• M. Ali KAYA

SAVAD-I AZAM EHL-İ SÜNET VE'L-CEMAATTİR

M. Ali KAYA

Peygamberimiz (asm) “Fitne zamanında size ‘Sevad-ı Azamı’ tavsiye ederim” (Aliyyu’l-Muttakî, Kenzu’l-Ummal, 1:1030; Mecmau’z-Zevaid, 5:218.) buyurmuşlardır. Sevad-ı Azam ise İslam bilginleri tarafından ümmetin ekseriyeti olarak yorumlanmıştır.


Sevad-ı azam siyasi olarak yorumlanamaz. Zira siyasetçiler ellerinde devlet gücü ve medya gücü ile insanları korkutarak veya yalan yanlış bilgilerle propaganda vasıtası ile aldatarak veyahut ümit verip beklenti içine sokarak çoğunluğun desteğini alabilirler; ancak bu geçicidir. Zaman içinde gerçekler ortaya çıkar ve halk aldatıldığını anlar.


Sosyal hayat bakımından sevad-ı azam, ekseriyet-i masumun maişeti basittir. Tegaddi besatetiyle onlara tâbi olmak sevad-ı azama tabi olmaktır. (Bediüzzaman, Sözler, 2004, s. 1178.) Bunun için Hz. Ömer (ra) ve Hz. Ali (ra) sofralarında kuru ekmek ve bir çeşit yemek bulunduruyor ve “Biz maişet cihetiyel ümmetin ekseriyeti olan sevad-ı azaman tabi olmakla emrolunduk. Bugün ümmet-i Muhammed sofrasında iki çeşit yemek bulundurmuyor ve çoğunun sofrasında bal şerbeti gibi içeçekler yoktur” demişlerdir.


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri yeğeni Abdurrahman’ın ifadesi ile Daru’l-Hikmet’ten yüksek maaş aldığı halde zarûretten fazla kendine masraf yapmıyordu. Maîşetçe neden bu kadar muktesid yaşıyorsun diyenlere cevaben, ‘Ben Sevad-ı Azama tabî olmak isterim. Sevad-ı Azam ise, bu kadar tedarik edebilir. Ben, ekalliyet-i müsrifeye tabî olmak istemem’ diyordu. (Tarihçe-i Hayat, 109.)


İnanç ve itikad bakımından sevad-ı azam ise ifrat ve tefritten uzak orta yol ve istikamet olan “Sırat-ı Müstakim” Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaattir. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi (ra) “Sevâd-ı âzama ittibâ edilmeli. Ekseriyete ve sevâd-ı âzama dayandığı zaman, lâkayt Emevîlik, en nihayet Ehl-i Sünnet cemaatine girdi. Adetçe ekalliyette kalan salâbetli Alevîlik, en nihayet az bir kısmı Râfızîliğe dayandı.” (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 805.) buyurmaktadır.


Bu ifade ile ifrat ve tefrit olan, aşırılığa kaçan Alevîlerin Rafiziliğe dayandığını, inanç ve ibadet konusunda lakayt durumda bulunan, inanç ve ibadet için devletin gücünü baskı unsuru olarak kullanmayan ve dini siyasete alet etmeyerek bu konuda hürriyeti esas alan Emevilerin “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat” mezhebinde karar kıldığını ifade eder.

10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör