölüm

Üstün insan, delikanlılık çağında şehveti, kuvvetlendiği zaman öfkeyi, ihtiyarladığı zaman aç gözlülüğü önler.


İyiye erişemeyecekmiş gibi bak. Kötüyü, sanki eline kaynar suya sokuyormuş gibi düşün.


Üstün insanın dokuz düşüncesi:

1. Gözlerinin iyi görmesi,

2. Kulaklarının iyi duyması,

3. Yüzünün yumuşak olması,

4. Davranışlarında saygılı olması,

5. Konuşmalarında samimi olması,

6. İşlerinde dikkatli olması,

7. Şüphelendiği zaman başkalarını sorguya çekmesi,

8. Kızdığı zaman güçlükleri,

9. Kazandığı zaman doğruluğu düşünmeli.


İnsanlar, yaratılışta aynıdır, fakat iş başında birbirinden uzaklaşırlar.


“Mükemmel erdem nedir?”

“Beş şeyi her şeye uygulayabilme yeteneğine “mükemmel erdem” denir.

Bunlar: Ağır başlılık, cömertlik, samimiyet, doğruluk, nezakettir”


  • Ağırbaşlı isen, saygısızlık görmezsin.

  • Cömert isen, her şeyi elde edersin.

  • Samimi isen halk sana güvenir.

  • Doğru isen, çok şeyi başarırsın.

  • Nazik isen, başkalarını hizmetinde kullanırsın.


10. Bölüm

Yolda giderken duyduklarımızı anlatmak erdemimizi ziyan etmek demektir.


Öğrenmeye karşı sevgi beslemeden iyilik yapmaktan hoşlanmak, insanı basitliğe götürür.

Öğrenme sevgisi olmadan bir şeyi anlamaya çalışmak, insanı karışıklığa götürür.

Öğrenme sevgisi olmadan doğruluğu istemek, insanı serkeşliğe götürür.

Öğrenme sevgisi olmadan metin olmayı istemek, insanı gereksiz işleri yapmaya sevk eder.


Bütün gün kafasını iyi işler üzerinde çalıştırmayıp, ta sadece yemeyi düşünen bir kimse ile anlaşmak güçtür.


Üstün insan, doğru olmayıp cesur ise, o asi demektir. Küçük insan doğru olmayıp cesur olursa, o hırsız demektir.


Üstün insan akrabalarını ihmal etmez.


Bilgin, tehlikeyi gördüğü zaman, hayatını fedaya hazırdır. Kazançla karşı karşıya geldiği zaman doğruluğu düşünür. Hayatını feda ederken, düşüncelerinde ciddidir.


Gün geçtikçe neyi bilmediğimizi anlarsak, aylar geçtikçe neyi kazandığımızı unutmazsak, “öğrenmeyi gerçekten seviyoruz” demektir.


Geniş bilgi sahibi olmak, sağlam ve samimi bir amacı olmak, ciddi olarak araştırma yapmak, derin derin düşünmek... İşte erdem bunun içindedir.


Küçük insan, yanlışları örtmeye çalışır.


Üstün insan, itimadını kazandıktan sonra halkını çalıştırır.

Üstün insani uzakta bulununca ciddi, yakınlaşınca yumuşak görünür. Konuştuğu zaman sözleri ikna edicidir.

Üstün insanların yanlışları, ay ve güneş tutulmaları gibidir.


11. Bölüm

Bir memur, görevini yaptıktan sonra, öğrenmeye çalışmalıdır. Bir öğrenci de öğrenimini tamamladıktan sonra, bir memur olmaya çalışmalıdır.


Chou:

İyilikseverliği ile herkesi kazandı. Samimi oluşu ile herkesi inandırdı. Ciddi çalışması ile başarısı büyük oldu. Ve adaletinden herkes memnun oldu.


Tzu-Cahng, Konfüçyüs’e sordu:

“Hükümeti iyi bir şekilde yönetmek için iktidarda olan ne yapmalıdır?”

Üstad cevap verdi:

“Beş üstün şeye değer verirse ve dört kötü şeyden uzaklaşırsa...”

Bunlar:

1- Aşırı harcama yapmadan faydalı olabilirse,

2- Halka pişmanlık getirmeyecek görevler verirse,

3- Açgözlülük etmeden istediğini alabilirse,

4- Gururlu olmadan itibar kazanabilirse,

5- Korkunç olmadan yüce olabilirse...


İktidarda olan kimse, halkı için faydalı olan şeyi yapar ve halk bundan faydalanırsa, bu, aşırı derecede harcama yapmadan başarılı olmak değil midir?

İyi işçiler seçer ve bunları çalıştırırsa, bundan kim şikâyet eder?

İstekleri, hükümetin iyiliği için olursa, bundan onu açgözlü olmakla kim suçlayabilir?

Halkı -az olsun, çok olsun- ona saygısızlık göstermeye cesaret edebilir mi? Bu, gururlu olmaksızın itibar kazanmak değil midir?

Elbise ve şapkasını kendine uygun seçerse ve bakışları da ciddi olursa, o, bu şekilde de saygı görür. Bu, korkunç olmadan yüce olmak değil midir?

4 Kötü şey:

Halkı öğretmeden onları ölüme sevk ederse, buna zulüm denir. Onları haberdar etmeden ani olarak iş yüklemek; buna baskı denir. Acele olmayan buyruklar çıkarıp, sonra bunları hemen uygulamaya koymak; buna gaddarlık denir. Genel olarak insanlara bir şey verirken veya onları mükafatlandırırken hasis davranmak; buna yersiz davranış denir...


1- Göğün buyruklarını bilmeden “büyük ve üstün insan” olmak mümkün değildir.

2- Toplum kuralları bilinmeden karaktere sahip olunmaz.

3- Konuşmasını bilmeden, insanları tanımak mümkün değildir.


Sonsöz

Niyet çok mühimdir.

Bir insan büyük adam olmak için çalışsa ve Allah rızasını esas almazsa, “sünnete ve farza uymazsa”, bütün gayreti heba olur. Yalnız geçici dünyaya ait kalır.

Şayet Emr-i İlahi ve Sünnet-i Nebevi’ye uysa, ibadet ve Rıza-i İlahi’yi kastetse, o zaman her dakikası ahiret hesabına geçer, ibadet olur.

Bu esasta dikkat lazımdır.

Niyet-nazar mühimdir.

İfrat tefritten beri Ne ileri ne geri, Doğru yolda ileri, Olmalısın arkadaş... (M. Ali)

10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör