• M. Ali KAYA

SIDK VE DOĞRULUK

M. ALİ KAYA

Doğruluk peygamber ahlakı ve sıfatlarından en önemlisidir. Peygamberimiz (asm) “Allah’a imandan sonra ahlakın başı doğru olmaktır. Allah’a inandım de ve dosdoğru ol!” (Buhari, İman, 62; Müslim, İman, 6.) buyurmuşlardır.


Peygamberimiz (asm) yine “İman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir şahsın kalbinde birlikte bulunamaz.” (İbn Hanbel, Müsned, 2:349.) buyurarak imanın gereğinin doğruluk ve emanet olduğunu ifade etmiştir. Evet, iman doğruluk küfür yalancılıktır.


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “İslâmiyetin esası sıdktır. İmanın hassası sıdktır. Bütün kemâlâta îsal edici sıdktır. Ahlâk-ı âliyenin hayatı sıdktır. Terakkiyatın mihveri sıdktır. Âlem-i İslâmın nizamı sıdktır. Nev-i beşeri kâbe-yi kemâlâta îsal eden sıdktır. Ashab-ı Kiramı bütün insanlara tefevvuk ettiren sıdktır. Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm'ı meratib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran sıdktır.” (İşaratu’l-İ’caz, s.93.) “Evet, sıdk ve doğruluk İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. Riyakârlık, fiilî bir nevi yalancılıktır. Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni-i Zülcelâlin kudretine iftira etmektir.” (Hutbe-i Şamiye, s.51.) buyurur. Zira doğruluk gerçeklik ve hakikat demektir. Allah her şeyi hak üzere yaratmıştır ve mümkinatta en mükemmel şekli ve hali vermiştir. İlim ve bilgi gerçeğe uygun olan şeydir. Gerçekliği kabul etmememek, hakkı inkâr etmek en büyük yalancılıktır ve Allah’ın hak üzere yarattığı şeye iftiradır. En basitinden “Tabiatın ve sebeplerin müessir olup yaratıcı olduğunu iddia etmek, Allah’ın kudretini inkâr etmek ve kudretine iftira etmektir. Bu sebeple şirktir ve effedilemez büyük günahtır.


Yüce Allah yalancılığı nifakın ve münafıklığın esası olduğunu ifade eder ve “Münafıklar cehennemin en alt tabakasındadır” (Nisa, 4:145.) buyurur. Maalesef “şu zamanda, kizb ve sıdkın ortasındaki mesafe o kadar kısalmış ki, adeta omuz omuza vermişler. Sıdktan yalana geçmek, pek kolay gidiliyor. Hattâ, siyaset propagandası vasıtasıyla yalancılık, doğruluğa tercih ediliyor.” (Sözler, 27. Söz, s.652.) Siyaset yalancılığı öne çıkarmıştır. Bu sebeple dürüst siyasete büyük ihtiyaç vardır.


Yalancılık nifak ve küfürden kaynaklanır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Münâfıkların azaplarının, mezkûr cinayetleri arasında yalnız kizb ile vasıflandırılması, kizbin şiddet-i kubh ve çirkinliğine işarettir. Bu işaret dahi, kizbin ne kadar tesirli bir zehir olduğuna bir şahid-i sadıktır. Zira kizb, küfrün esasıdır. Kizb, nifâkın birinci alâmetidir. Kizb, kudret-i İlâhiyeye bir iftiradır. Kizb, hikmet-i Rabbaniyeye zıttır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir. Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir. Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbdir. Müseylime-i Kezzab ile emsalini âlemde rezil ve rüsvây eden, kizbdir.” (İşâratu’l-İ’caz, s.92.)


Peygamberimiz (asm) “Bir konuda sana inandığı hâlde kardeşine yalan söylemen ne kadar büyük bir ihanettir!” (Ebû Dâvûd, Edeb, 71.)


Ebu’l-Havrâ’ es-Sa’dî (ra) anlatıyor: “Hasan b. Ali’ye ‘Resûlullah’tan ne öğrendin?’ diye sordum. Dedi ki: ‘Resûlullah’tan şunu öğrendim’: “Seni şüphelendireni bırak, şüphelendirmeyene bak. Çünkü doğruluk kalbin huzura ermesidir. Yalan ise şüpheden ibarettir.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 60.) buyurdular.


Yine “Şu dört özellik kimde bulunursa o, tam bir münafık olur. Kimde bu niteliklerden biri bulunursa onu terk edinceye kadar kendisinde münafıklıktan bir özellik vardır: Kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünde durmaz. Husumet ettiğinde haddi aşar.” (Buhârî, İman, 24.)


Peygamberimiz (asm) doğruluk konusunda şöyle buyurur: “Doğruluktan ayrılmayınız. Muhakkak ki doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Kişi devamlı doğru söyler ve doğru olanı ararsa Allah katında ‘sıddîk’ olarak yazılır. Yalandan sakının! Çünkü yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleyip, yalanı söyleye söyleye Allah katında yalancı olarak yazılır.” (Müslim, Birr, 105.)

Bir Müslümanın en önemli görevi “Doğru İslamiyeti öğrenmek ve İslamiyete layık doğruluğu göstermektir.” İslamı ulvi ve mahbub göstermek bu şekilde olur. Doğruluk hileyi terk etmektir. Doğruluk güvenilir adam olmaktır.


Güzel ahlakın temelinde iki güzel haslet vardır. Onlar da sıdk ve hayadır, yani; utanma ve doğruluktan ayrılmamak… Hz. Ali (ra) “En büyük şeref ve fazilet doğruluk yolunda ölümü hakir görmektir” demiştir.

34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör