• M. Ali KAYA

RİYASET VE AĞALIK

M. ALİ KAYA


Bir millet cehaletle hukukunu bilmezse ehl-i hamiyeti de müstebid yapar.”

Bediüzzaman


Yönetim halka hizmet içindir. Memuriyet ve vekillik ülkenin sahipleri olan çiftçi, esnaf, sanatkâr ve halkın hizmetine talip olmaktır. Halka hükmetmek, asilzadelik ve efendilik taslamak ve halkı kendine hizmetkâr etmek değildir.


Peygamberimiz (asm) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” (Deylemî, Müsned, 2: 324; Keşfu’l-Hafa, 1: 463.) buyurmuştur.


Bediüzzaman bu hadisi Demokrasinin dayanağı olarak görür ve şöyle izah eder: “Memuriyet emirlik ise reislik değil, millete bir hizmetkârlıktır. Demokratlık ve hürriyet-i vicdan İslâmiyet’in bu kanun-i esasisine dayanabilir. Çünkü, kuvvet kanunda olmazsa şahsa geçer, istibdad mutlak keyfî olur.” (Emirdağ Lâhikası, 747.)

Bu mezkûr hadisin sırrı ile “Şeriat âleme gelmiş; tâ istibdadı ve zalimane tahakkümü mahvetsin.” (ESDE, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 121.)


Emirlik, emredicilik değildir; zira “emr”, iş demektir. İş yapmak, hizmet etmek ve halkın işini yapmak anlamındadır.


***

İnsanların liderleri peygamberlerdir. Allah ibadına peygamberlere itaat etmelerini emretmiştir. Peygamberlere de “İbadıma hizmet edin, ibadımı kendinize hizmet ettirmeyin” ferman etmiştir. Onlar da “Kullar Allah’ın ailesidir. Allah katında en hayırlı insan Allah’ın ailesine hizmet eden ve ihtiyaçlarını gidermek için çalışandır. İnsanların en hayırlısı insanlara hizmet edendir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 57; FEyzu’l-Kadir, 3: 481; Usul-i Kafi, 2: 164.) buyurarak insanlara hizmet emişler, insanlara tahakküm edip reislik yapmamışlardır. Zira, Allah kullarına hizmeti Zatına ibadetten saymıştır.


***

Ama ne var ki insanda enaniyetten kaynaklanan meyl-i tahakküm vardır. Riyasete geçen cahiller hükmetmek için tahakküm etmeyi yönetme zannetmişler, bundan zulüm doğmuştur. Çünkü, zulüm zorlamadır. Adalet ise hürriyet içinde insanları ikna ederek hizmet etmektir. Allah zulmü yasaklamış ve “Dinde zorlama yoktur” (Bakara Sûresi, 2: 256.) buyurmuştur. Zorlamanın olmadığı yerde hürriyet vardır. Yöneticilerin görevi de zorbalara karşı insanların hak ve hürriyetlerini korumaktır.

İnsanlarda da cehaletten kaynaklanan enaniyet ve tahakküm duygusu vardır ve bunun için müstebitlere hayran olurlar ve heykellerini dikerler. Bu sebeple dinimiz heykelleri yasaklamıştır.


***

Hilâfet, insanların hak ve hürriyetlerini korumayı ve halka hizmet etmeyi esas alan yönetimdir. Hz. Ali (ra), Hz. Muaviye’ye karşı bunun mücadelesini verdi; ama ne ki insanların zorbalara ve zalimlere destek olması ile hilâfet saltanata ınkılâb etti. “İnsanlar meliklerinin yolundadır.” (Keşfu’l-Hafa, 2:311) kuralı gereği bundan sonra tahakküm ve istibdad herkesin damarına sirayet etti.


***

Bediüzzaman ise Demokrasiyi hilâfete dönüştürmek için mücadele etti. Bunun için Meşrûtiyete destek verdi.


Bediüzzaman şöyle der: “İstibdadın maden ve münbiti olan şeref ve haysiyet ve itibarî rütbeden istimdat ve milleti istihdam ve hatır ve tahakküm ve taraftarı rabıta etmektir ki, vahşetin ağalığı budur. Ümmü’l-ağavat olan Yıldız’da ebu’l-ağavat olan Sultan Hamid bu ağalıktan vazgeçti; nerede kaldı başka sivrisinekler! Amma hürriyet ve medeniyetin ağalığı, nefsine ve kemaline istinad ve iktidarını istimal ve millete hizmet etmektir ki, “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” (Deylemî, Müsned, 2: 324; Keşfu’l-Hafa, 1: 463.) buna düstur-u tatbiktir. (ESDE, Nutuk, s. 195.)


***

İnsanlarca cehaletten kaynaklanan ağalığa, tahakküme ve riyasete meyletme duygusu zorba reislere hayranlığı doğurmaktadır. Bunun için Bediüzzaman “Sizdeki cehalet-i avra (tek gözü kör cehalet) ve itaat-i amyâ, (körü körüne itaat) ağâiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbıyla veyahut teşeyyuh (büyüklük taslama) cismiyle ve asilzadelik şekliyle hayatlanacaktır. İşte benim maksadım, o meylü’l-ağalık ve meylü’t tahakküm ve meyl-i riyaseti öyle öldüreceğim, kıyamete kadar haşrolmasın..." (ESDE, Münâzarât, 278.) demektedir.


Tahakküm ve zorbalık meyli ilim ve faziletle kırılmadıkça istibdat daima hükümferma olacaktır.

7 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör