• M. Ali KAYA

NUR TALEBESİ

M. Ali KAYA

Nur Talebeleri İman ve Kur’an hizmeti yapmaktadırlar. Müslümanların Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin inanç ve itikadını, ibadet ve ahlakını yaşar, temsil eder ve müdafaa ederler. İman, Kur’an ve İslam hakikatlerinin hakkaniyetini, doğruluğunu izah ve ispat ederler. Sünnet-i Seniyyeyi ihya ederler. Sünnet-i Seniyyeye ittibaın saadet-i dünya ve saadet-i uhrâya sebep ve vesile olduğunu iddia ederler.


Bediüzzaman hazretleri “Biz öyle bir cemaatiz ki her asırda 350 milyon müntesibi vardır ve günde beş defa “Namaz” ile Allah’ın huzurunda ibadet ederek bütün Müslümanlara dua eder ve onların dualarını alırız. Ekseriyet içinde ekalliyetin oluşturduğu bir cemaat ve cemiyet değiliz. Cemiyet ekseriyet içinde ekalliyetin ittifakıdır” der.

Ekseriyeti temsil eden bölücü olmaz. Kanuna uyan suçlu sayılmaz. İslam prensiplerine uyan ve uyulması için çalışanlara siz bölücüsünüz denilemez. Nurculuk “Ehl-i Sünnet” inanç ve itikadını savunmaktır. Risale-i Nurları okuyup okutarak, neşrederek ve yayarak ehl-i küfür, ehl-i dalalet ve ehl-i bid’at ile ilmeni fikren mücadele etmektir. İslamiyeti ve sünnet-i seniyyeyi yaşayarak hüsn-ü misal olmaktır. Bu vasıfları, bu özellikleri ve güzellikleri taşıyanlara bu zamanda “Nurcu” denir. Bu vasıflara sahip olmayan “Nurcuyum” dese de yalancıdır.


Bediüzzaman der ki: “Meselemiz imandır. İman uhuvveti ile bu memlekette yüzde doksan dokuz adamlar ile uhuvvetimiz var. Bir adama karşı doksan dokuz adam cemiyet olmaz.” (Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Müdafaası, 165.)


**

Zübeyir Gündüzalp ağabey Konya’ya gelir ve orada bir müddet kalır. Halil Uslu abimiz o zaman Lise’de talebedir. Ona Risale-i Nurları okutmak için onun top oynadığı yerlere gider. Maçtan sonra kendisine Risale okur. Bu şekilde onun imanının kurtulmasına ve Risale-i Nurları okumasına vesile olur.


Ona şöyle der: “Bir Üniversitede üç öğrenciye imanî, içtimâî ve siyasi manada tam yetiştirirsen o üniversiteyi etkilersin. Yoksa tüm faaliyetlerin boşa gider Halil kardeş… Nur Talebesi hem iman konusunda hem siyasi ve içtimai konularda dersini Risale-i Nurdan almalıdır.” İman dersini Risale-i Nurdan siyasi dersini başka yerden alan nurcu olamaz.


**

Nur talebesi Risale-i Nurları okuyarak “ilim sahibi” olan kişidir. Bediüzzaman “Bir sene bu risaleleri anlayarak okuyan bu zamanın müdakkik bir alimi olur” der. Müdakkik ilim sahibi olan bir nur talebesi kimseden etkilenmez. Başkalarını etkiler. Bilen insan bilmeyene öğretir. Başkasından öğreniyorsa ve etkileniyorsa o bilmiyor demektir.


Risale-i Nur Talebesi ehl-i tahkiktir. Araştırmadan kesin bir bilgiye sahip olmadan oradan buradan duyduğu bilgilere itibar etmez.


**

Nur talebesi ehl-i imanı sahil-i selâmete çıkaran bir gemide çalışan hademedir. Nur talebesi ehl-i hizmettir. Başkalarını kendisine hizmet ettirmez. “Hizmetkarlığı makamata tercih eder.” Hizmete ait bir mesele varsa, kimseye söylemeden bizzat kendisi yapar. Emredici ve buyurgan değildir. “Eyleme hiç kimseyi kendi nefsine hamal, kırbacın düşse attan in de yere kendin al!” hadis-i şerifine uyar.


**

“Bir umur-u hayriyenin çok muzır manileri vardır. Şeytanlar o hizmetin hadimleri ile çok uğraşırlar.” Bu sebeple Nur Talebeleri ile uğraşanlar çok olur. O bunlara aldırmadan hizmetine devam eder. Bu hususları dert edinmez. “Vazifem hizmettir. Vazifemi yapar Allah’ın vazifesine karışmam” der.

14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör