• M. Ali KAYA

NURCULARIN SİYASİ DURUŞU

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2021

M. Ali KAYA

1948 YILINDAN SONRA 3. SAİD DÖNEMİ


1. Bediüzzaman Bu Üçüncü Dönemde İman Hizmetinin Siyaset cephesini de açmış ve İhlasın gereği olarak Ehl-i imanın aldanmaması için "DP" etrafında toplanan "Hürriyetçi ve Demokrat"ların iktidara gelmesi ve iktidarda kalması gerektiğini ifade etmiş. Daha sonra da "Vatan - Kur'an ve İslamiyet namına" Demokratları iktidarda muhafaza etme dersi vermiştir. Ocak - 1960'da verdiği "Son Dersi"nde de Demokrat Partiyi iktidarda tutma dersini "Müspet Hareket" ve "Manevi Cihad" açısından da verdiğini görürüz.


2. “Afyon hapsinden sonra Üstad -kendi tabirince- bir nevi Üçüncü Said olarak görünüyordu. Çünki, bundan sonra hizmet-i Nuriyye başka safhalarda tezahür edecekti; külli bir inkişaf olacaktı. Üstadın hizmetine koşan ve Nur hizmeti için yanına gelenler bilhassa mektebli gençlerdendi. Rahmet-i İlâhiyye Afyon hapis musibetini çok cihetlerle rahmete çevirmişti.” (Tarihçe, Isparta Hayatı, s.525.)


3. “Aziz, sıddık kardeşlerim! İki-üç defadır ehemmiyetli bir halet-i ruhiye bana ârız oluyor. Aynı otuz sene evvel İstanbul'da beni Yuşa Dağı'na çıkarıp İstanbul'un, Dâr-ül Hikmet'in cazibedar hayat-ı içtimaiyesini bıraktırıp hattâ İstanbul'da bulunan Nur'un birinci şakirdi ve kahramanı olan merhum Abdurrahman'ı dahi zarurî hizmetimi görmek için de yanıma almağa müsaade etmeyen ve Yeni Said mahiyetini gösteren acib inkılabat-ı ruhînin bir misli, şimdi mukaddematı bende başlamış. Üçüncü bir Said ve bütün bütün târik-i dünya olarak zuhuruna bir işaret tahmin ediyorum. Demek Nurlar ve kahraman şakirdleri benim vazifelerimi yapacaklar, daha bana hiç ihtiyaç kalmamış. Zâten Nur'un her bir câmi' cüz'ü ve sarsılmayan hâlis şakirdlerinin her birisi, benden daha mükemmel ders verir.” (Şualar, 16. Mektup, s. 453.)


4. Bu dönemde Bediüzzaman’ın demokratik bir tavırla siyaseti takip etmesi ve siyasetçilere mektuplar yazması gelir. Siyasete “dindar demokratlık” mefhumunu kazandıran Bediüzzaman, dindar demokratlığı siyasî bir misyon olarak bu dönemde ortaya koymuştur. İçtimaî ve siyasî hayata bu dönemde sıkça yön vermiştir. Seçimlerde oy kullanmış ve Demokratlara açık destek vermiştir. Risale-i Nur’un siyasî ve içtimaî mesleğini bu dönemde tesis etmiştir. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın Üçüncü Said dönemi, Nur hizmetlerinin içtimaî ve siyasî duruşunun da netleşerek oturduğu bir dönemdir. Bu yönüyle Üçüncü Said dönemi, önceki dönemleri tamamlayıcı bir dönemdir. (Emirdağ Lâhikası, s. 168, 264, 265, 267, 285, 294, 309, 318…)


5. DP’nin iktidarı ile Türkiye’de “HÜRRİYET” havası meydana geldi. Her nevi gelişme Hürriyet içinde gerçekleştiği için Risale-i Nurlarla İMANA HİZMETİ de büyük gelişme gösterdi. Üçüncü Said döneminde Risaleler geniş kitlelere yayılmış, Nur hizmeti Üstadın talebeleri tarafından omuzlanmıştır. Risale-i Nurlar serbest basılmış, gençler, hanımlar, üniversiteliler ve farklı halk kitleleri tarafından okunmaya başlanmıştır. Irak, Hindistan, Endonezya ve Pakistan gibi İslâm memleketlerinde ve ABD ve Japonya gibi ülkelerde Risale-i Nurlar yeni okuyuculara ulaşmıştır.


6. Nur Talebeleri iman hizmeti için seferber olmuşlar, Üstad Hazretleri bütün nazarları Risale-i Nurlar’a ve şahs-ı maneviye çevirmiş, ilk Nur dershaneleri bu dönemde açılmıştır. Bu dönemin karakteristik özellikleri arasında Bediüzzaman’ın demokratik bir tavırla siyaseti takip etmesi ve siyasetçilere mektuplar yazması gelir. Siyasete “Dindar demokratlık” mefhumunu kazandıran Bediüzzaman, dindar demokratlığı siyasî bir misyon olarak bu dönemde ortaya koymuştur. İçtimaî ve siyasî hayata bu dönemde sıkça yön vermiştir. Seçimlerde oy kullanmış ve Demokratlara açık destek vermiştir. Risale-i Nur’un siyasî ve içtimaî mesleğini bu dönemde tesis etmiştir.


7. Çünkü bu dönemde İstibdad-ı mutlak ile dine karşı olan CHP’ye alternatif olarak DP (Demokrat Parti) HP (Hürriyet Partisi) MP (Millet Partisi) gibi partiler kuruldu. DP Hürriyet ve Demokrasi ve Ekonomik kalkınma derken, Hürriyet Partisi ile Millet Partisi milli ve manevi değerleri de siyasete sokarak dini siyasete alet etmeye başlamışlardı. Hüsrev Altınbaşak Abi etrafında toplanan bir kısım Nur Talebeleri Hürriyet Partisi’ne Eşref Edip, Necip Fazıl gibi Basın yoluyla dini müdafaa edenler de Millet Partisi’ni desteklemekte bir kısım Nur Talebeleri de Millet Partisine girerek siyasete atılmaktaydılar. Ama ne ki Millet Partisinin kurucusu Süfyan’ın üçüncü rüknü olan Fevzi Çakmak idi ve CHP ile beraber hareket ediyordu. Hürriyet Partisi zaten siyasette başarılı olamayınca kendisini feshederek CHP’ye iltihak ederek Bediüzzaman’ın onlara neden destek vermediğini ve haklılığını göstermişti.


8. CHP DP’nin iktidara gelmemesi ve halkın teveccühünü kazanmaması için her zaman fitne ve fesat kazanını kaynatmaya başladı. 7 Ocak 1947’de DP ilk kurultayını yaptı. Bu kongre öncesi Hak ve Hürriyetlere vurgu yapıldı ve “Hürriyet Misakı” kabul edildi. Buna rağmen DP’nin muhalefetini yeterli bulmadığını daha sert muhalefet yapmak ve daha dindar söylemlerle halkın teveccühünü kazanmak için Fevzi Çakmak, Yusuf Hikmet Bayur, Kenan Öner ve Osman Bölükbaşı tarafından 20 Temmuz 1948'de Millet Partisi'ni (MP) kurdular. DP içine de el atan Milletçiler 30 milletvekilini DP’den ayırarak MP’ye geçirdi ve TBMM’de temsil edilmeye başladı. Böylece DP ikiye bölündü.


9. 1946 seçimlerinde uygulanan “Gizli Oy Açık Tasnif” sistemi DP tarafından Demokrasiye aykırı bulunarak Yargıtay ve Danıştay’a götürüldü. Yabancı gözlemcilerin de haksız ve demokrasiye aykırı bularak değiştirilmesini istedikleri seçim sistemi Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan Yüksek Seçim Kurulu’nca “Gizli oy ve açık tasnif” şeklinde değiştirilerek 14 Mayıs 1950 seçimlerine gidildi. Bu seçimde DP %52.67 oy alarak 353 Milletvekili ile TBMM’ye girerek iktidar oldu. Celal BAYAR Cumhurbaşkanı seçilince DP Genel Başkanlığına Adnan MENDERES getirildi.


10. Neden Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı? İsmet İnönü Partili Cumhurbaşkanı idi. Partisi büyük bir yenilgi alınca zorunlu olarak Cumhurbaşkanı da istifa etmesi gerekiyordu ve öyle oldu. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Celal Bayar’a Mason olduğunu bildiği halde seçimle geldiği ve Hürriyetleri savunduğu için “Tebrik Telgrafı” çekerek desteklediğini ilan etti. Ayrıca kendisine “Siyaseti dine alet et; dini siyasete alet etme!” diye mektup yazdı. (Emirdağ Lahikası, 514.)


11. DP 1954 Genel Seçimlerinde oyunu daha da artırarak % 57.61’e çıkardı. 1957 seçimlerine gelince DP karşısına CHP destekli yeni Partiler kurularak DP yıpratıldığı için oyu % 9.74 oranında düşürülerek % 47.87’ye indi; ama iktidarını çoğunlukla yine muhafaza etti. 1957 seçimlerine 4 Parti katıldı. Bu partiler CHP – DP – Hürriyet Partisi ve Millet Partisi idiler. Hürriyet Partisi ve Millet Partisi kendilerini daha dindar gösteriyorlardı. DP’yi Masonlukla suçluyorlar ve CHP karşısında pasif siyaset yapmakla itham ediyorlardı. Dindarların çoğu Eşref Edip’in “Sebilürreşad” ve Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu” gazetelerinden etkilenerek DP’yi terk ediyor ve Millet Partisine yöneliyorlardı. Bu şekilde DP oy kaybediyordu. Nur Talebeleri de başta Salih Özcan olmak üzere DP ve Menderes aleyhinde idiler ve Üstada gelip “Bu Menderes münafık” diyordu. Üstad ise “Menderes’in kalbi bizimle beraber, asıl Millet Partisinde çok münafıklar var!” diyordu. Ama o anlamıyordu. Bu sebeple Bediüzzaman Demokrat Parti’ye destek olmaları için Mektuplar neşrediyordu.


12. İşte Bediüzzaman 1957 seçimlerini önemli görerek Nurcuların DP karşısına çıkarılan dindar ve milliyetçi partilere yönelmemeleri için “Benim oyum önemlidir” diye Isparta'da sandık başına gitti ve açıkça “DP’nin sandığı hangisi?” diye göstere göstere ve ilan ederek kabine de girmeden DP’ye açıktan oy verdi. Böylece Bediüzzaman’ın kime oy verdiği konusundaki tartışmaları tamamen ortadan kaldırdı. Kendisini kimseye istismar ettirmedi.


13. Bediüzzaman’dan Siyaset Dersi alan Nur Talebeleri Üstadın siyasi çizgisi olan Ahrar-Demokrat çizgiden sapmamışlar ve Üstadın vefatından sonra da “Nurun Kumandanı” olan ve Bediüzzaman’ın “Kâinata Değişmem” dediği Zübeyir Ağabey ile beraber Üstadın Saff-ı Evvel Talebeleri Süleyman Demirel’in Adalet Partisini desteklemişlerdir. 1980 darbesinden sonra da yine Demokratların kurduğu Doğru Yol Partisini (DYP) desteklemeye devam etmiş. İhtilalcilerin kurdurduğu partilerden birisi olan ANAP’a (Anavatan Partisi) destek olmamışlardır. ANAP daha sonra Meclis dışında kalmış ve DYP’ye iltihak ederek DP adı altında birleşmiştir.


14. 2002’den sonra Necmettin ERBAKAN’ın kurduğu MSP ve Refah Partisi’nin devamı olan ve Tayyip ERDOĞAN tarafından kurulan AKP’ye de destek olmayan Risale-i Nur Talebeleri Umumi Meşveret’in kararı ile de Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Siyasi Çizgisi olan AHRAR ve DEMOKRAT çizgiden ayrılmayarak o çizgiyi takip eden DEMOKRAT PARTİYİ desteklemeye devam etmektedirler.

74 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör