• M. Ali KAYA

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ (MHP)

M. Ali KAYA

Giriş

27 Mayıs ihtilalinden bir süre sonra (13 Kasım 1960) Milli Birlik Komitesi’nden ihraç edilen ve yabancı ülke temsilciliklerinde danışman olarak görevlendirilen bir kısım komite üyelerinden olan 14’lerden bazıları yurda döndükten sonra (1963) liderleri olan Alparslan TÜRKEŞ’in başkanlığında kendi düşüncelerine uygun buldukları Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne (CKMP) girdiler. Partide huzursuzluk oldu ve partinin genel başkanı Osman BÖLÜKBAŞI ve bazı üyeler partiden ayrıldılar.


30 Temmuz 1965 tarihinde yapılan kurultayda parti genel başkanlığına Alparslan TÜRKEŞ getirildi. Partinin “Dokuz Işık” adı verilen ilkeler “1. Milliyetçilik, 2. Ülkücülük, 3. Ahlakçılık, 4. Özel Teşebbüsçülük, 5. İlimcilik, 6. Hürriyetçilik, 7. Köycülük, 8. Gelişmecilik ve Halkçılık, 9. Endüstricilik ve Teknikçilik.” şeklinde belirlendi.


Yeni bir ideoloji ve harekete kavuşan CKMP 1969 yılında Adana’da yapılan genel Kurulda adını “Milliyetçi Hareket Partisi” (MHP) şeklinde değiştirdi. 10 Ekim 1965 tarihinde yapılan genel seçimlerde parlamentoya 11 milletvekili ile kendini temsil etti. 1969 seçimlerinde ise Adana’dan aday olan partinin genel başkanı Alparslan TÜRKEŞ tek başına girebildi. Bunun üzerine kendini toparlama ve gençlere ideolojisini anlatma yoluna gitti. Okullara ve üniversitelere Milliyetçilik Akımı ile giren parti gençlerin eğitimi için “komando” adı verilen parti militanları yetiştirmek amacı ile Ülkü Ocakları (ÜO) ve “Ülkücü Gençlik Dernekleri” (ÜGD) kurma yoluna gitti.


1973 seçimlerinde meclise 3 milletvekili sokan MHP Ülkü Ocakları aracılığı ile Türkiye’de Komünizm’le ve Sol ideoloji ile mücadele adına pek çok eylemlere katıldı.

1974 yılında CHP-MSP Koalisyonunun yıkılmasından sonra Süleyman Demirel’in ortaya attığı “Milliyetçi Cephe” fikrini en çok o destekledi. 31 Mart 1975 yılında AP-MSP-CGP-MHP’den oluşan Milliyetçi Cephe hükümetinde 3 parlamenterinden Genel Başkan Alparslan TÜRKEŞ Başbakan Yardımcısı ve Mustafa Kemal ERKOVAN da Devlet Bakanı oldu. Bundan sonra devlet imkânlarını da kullanarak çok hızlı bir yükselme sürecine girdi. Birçok devlet kurumunu ve okulunu “Ülkücü Gençler”in denetimine sokarak etkinliğini artırdı. Anayasa Mahkemesinin itirazı sonucu Almanya’daki örgütünü kapatmak zorundan kaldı.


5 Haziran 1977 seçimlerinde oyların %6,42 sini alarak (951.544 oy) 16 milletvekili çıkardı. Mecliste dördüncü parti konumuna yükseldi. CHP azınlık hükümeti güvenoyu alamayınca S. Demirel başkanlığında 21 Temmuz 1977 de kurulan II. MC Hükümetinde (AP-MSP-MHP) 5 bakanlık ve bir Başbakan Yardımcılığı elde etti. Koalisyonun 31 Aralık 1977 tarihinde düşmesi ile devlet desteğinden mahrum kaldı. 5 Ocak 1978’de pazarlıklı kurulan CHP ağırlıklı Ecevit Hükümeti döneminde zor durumda kaldı. MHP ve MHP’yi destekleyen kurum ve kuruluşlar (MİSK, Ülkü-Bir ÜO) silahlı mücadele içine girdiler. Cinayet sanığı birçok Ülkücü eylemci yakalandı. Sağ-Sol çatışmaları başladı. 12 Eylül 1980 askeri ihtilali bu eylemeleri ve mecliste Cumhurbaşkanının seçimini bahane ederek yapıldı. İhtilalden sonra parti kapatıldı ve malvarlığı hazineye devredildi.


1983-2002 Yılları

12 Eylül 1980 darbesi’nin ardından kapatılan MHP çizgisi, 1983 yılında yeni siyasal partiler kurulmasına izin verilince Mehmet Pamak tarafından kurulan (MP) Muhafazakâr Parti tarafından temsil edilmiştir. Bu parti 1985 yılında adını (MÇP)Milliyetçi Çalışma Partisi olarak değiştirmiştir. 1987 referandumundan sonra Türkeş'in siyasi yasağı kalkınca, MHP'nin tarihsel lideri olan Alparslan Türkeş MÇP genel başkanı olmuştur.


27 Aralık 1992'de, 1979 yılındaki delegeleriyle toplanan MÇP Kurultayı, Sadi Somuncuoğlu'nun tüm çabalarına karşın MÇP’nin feshine, 24 Ocak 1993 tarihinde yapılan olağanüstü kongreyle ise partinin adının MHP olarak değiştirilmesine karar vermiştir.


1994 yerel seçimlerinde Amasya, Çankırı, Erzincan, Kars, Kastamonu, Kırşehir, Yozgat ve Iğdır illerinin belediyeleriyle birlikte toplam 118 belediye başkanlığını kazandı. Aralık 1995 genel seçimlerinde %8,2 oy alan MHP, %10’luk seçim barajını aşamadığı için milletvekili çıkaramadı.


1997-2002 Yılları ve Devlet Bahçeli Dönemi

4 Nisan 1997 tarihinde MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in vefatından sonra, 18 Mayıs 1997 tarihinde gerçekleştirilen parti kongresinde 6 aday genel başkanlık için yarıştı. Birinci tur oylamada Tuğrul Türkeş 412, Devlet Bahçeli 359, Ramiz Ongun 231, Enis Öksüz 104, Muharrem Şemsek 80, İbrahim Çiftçi 13 oy aldı. Çıkan kavga nedeniyle kongre ileri bir tarihe ertelendi. 6 Temmuz 1997’de yapılan ikinci tur oylamada Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş 487 oy alırken, 697 oy alan Devlet Bahçeli genel başkanlığa seçildi. 23 Kasım 1997'de yapılan olağan kongrede Bahçeli ve Türkeş, genel başkanlık için tekrar karşı karşıya geldi. Yapılan seçimde 483 oy alan rakibi karşısında 671 oy alan Bahçeli tekrar genel başkan seçildi.


1999 yerel seçimlerinde Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Bayburt, Çankırı, Erzincan, Erzurum, (Büyükşehir) Gümüşhane, Iğdır, Isparta, Kastamonu, Karaman, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Malatya, Muş, Niğde, Osmaniye, Uşak ve Yozgat illerinin belediyeleriyle beraber toplam 498 belediye kazandı.


MHP, 1999 Türkiye genel seçimlerinde %17,98 oy alarak DSP’nin ardından en çok oy alan ikinci parti oldu ve 129 milletvekili çıkardı. Kurulan DSP-ANAP-MHP koalisyonunda, biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 12 bakanlık alarak, ikinci büyük koalisyon ortağı oldu. 5. Ecevit Hükûmeti'ne katılırken Rahşan Ecevit'le sorun yaşayan MHP, yine de koalisyonda uyumla çalıştı, ancak ekonominin çökmesi üzerine dışarıdan getirilen Kemal Derviş ile uyuşamadı. Eylül 2002'ye gelindiğinde TBMM'de 125 milletvekili kalmıştı.


Daha sonra iktidardayken Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin isteği üzerine Temmuz 2002'de alınan kararla erken seçime gidildi. 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimlerde MHP için büyük bir yıkım oldu ve %18 olan oy oranı %8,3'e düştüğünden MHP parlamentoya giremedi.


2002 Sonrası MHP

2002 seçimlerinde partinin seçim barajı altında kalarak TBMM’de temsil edilme imkanını yitirmesinden sonra Genel Başkan Bahçeli, "Sorumluluk şahsıma aittir" diyerek, 2003'te toplanacak olağanüstü kurultayda genel başkanlığı bırakacağını açıkladı. 12 Ekim 2003'te toplanan parti kongresinde Bahçeli, en yakın rakibi Ramiz Ongun'un 300 oyuna karşılık 688 oy alarak yeniden genel başkan seçildi.


2004 yerel seçimlerinden de Kastamonu, Niğde, Gümüşhane, Iğdır illerinin belediyeleriyle beraber toplam 247 belediye kazandı. 1999'da kazandığı Kırklareli CHP'ye diğer şehirler AKP'ye geçti.


2007 Türkiye genel seçimlerinde %14,29 oy alarak 71 milletvekilliği kazanmış ve mecliste yeniden grup kurmuştur. 2009 yerel seçimlerinde, biri büyükşehir olmak üzere 10 ilin belediye başkanlığını, toplamda da 490 belediye başkanlığı kazanmıştır. Bu seçimde AK Parti'nin elindeki Adana (Büyükşehir), Balıkesir, Isparta, Manisa, Karabük, Osmaniye, Uşak ve DSP'nin elinde bulundurduğu Bartın belediye başkanlıklarını kazanırken kendi elinde bulundurduğu Niğde belediyesi AK Parti'ye geçti. Ayrıca Gümüşhane ve Kastamonu belediyelerini de tekrar kazandı.


2011 Türkiye genel seçimlerinde %14,27 oy almış ve mecliste 53 milletvekilliği kazanmıştır. Iğdır'da en yüksek oyu almıştır. 2014 Türkiye yerel seçimlerinde AK Parti'nin elinde bulundurduğu Kars'ı ve CHP'nin elinde bulundurduğu Mersin (Büyükşehir)'i kazandı. Adana, (Büyükşehir) Isparta, Karabük, Manisa, (Büyükşehir) Bartın ve Osmaniye belediyelerini de tekrar kazanırken, Balıkesir, (Büyükşehir) Kastamonu, Gümüşhane ve Uşak belediyeleri AK Parti'ye geçti. Ayrıca il belediyeleriyle beraber 116 belediye kazandı.


Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde %16,29 oy alarak 80 milletvekilliği kazanmış ve yeniden grup kurmuştur. Birinci olabildiği tek il ise Devlet Bahçeli'nin memleketi “Osmaniye” olmuştur. Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde %11,94 oy alarak 40 milletvekili çıkartmıştır ve grup kurmuştur.


Kurultay Süreci ve MHP’nin Bölünmesi

Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinden sonra MHP'de 547 delege olağanüstü kurultay taleplerini MHP Genel Merkezi'ne iletti. Meral Akşener, Sinan Oğan ve Koray Aydın kurultay çağrısında bulundu ve genel başkan adayı olduklarını açıkladılar. Fakat Bahçeli yaptığı açıklamayla kurultay çağrılarını reddetti, kurultay tarihi olarak 18 Mart 2018 tarihini işaret etti. Muhaliflerin avukatları “Kurultay Çağrı Heyeti” oluşturularak, partinin olağanüstü kurultaya götürülmesi talebiyle Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açtı. Parti yönetimi imzalarla ilgili açılan davada karar vermek için Ankara 2. Sulh ceza mahkemesinden süre istedi.


Bahçeli'ye karşı genel başkanlığını ilan eden 6 muhalif adayın katılımıyla MHP’nin 6. Olağanüstü Büyük Kongresi toplandı. Tüzük kurultayı olarak tanımlanan kongrede, genel merkez aksini iddia etse de kurultay toplanma sayısına ulaşıldığı noter huzurunda teyit edildi. Kongrede kabul edilen değişiklik önerileriyle parti tüzüğündeki 13 madde yenilendi. Değişikliklerle birlikte parti tüzüğündeki ‘olağanüstü kurultaylarda genel başkan seçimi yapılmasını’ engelleyen madde ‘seçim yapılabilir’ şeklinde değiştirildi. Ancak hukuki nedenlerle olağanüstü kongreye gidemeyen Milliyetçi Hareket Partisi, Disiplin Kurulu'nun aldığı karar sonrasında Meral Akşener, Yusuf Halaçoğlu ve Ümit Özdağ gibi isimleri partiden ihraç etti.


Cumhur İttifakını Oluşturması

2018 Türkiye genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhur İttifakı'nı kuran MHP, %11,10 oy alarak 49 milletvekilliği kazandı. 2018 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise aday çıkarmayarak AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı destekledi.


2019 Türkiye yerel seçimlerinde AK Parti ile kısmi ittifak yapan MHP; AK Parti'nin elindeki Amasya, Bayburt, Çankırı, Erzincan, Karaman, Kastamonu ve Kütahya belediye başkanlıklarını kazanırken Bartın, Karabük, Manisa (Büyükşehir) ve Osmaniye belediyelerini de tekrar kazandı. Isparta belediyesi AK Parti'ye, Adana (Büyükşehir) ve Mersin (Büyükşehir) belediyeleri CHP'ye ve Kars belediyesi HDP'ye geçti. MHP il belediyeleriyle birlikte 166 belediye kazandı.

Kaynak: (https://tr.wikipedia.org/wiki/MilliyetçiHareketPartisi)


MHP İDEOLOJİSİ VE MİLLİYETÇİ SÖYLEMİ

MHP kuruluş amacı Türkçülük üzerine siyaset yapmayı amaçlamış bir partidir. Bunun için Alparslan Türkeş 1967 CHMP kongresiyle birlikte gençlik içerisinde örgütlenme çalışmaları hız verdi. Bu arada sol karşısında bir anti-komünist cephe oluşturma amacı da gerçekleştirilmeye çalışılıyordu. Genel Başkan Türkeş, “Komünizmle mücadeleyi kutsal saydıklarını” açıkladı. CKMP'nin 1967 kongresinde yaptığı konuşmada da “Üniversitelerimiz içerisinde, komünist kışkırtmacılara karşı imanlı bir milliyetçi gençlik cephesinin yükseldiği” mesajını vermişti. Bu mesaj doğrultusunda, 1968'de bütün fakültelerde partinin gençlik örgütüne ek olarak Ülkü Ocakları kurulmaya başlandı. Ülkü Ocakları, üniversitelerde özellikle köy ve taşra kökenli gençliğe yönelerek hatırı sayılır bir taban oluşturdu.


Üstlenilen anti-komünist reaksiyon işlevi nedeniyle gençlik, bu yönde motive edilmeye başlanmış, düzenlenen toplantılar ve eğitim seminerlerinde, Türkiye'nin karşısındaki en büyük tehlike olarak gösterilen komünizme karşı, bütün araçlarla karşı konulması gerektiği ifade edilmiştir. 1971 müdahalesine kadar, “devlet güçlerine yardımcı” pozisyonuna sahip çıkan, MHP ve ülkücü örgütler, her ne kadar müdahaleye olumlu baksalar da devlet tarafından aynı hoşgörüyle karşılanmamışlardır.


1967 kongresinde, Türkeş’e eski Türk hakanlarının unvanı olan, “Başbuğ” adı verilmiş, Başbuğluk, Türkeş'in hem örgüt üzerindeki etkinliğini ve kontrolünü pekiştirmesini sağlarken, aynı zamanda MHP ideolojisinin de yardımıyla, daha sert bir örgütsel yapılanmanın yolunu açmıştır. Tek parti dönemindeki “Ebedi Şef” ve “Milli Şef” unvanlarını çağrıştıran bu isim, aynı zamanda Türkeş'in de tek ve değişmez lider olduğunu da simgeliyordu.


Türk-İslam Sentezi

Türkeş’in gelişiyle partide gözlenen önemli bir değişim de 1965 yılı seçimlerine yönelik yapılan açıklamalarda laiklik kesinlikle savunulurken sonraki yıllarda bu söylemin değişiklik göstermesidir. Parti, değişen söylemini “Türk-İslam Sentezi” düşüncesi etrafında topladığını 1969 yılındaki, Türkeş’in meşhur “Biz Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız. Her iki felsefe bizim şiarımızdır” sözüyle de slogan haline geldi.


8 Şubat 1969 tarihinde yapılan Adana Kongresi parti için büyük önem teşkil etmektedir. Bu kongrede CKMP’nin ismi MHP olarak ve parti amblemi de kırmızı zemin üzerine üç hilal şeklinde değiştirilmiştir. Aynı kongrede Türkeş’in yukarda bahsedilen “Biz Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız” sözlerine, 1965’ten beri partinin ideolojisinin temellenmesinde rol alan Nihal Atsız ve çevresindekiler karşı çıkınca partiden tasfiye edilmişlerdir. Alparslan Türkeş’in hazırladığı Dokuz Işık Doktrini’nden ideolojisine yön veren MHP, anti-komünist ve antikapitalist saiklerle “Ülkücü Yol” ismini verdiği bir devlet düzeni fikri ortaya atmıştır. Bundan sonra partinin faaliyetlerini düzenleyen temel zihniyet bu doktrin çerçevesinde olmuştur.


Sokak Eylemlerinden Uzak Durması

12 Eylül öncesi MHP ve MHP’yi destekleyen kurum ve kuruluşlar (MİSK, Ülkü-Bir ÜO) silahlı mücadele içine girmiş ve cinayet sanığı birçok Ülkücü eylemci yakalanmış ve MHP’ye büyük bir fatura çıkmıştı. MHP’nin gençlerinin içinde olduğu “Sağ-Sol Çatışmaları” 12 Eylül 1980 askeri darbeyi netice vermiş ve parti kapatılmış, mal varlığı hazineye devredilmişti.

Devlet Bahçeli bu tecrübeden yola çıkarak gençleri sokak eylemlerinden uzak tutma politikası geliştirdi. MHP, milliyetçi gençleri sokaklardan uzak tutma konusunda yapıcı bir siyaset üretse de Kürt meselesinde tepkisel ve negatif bir siyaset dili benimsemiştir. İç Anadolu’daki taban kaybını Batı Anadolu’daki ulusalcı tabanla telafi etmek üzere benimsemiştir.


12 Eylül 2010’daki Anayasa değişikliği referandumunda takındığı “hayır” tutumuyla ciddi bir kimlik krizine girmiş ve tabanının önemli bir kesimini küstürmüştür. Bu kriz, MHP’nin baraj altında kalması ile sonuçlanmıştır.


Milliyetçilik ve Demokrasi Problemi

MHP’nin “milliyetçilik, demokrasi, devlet, AB” gibi konularda özgün tanımlamalar ve davranışlar geliştirememiştir. Zaten hem milliyetçiliği hem demokratlığı bir arada uzlaştırması mümkün olmadığı için demokrasiyi araç olarak görüp iktidar imkanlarına kavuşunca gerçek kimliği olan baskıcı ve buyurgan tutumuna geri dönmüştür. “Demokrasiyi araç olarak görüp iktidarda güç kazanınca baskıcı bir yönetime geçen AKP ile ittifak kurması ve birbirlerini desteklemelerinin sebebi de budur.

Bir partinin demokrasi ile milliyetçiliği, hürriyet ile istibdadı bir arada yürütmesi imkansızdır. Zira hürriyet ve istibdat gece ile gündüz, aydınlık ile karanlık gibi birbirine zıt olup iki zıddın bir arada olmasına zaten imkân yoktur. Ancak halkın desteği ancak demokrasi söylemi ile alındığı için sözde demokrat olmaları ve demokrasiyi araç olarak görmeleri gerekir. O da bunu yapmaktadır.


Türk Milliyetçiliği ideolojisi ülkede yaşayan Kürtleri çok rahatsız etmektedir. MHP’nin Kürt meselesinde sergilediği bu siyaset MHP’yi tek boyutlu, gergin ve devletçi milliyetçiliği benimsemiş, baskıcı bir parti olmaya adeta zorlamaktadır.


Sonuç: “Bu vatanda dört parti var” buyuran Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu dört eğilimden birisinin milletin milli ve manevi değerleri üzerinden siyaset yapan Millet Partisi olduğunu söyler. Bu partinin amacı Türkçülük ise vatana büyük zarar vereceğini, dini değerler ise Demokrat Partiye muhalif bir parti olarak siyaset sahasına girmemesi Demokrat Parti’ye yardımcı olması gerektiğini ifade eder. Ama ne var ki Millet Partisi’nin iki kanadı olan MHP ve AKP 2018 yılından itibaren Başkanlık Sistemi adı altında uyumlu bir koalisyon sergilemesinin sebebi ideolojilerinin birbirlerine yakın olması yanında menfaat birlikteliği olarak da değerlendirilebilir.


MHP kendi tarihine, yapısına ve Türkiye’nin özgün şartlarına uygun uzun vadeli stratejiler geliştirmek yerine, kısa vadeli kestirme sonuçlar elde etmeyi amaçlayan taktik hamlelerle meşgul olmuştur. Ülke yararına herhangi bir proje sunmamış ve tutarlı bir siyaset de takip etmemiştir.

2015 seçimlerinde Bahçeli mitinglerde “Yeni anayasa ile bölünmenin yolu açılacaktır... Erdoğan tipi başkanlık sisteminin istenmesinin en önemli sebebi budur. İstedikleri ve amaçladıkları hukuksuzluğun ve zorbalığın açılmak istenmesinden gelmektedir” derken daha sonra Başkanlık sisteminin en yılmaz savunucusu olmuştur. Her ne kadar Bahçeli, kampanyalar boyunca, başkanlık sistemi tartışmalarında AKP’ye karşı sert bir tutum gösterse de MHP’nin ideolojik geçmişinde başkanlık sisteminin Türkiye’ye uygun olduğuna, özellikle de Alparslan Türkeş’in ideolojisi gereği bu sistemi arzu ettiği de bir gerçektir. Bu yüzden, Bahçeli miting konuşmalarında daha çok “Erdoğan tipi başkanlık sistemi”ne karşı olduğunu vurgulamıştır.


MHP Genel Başkanı Bahçeli “Biz AK Parti’yi yargılayacağız. Millete söz verdik. Genel Başkanımız “İktidara geldiğim gün Cumhurbaşkanını vatana ihanetten yargılayacağım” demiştir ama sonuçta bütün bu söylemlerine rağmen AKP ve Erdoğan’ın en büyük destekçisi olmuştur. Erdoğan’a desteği yeni de değildir. MHP AKP’nin yürüttüğü politikaya kritik dönemlerde yaptığı katkıyla dikkat çekmektedir. CHP, R. Tayip Erdoğan’ın milletvekili olmasının yolunu açarken; MHP 2002 erken seçim kararının alınmasına ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesine imkân sağlamıştır. Yönetime geldiğinde, Kemal Derviş’in programını uygulamıştır. Bugün, AKP’nin yan kuruluşu gibi davranmaktadır.


MHP bugünkü yapısıyla Türk halkının problemlerine cevap verecek, Demokrasiyi savunabilecek ve ülkeye hizmet edebilecek bir parti olmaktan çok uzaktır. Bu sebeple geleceği yoktur; ama Milliyetçilik tabanı üzerine oturduğu için her zaman belli bir milliyetçi desteğine sahip olacaktır.

40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör