• M. Ali KAYA

RİSALE-İ NUR HİZMETİ

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2021

M. ALİ KAYA

Hicri 3. Yüzyılda ortaya çıkan tarikatlar uzun asırlar boyu ehl-i imanı irşad etmişlerdir. Kur’an ve Sünnete dayanan tarikatlar bünyelerinde şahsı öne çıkaran bir sistem geliştirmişlerdir. İnsanları kendi şeyhlerine bağlamak için “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” demişlerdir. O günün şartları da buna ihtiyaç duyuyordu. Zira bilgi kaynakları ve eğitim araçları günümüzdeki kadar gelişmemişti. İnsanlar itimat edip güvendikleri bir alimin veya şeyhin tavsiyelerine uyarak dini hayatlarını tanzim ediyor ve fazla bilgiye ihtiyaç duymuyorlardı.


Günümüzde ise her insan en az Lise mezunu olmak zorunda ve Lise mezunu olanların yüzde ellisi yüksek ve akademik bir eğitim almak durumunda. Böyle olunca günümüz insanı bilgiye ulaşmak için bir şeyhe bağlanma ihtiyacı duymamaktadır. Sadr-ı İslam’da, yani Asr-ı Saadette Peygamberimiz (asm) eğitimi yaygın hale getirdiği için Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Peygamberimizin (asm) “Asr-ı Saadeti”ni esas alarak “Sahabe Mesleğini” esas almış ve talebelerini okumaya ve yazmaya yönlendirerek kendi şahsını da öne çıkarmayarak doğrudan Kur’an’a ve onun tefsiri olan Risale-i Nurları okumaya yönlendirerek kitaba bağlamıştır.


Bediüzzaman şöyle der: “Mesleğimiz tarikat değil, hakikattir. Şeriattır. Bu zamanda Sahabe Mesleğinin bir cilvesidir.” “Baki hakikatler çürütülebilir fani şahıslar üzerine bina edilmezler. Kendimizi değil, Risale-i Nurun şahs-ı manevisini ehl-i imana gösteriyoruz.” (Mektubat, 26; Emirdağ Lahikası, 61, 433.)


Bediüzzaman’ın kurduğu sistem iki esas üzere teessüs etmiştir:

Birincisi: Kur’an-ı Kerimin ilk emri olan “Oku!” emrine imtisal ederek okumayı hizmetin odağına yerleştirmek. Sahabenin feyzini doğrudan Kur’an-ı Kerimden aldığı gibi bu zamanda da Kur’anın hakiki bir tefsiri ve hakikatlerinin bürhanı olan Risale-i Nurları okuyarak imanı tahkiki hale getirmek. İkincisi: Yapılacak hizmetleri ve işleri “İhlas ve Tesanüdü” netice verecek şekilde “Meşveret ve Şura” emrine uyarak yapmak. Risale-i Nur ile iman ve Kur’an’a hizmet bu iki temel esas üzere teessüs etmiştir.


Risale-i Nur ile İslam’a hizmet eden Risale-i Nur talebelerinin vasıfları ise yine Risale-i Nurun ortaya koyduğu prensipler iledir ki buna “Risale-i Nurun Meslek ve Meşrebi” denilmektedir. Bunlar “İhlas, uhuvvet, sadakat ve tesanüt sıfatlarına sahip fenâ fi’l-ihvân, tevazû, terk-i enâniyet özelliklerini kendinde toplayan; samimiyet, muâvenet, takvâda birbirine yardım” ile ehl-i imanın güvenini sağlaya nurani bir cemaat olmaktır. Hizmetlerini de “Meşveret ile taksimu'l a’mal ve teşrik-i mesâi” prensipleri ile yaparlar.


Hizmette esas olan “şevk ve gayrettir.” Bunu işletecek olan da karşılıklı muhabbet, itimat ve muavenetten nebeân eden salabet-i diniyedir. Bu nurani cemaatin birinci meseleleri “Müspet iman hizmeti”dir. Müspet iman hizmeti ise hassası olan hürriyet ile tezahür eder. bu sebeple onların dünyalarında hürriyet iman hizmetinin vazgeçilmez hassasıdır. Sair meşguliyetler buna nispeten ikinci, üçüncü ve dördüncü derecede ehemmiyetlidir. Onlar da yine iman hizmetine vesile olmak içindir. Hayat-ı İçtimaiyede “Hürriyeti” esas alanlar Demokratlar olduğu için Risale-i Nur talebeleri Hürriyetçi Demokratlar ile müttehittirler ve beraber hareket ederler.

34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör