• M. Ali KAYA

SONSUZLUK ANLAŞILABİLİR Mİ?

Güncelleme tarihi: 20 Mar 2021

M. ALİ KAYA

Sonsuzluk Nedir?

Bir bardağa bahr-i umman ve okyanus yerleşmediği gibi insanın sınırlı aklına da sonsuzluğu kavraması mümkün değildir; ancak insan aklı anlamakta ve kavramakta zorlandığı şeyleri temsil yoluyla, bilinenden bilinmeyene intikal metoduyla anlayabilir. Bu sebeple soyut kavramları anlamamız için yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde bizlere temsillerle misaller vermektedir. “Düşünesiniz ve aklınızı çalıştırasınız diye size misaller veriyoruz” (Bakara, 2:242; Haşir, 59:21.) buyurmaktadır.


Yüce Allah insana akıl vermiş ve aklı çalıştırarak maddi ve manevi alemlerden istifade etmelerini murat etmiştir. Yoksa yüce Allah insanı akılsız varlıklar gibi yaratır ve bütün ihtiyaçlarını da onlara verdiği gibi insana da verirdi. İnsan ancak aklını çalıştırdığı, düşündüğü ve eşya üzerinde, Allah’ın ayetleri üzerinde tefekkür ettiği zaman yüce Allah ona eşyanın hakikatini ve faydalarını, imanın hakikatini ve varlığın esma ve sıfata delaletini, ruhaniyat ve ilahiyata ait hususları da inzal ettiği kitapların hakikatlerini öğrenmeye çalıştığı ve üzerinde düşünerek kafa yorduğu zaman ilham yoluyla bilmediklerini ona öğretir. Nitekim Peygamberimiz (asm) “Bildikleri ile amel edene Allah bilmediklerini öğretir” (İhya, 1:177.) buyurur.


Din, ilim, amel ve ihlastır. Peygamberimiz (asm) bir başka hadislerinde “Şüphe yok ki insanlara hayrı öğreten kimselere Allah merhamet eder; melekleri, göklerin ve yerlerin halkı, hatta yuvasındaki karıncalar, hatta balıklar, insanlara hayır ve faydalı şeyler öğreten kimseye dua ederler.” (Tirmizî, İlim, 19; Dârimî, Mukaddime, 17.) buyururlar.


İnsan binler çeşit elemlerle müteellim ve binler nev'î lezzetlerle mütelezziz olacak bir zîhayat makine ve gayet derece acziyle beraber hadsiz maddî-mânevî düşmanları ve nihayetsiz fakrıyla beraber hadsiz zâhirî ve bâtınî ihtiyaçları bulunan ve mütemadiyen zevâl ve firak tokatlarını yiyen bir biçare mahlûktur. İnsan sonradan yaratıldığı gibi mahlukatın da en aciz ve en muhtacıdır. Gözü mevcut ışığın ancak yüzde iki buçuk kadarını algılayabilirken, seslerin ancak sınırlı belli bir frekansını işitebilir. Ruh aleminde de aynı şekilde aklı her şeyi anlayamaz, hayali her yere ulaşamaz, bilgisi ancak alakadar olduğu şeylerle sınırlı ve o konuda dahi eksik ve noksandır. Bunun en açık misali insan aklının kendi varlığını anlayamaması, ruhun mahiyetini bilememesi ve maddi bedenini henüz daha tam olarak keşfedememiş olmasıdır. Böyle bir insan elbette sonsuzluğu anlayamaz; ama kabul etmek zorundadır.


Kelam ve Felsefenin Sonsuzluk Anlayışı

İnsanın sonsuzluk algısı Allah’ın ilim, irade, kudret gibi isim ve sıfatlarının sonsuzluğu konusundaki peygamberlerden bize gelen ilim iledir. Bir şeyi bilmek ve kabul etmek ayrıdır; mahiyetini bilmek ve idrak etmek ayrıdır. Biz her zaman gördüğümüz hava, ısı, ışık, güneş, elektrik, atom, hayat ve enerji gibi şeyleri biliyoruz; ama mahiyetini anlayıp idrak edemiyoruz. Eşyayı da aklımızla araştırıp özelliklerini öğrenerek kendi faydamız için kullandıkça anlamaya başladığımızı idrak ediyoruz. İnsan bir çekirdekten çıkan ağacın, bir yumurtadan çıkan canlının bir damla sudan yaratılan bebeğin varlığını inkâr edemiyor; ama nasıl olduğunu idrak edemiyor. Mahiyetini ve nasıl olduğunu anlayamıyor. Bu sebeple Sokrates “Bir şey biliyorum; o da hiçbir şey bilmediğim” diye boşuna dememiştir.


İnsanın sonsuzu anlama gayreti iki ayrı sahada cereyan ediyor. Birisi, ilahi sıfatların sonsuzluğu, diğeri de ahiret hayatının sonsuzluğu... Bu ikisi arasında, gözden kaçmaması gereken önemli bir farklılık var. Ahiretteki sonsuzluktan söz edildiğinde, zihinlerde hemen zaman ve müddet kavramları canlanır. Burada verilen hayatın geri alınmaması, baki kılınması söz konusudur. Bunu akıl kabul edebilir. Yani orada hayat devamlıdır ve ölüm denen hadise yoktur demektir.


Allah ın sıfatlarının sonsuzluğuna gelince: Onun kudreti sonsuzdur, demek, “ne kadar alem yaratırsa yaratsın kudretinde bir noksanlık olmaz. Bir çiçeği yaratma kolaylığında bütün çiçekleri yaratabilir” demektir. İlminin sonsuzluğu, onun cehilden münezzeh olduğu manasınadır. Diğer sıfatlar da aynı şekilde, aynı mantık içerisinde değerlendirilmelidir. “Ezeli olan elbette ebedidir” hakikati, Cenab-ı Hakk'ın zatı için de geçerlidir, sıfatları için de... Yani, onun bütün sıfatları sonsuzdur, ebedidir. Zira, hiçbiri sonradan var olmuş değildir; hepsi ezelidir.


Felsefeciler “Sonluyu bilebiliriz ama sonsuzluğu bilemeyiz” demişlerdir. Descartes’e göre sonsuzu anlamaya çalışmak hiç de gerekli değildir, yalnız hiçbir sınırını bulamadığımız her şeyin sınırsız olduğunu düşünmemiz gerekir. İlâhi dinlerde her şey sonludur, sonsuz olan ancak Allah’tır, bir de Allah’ın ölümsüz yarattığı varlıklar da sonsuzdur.


Matematikte Sonsuzluk Kavramı

İnsanın sonsuzluk kavramını binlerce yıl öncesinden anlamaya çalışmış, pek çok farklı fikirler ileri sürmüştür. Sonsuzluk kavramı ilahiyat sahası dışında felsefe ve matematiğin de en çok kullandığı bir kavramdır. Matematikte 1’de itibaren sonsuz sayı vardır. Ayrıca 1 ile 2 sayısı arasında da ondalık sayı olarak 1.1, 1.2, 1.3 gibi sonsuz sayı vardır. Matematikteki kurallardan birisi de şudur: “Herhangi bir sonlu sayının sonsuza bölümü sıfırdır.” Bu kurala göre insan bir katrilyon sene dünyada yaşamış olsa sonsuz hayat olan ahirete nispeten hiç yaşamamış gibidir. Bediüzzaman bu gerçeği “Şems-i sermedin berk-i zaile nispeti gibidir” ifadesi ile açıklamıştır.

Bu işaretin adı Latince bir kelime olan Lemniscate, yani “kurdele”dir. Bu sembol İngiltere'de zamanın orijinal matematikçisi olarak adlandırılan John Wallis (1616-1703) tarafından bulunmuştur.

44 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör