• M. Ali KAYA

SÜBHANALLAH NE DEMEK?

M. ALİ KAYA

Allah zâtî olan kudreti ile acizlikten ve ihtiyaçtan münezzehtir. Her türlü kusurdan münezzehtir, şerike, yardımcıya ve herhangi bir şeye ihtiyacı olmayan Ganiyy-i Mutlaktır. Bütün sıfatları ile ve fiilleri ile Kâmil-i Mutlaktır. Onun eserlerinin mükemmelliği, fiilinin mükemmelliğine, fiilinin mükemmelliği isimlerinin kemâline, isimlerinin kemâli sıfatların kemâline onlar da Zât-ı Zülcelâlin kemâline delalet eder.

Kâinattaki her şey Onun kemâl ve cemâline nispeten zayıf bir gölge olduğu aklın hads-i sâdıkıyla ve kat’î bürhanlarla sabittir. Ehl-i ilim ve kemâl “Kâinattaki kemâlât Vâcibu’l-Vücut olan Kâmil-i Mutlakın envârından gelen gölgeleridir” diye tevatür ve ittifakla ve ulemanın icmaı ile sabit olmuştur.


Şeriklere muhtaç olmayan Allah Vahiddir ve Ehaddir. Rububiyetinde şeriki olmadığı gibi Rububiyetinde de şeriklere ve yardımcılara muhtaç değildir. Zira kânattaki her şeyde görünen hikmet, maslahat, nizam ve düzen ve bir şeyin her şeyle alakasının olması bir tek elden çıktığına delil olduğu gibi, her bir varlığın bütün eşya ile münasebeti ve uyumu da Onun her varlığın bizatihi yanında olup ilgilendiğine, yani Ehadiyetine delildir. Bu da Onun bütün eksikliklerden ve noksanlıklardan münezzeh olduğuna delildir.


Allah’ın kudreti, ilmi, iradesi, rahmeti ve nimetinin sonsuz ve sınırsız olması Onun yardımcıya ve şeriklere muhtaç olmadığının ve onlardan münezzeh olduğunun delilidir. Zira sonsuz ve sınırsız olan bir şeye mümkün ve sınırlı olan şeylerle sınır çizilemez. Sınır koymak sonsuzluğu sınırlamak olur ki bu mümkün değildir, aklen ve ilmen muhaldir ve imkansızdır. Bu cihette dahi yüce Allah her türlü noksandan münezzehtir.


Yüce Allah hâdis olan ve sonradan yaratılan varlıkların cinsinden olmadığı gibi onlara da asla benzememesi yönüyle de her şeyden müstağnidir ve bu gibi noksanlıklardan da münezzehtir. Tesbih ederiz o zatı ki, imkân dairesindeki mümkünatın bütün ihtiyaçlarını yoktan yaratır ve ihtiyaçlarına cevap verir. Böyle birisinin hiçbir şeye muhtaç olmaması gerekir ki yüce Allah her nevi ihtiyaçtan beri ve münezzeh olan Vacibu’l-Vücut, Zât-ı Ehad-i Sameddir.

Göklerde ve yerde olan bütün yüce sıfatlar ve “Esma-i Hüsnâ” olan bütün isimler Ona hastır ve layıktır. O Azîzdir ve Hakîmdir. Müşriklerin ve batıl inanç sahiplerinin Ona yakıştırdığı bütün batıl düşünce ve inançlardan mukaddes ve münezzehtir. Zira onların vehim ve hayallerinden çıkan bu gibi yakıştırmalar ademdir, yoktur ve ademe gider; kusur ve noksan şeylerdir Kâmil-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-Itlaka nasıl yanaşabilir? Elbette bunlar Cenab-ı Hakkın dâmen-i izzetine asla yanaşamazlar. Yüce Allah bütün o batıl inanç ve düşüncelerden münezzeh ve mukaddestir.


Yüce Allah gına-i zâtisine münafi olan tahayyüzden, tecezziden, zaman ve mekâna ihtiyaç duymaktan münezzeh ve mukaddestir, Sermedîdir, Ezelîdir ve Ebedîdir. Ezeli ve ebedî olan doğmamış, doğurmamış ve sonradan yaratılmamış olan Ezel ve Ebed sıfatlarıyla muttasıf olan sonradan yaratılanların vasıflarından elbette mukaddes ve münezzehtir, Kâyyûm-u Bakîdir. Elbette O Kadîm-i Bâkî, sonradan yaratılan, toprak olan ve topraktan yaratılan insanların uydurduğu, vehmî ve hayâlî olan aciz ve noksan âlihelerden mukaddes ve münezzehtir.


Bütün meleklerin, cinlerin, insanların ve yaratılan tüm varlıkların “Sübhanallah” diye kendisini tesbih ve taksid ettiği Zât-ı Vâcübu’l-Vücûdu biz de onların dilleri ile kendi namımıza tesbih ederek onların tesbihatının tamamını O Zât-ı VAcibu’l-Vücuda takdim ederiz.

25 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör