• M. Ali KAYA

MEHDİYET

Güncelleme tarihi: 5 Mar

(Hidayete Vesile Olmak)

M. Ali KAYA

Peygamberimiz (asm) “Kureyşten on iki imam gelmedikçe kıyamet kopmaz. Sonuncusu ise neslimden gelen Mehdi’dir” buyurmuşlardır. Mevlânâ Halid-i Bağdâdî son müceddeddir ve kendisinden sonra Mehdi’nin müceddid olarak geleceğini açıkça ifade eder. (Risale-i Kutsiye, Der Beyan-ı Mevlânâ Halid, s.75.)


Din Sünnet ile hayata uygulamaya geçer. Bu sebeple din sünnettir. Mücedditlerin görevi de sünneti ihya etmek ve sünnetin yerine geçen bid’aları imha etmektir. Peygamberler hidayet rehberleridirler. Vazifeleri tebliğdir. Tebliğ ise “Beyan” “Tatbik” “Uygulama” ve “Ahkam”dır. Yüce Allah Allah’a itaat için peygambere itaat etmeyi emreder. “Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiştir” (Nisa, 4:) buyurur. “Peygamber size ne vermişse alın ve neyi yasaklamışsa ondan da sakının” (Haşr, 59:7.) ferman eder.


Mücedditler de bulundukları asırda peygamberin (asm) varisi ve vasisidirler. Mehdi de peygamberin (asm) vekili olarak vazife yapar. Sünnet-i Seniyyeden kıl kadar ayrılmaz. Kıyas yapmaz, Kur’an ve Sünnetle hüküm verir. İtikadî konularda öyle güzel meseleleri izah ve ispat eder ki mezhepler arasındaki ihtilafları kaldırır böylece itikadî mezhepleri kaldırır. İmam-ı Rabbani (ra) “Mütekelliminden ve ilm-i kelam ulemasından biri gelecek hakaık-ı imaniyeyi delâil-i akliye ile öyle izah edecek ki şüphe ve tereddüde yer kalmayacak” demiştir. Bu zamanda o kişi Bediüzzaman’dır; ancak o bu övgüyü üzerine almaz “Kur’an’ın bu asırdaki tefsiri olan Risale-i Nura” verir.


**

Dava adamları olan peygamberler ve mücedditler davayı başlatmak için gelirler. Davalarının çilesini çekerler, dava adamlarını yetiştirirler ve bir “şahs-ı manevi” oluşturarak vefat ederler. Peygamberimiz (asm) “İman ve Kur’an davasını” başlattı. Sünnet-i Seniyyesi ile “İslamiyet şahsiyet-i maneviyesini oluşturdu. “Ben sizlere iki şey bırakıyorum. Onlar da Allah’ın kitabı ve benim sünnetim ve sünnetimin muhafızı olan Ehl-i Beytim. Bunlara sarılırsanız kurtulursunuz” ferman etti.


Aynı şekilde Mehdi de “İman ve Kur’an Davası”nı başlatır ve bir şahs-ı manevi oluşturarak vazifeyi bu şahs-ı maneviye devrederek vazifesini ifa eder.


**

Allah’ın dini birdir. O da İslamiyettir. Yahudiler Hz. Musa’ya (as) iman etmiş olsalardı Hz. İsa’yı (as) ve Hz. Muhammed’i (asm) inkâr edemezlerdi. Hıristiyanlar da Hz. İsa’yı bilseler ve iman etmiş olsalardı Hz. Muhammed’i (asm) inkâr etmezler ve hemen tabi olurlardı. Zira “Hak ve hakikat değişmez, hakkı bilen aldanmaz ve aldatmaz. Hak daima yücedir, galiptir, onu kimse mağlup edemez.”


Ahir zamanda gelecek olan Mehdi de iman hakikatlerini aklî ve maktıkî delillerle izah ve ispat eder, İman ve Kur’an davasını yeniden ihya eder, inkârcı ve felsefî cereyanların yanlışlarını göstererek davalarını iptal eder. Deccal ve Süfyan’ın tahribatını tamir eder. Ölmüş olan dini yeniden ihya eder. Yani, bu davayı başlatmak için gelir. Oluşturduğu cemaat ve şahs-ı manevisi de kıyamete kadar bu vazifeyi ifa ederler.


**

Mehdi velayet ve kurbiyet yollarını da izah eder. Sahabe Mesleği olan Kurbiyet-i İlahiye’nin inkişafını sağlar. Velayet-i Kübra olan “İmana Hizmet” Cadde-i Kübrasını açar. Velayetin “Velayet-i Kübra” olanının imana hizmet olduğunu izah eder. Velayr-i Vusta”nın ilim ve hikmetle Allah’ın şeriatına farzlarına ve sünnetlerine hizmet ve ahkamını izhar olduğunu izah ile “Müceddit ve Müçtehitlerin” ve “Mezhep İmamları”nın yolunun Velayt-i Vusta olduğunu izah eder. Tarikat yoluyla, seyr-i süluk ile kalbi hastalıkların izalesi ve ahlak-ı İslamiyeye hizmetin de “Velaye-i Suğrâ” olduğunu ifade eder.


**

Mehdi davasını ehl-i tarikat gibi tekke ve zaviyelerde değil, vaiz ve hocalar gibi cami kürsülerinde değil zamanın teknik ve teknolojisini kullanarak “Neşriyat Hizmetleri” ile anlatır. Bunun için her nevi teknik ve teknolojik iletişim ve haberleşme vasıtalarını kullanır. O zamanda Tekke ve Zaviyeler kapanır ve camilere de ancak ihtiyarlar gelir. Mehdi ise gençlere hitap eder.


Ehl-i tasavvuf gibi sadece kalbe, ehl-i ilim ve kelam gibi sadece akla hitap etmez; Kur’an-ı Kerimin metodu ve usulü ile akıl ve kalbe beraber hitap eder, akıl ve kalp beraberliğini temin eder. Böylece Kur’ânî metot ile iman davasını izhar ederek bin yıllık tahribatı tamir eder.


**

Mehdi akıl, ilim ve fennin hükmettiği dönemde gelir ve bulunduğu çağın gereği olarak yaptığı Kur’ânî içtihatlarla “Zaman tarikat zamanı değil” “Cihad da maddi değil, manvidir ve hakaık-i imnaiyenin izhar edilmesi iledir” der. Dinsizlik cereyanlarına manen savaş açar ve onları mağlup eder. “Zaman şahıs zamanı değil cemaat zamanıdır” diye şahsa bağlı değil kurumsal yapılara bağlı bir hizmeti başlatır. Böylece şahıs dönemi kapanır, şahs-ı manevi, yani kurumsal yapıların hükmettiği dönem açılmış olur.


**

Ahir zamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulur. Biri dinsizlik ve açıktan inkâr cereyanıdır. Diğeri din perdesinde münafıkane hareket eden nifak cereyanıdır. Dinsizlik cereyanını Deccal temsil ederken, nifak cereyanını da kendisini dindar Müslüman gösteren Süfyan temsil eder. Münafıkların başına geçen Süfyan Mehdi ile mücadele eder ve Mehdi’nin cemaatini defalarca böler ve birbirine düşürerek az bir kuvvetle onlara galebe eder. Ancak Hz. İsa (as) nüzul edip gelir de Deccal’ı öldürür ve Süfyanla mücadelesinde Hz. Mehdi’ye yardım eder.


**

Mehdi siyasi olarak yönetime talip olmaz; ama yöneticilere yol ve yöntem gösterir. “Hürriyet, Adalet, Meşveret ve Kanun Hakimiyeti”nin Deccal ve Süfyanın baskıcı ve istibdad-ı mutlak rejimini ortadan kaldıracağını ve Peygamberimizin (asm) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” prensibini “Mü’minler kardeştir” kutsi emrini ve “Birisinin hatası ile başkası mesul olmaz” adalet-i mahza düsturunu siyasilere ders vererek “Asayiş ve Emniyetin” sağlanacağını ve Anarşinin bitirilebileceği dersini verir. Bunu da Ahrar ve Demokratların yapabileceğini ifade eder. Demokratları destekler. Talebelerine de “demokratlara nokta-i istinat olun” siyasete girmeden demokratların siyasetlerine yardımcı olun dersini verir.


**

Ahir zamanda hak yolda olanlar Mehdi ile beraber Deccal ve Süfyanla savaşanlardır:

“Ümmetimden bir cemaat kıyamete kadar hak üzerinde bulunup hak için muzaffer olarak cihat etmeye devam edecektir. Onlara muhalefet edip düşmanlık edenler onlara bir zarar veremeyecektir. (Buhari, İ’tisam, 10; Müslim, İman, 247; İbn-i Mâce, Mukaddime, 1; Tirmizi, Fiten, 51.) “Bu cemaatin son grubu mesih-deccal ile mücadele edecek, savaşacaktır.” (Ebu Davud, Cihad, 4.)



19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör