• M. Ali KAYA

RİSALE-İ NUR TALEBELERİNİN SİYASİ GÖRÜŞÜ

M. ALİ KAYA

Risale-i Nur Talebeleri Üstatları Bediüzzaman Said Nursi hazretleri gibi “Hürriyetçi ve Cumhuriyetçi ve Demokrattırlar.” Vatanda uhuvvet ve muhabbetin ancak hürriyet içinde demokratik metotlarla sağlanacağına inanırlar. Fiilen siyasete karışmazlar, “Hürriyetçi Demokratları” desteklerler. Ülke yönetimine talip olmazlar. Devlet kadrolarının liyakat esasına göre şekillenmesini isterler.


Nur talebelerinin siyasi görüşlerini Risale-i Nurlardaki siyasi ve içtimai ölçüler belirler. Siyasetin demokratik kurallarla parlamenter sistem içinde siyasi partilerin eşit şartlarda seçimi ile şekillenmesini isterler. Millet meclisinde temsilde adaletin sağlanmasını talep ederler. Muhalefete meşru bir muvazene-i adalet unsuru olarak görürler. “Bir rejimi demokratik yapan hür muhalefetin bulunmasıdır” derler.

Nur Talebeleri din adına siyasetin yapılmasına ve dinin siyasete karıştırılmasına şiddetle karşı çıkarlar. “Siyasetçi dindar olabilir, ancak dini siyasetin malzemesi yapmaz. Dinin ‘Kavmin efendisi ona hizmet edendir’ kutsi prensibi gereği halkın ihtiyaçlarına hizmet etme olarak görürler. Siyasetin ülkeye hizmet üreten bir kurum olması için çalışırlar.


Nur Talebeleri Hürriyetçi Demokrasinin İslamî bir yönetim sistemi olduğunu söylerler. Maalesef tarikatlar ve islâmî cemaat olduğunu iddia eden gruplar bunu bir türlü anlamak istemiyorlar. Kafalarında hep tek kişiye bağlı, otoriter, buyurgan ve baskıcı bir yönetimin İslamî olduğunu iddia etmektedirler ve bu konuda II. Abdulhamid’in istibdad yönetimini “İslamî Hilafet Yönetimi” olduğunu savunurlar. II. Abdulhamid’i yüceltmelerinin ve kendisine kutsiyet vermelerinin sebebi budur. Halbuki Cezayir İslamî Selâmet Cephesi lideri Enver Haddam “Kur’ân Anayasa değildir. Yönetimde İslâmî değerler demokrasidir veya demokratik değerler İslamîdir” demektedir.


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özellikle “Divan-ı Harb-i Örfi” müdafaasında ve “Münazarat” isimli eserinde siyasi hakimiyetin toplum tarafından geçici olarak seçimle yöneticilere verildiğini ve gerçek hakimiyetin millete ait olduğunu müteaddit yerlerde açıkça ifade etmektedir. “Meşrutiyette hakimiyet milletindir; siz de hâkim oldunuz” (Münazarat, 15.) buyurur. Osmanlı dönemindeki meşrutiyet günümüzdeki demokratik parlamenter, partili sistemdir. Günümüz demokrasisi meşrutiyetin gelişmiş şeklidir. Demokrasiyi ise demokratlar getirir. Bu sebeple Bediüzzaman demokratları desteklemiş ve Nur Talebelerinde “Demokratlara nokta-i istinat olun” onları destekleyin emretmiştir.


Siyasette iki yönetim şekli vardır, ya buyurgan, baskıcı istibdadla halkı yönetirsiniz veya hürriyetçi bir anlayışla yönetirsiniz. İslamiyet “Kavim efendisi ona hizmet edendir” prensibini vazederek her nevi baskıyı ve istibdadı ortadan kaldırmış ve insanları şahane hür bir şekilde yönetme sistemini getirmiştir. Asr-ı Saadette “Hulefa-i Raşidin” yönetimi bunun en büyük delilidir.


Risale-i Nur Talebelerinin siyasi görüşü budur.

29 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör