• M. Ali KAYA

ULEMANIN GÖREVİ SÜNNETİ İHYADIR

M. ALİ KAYA

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Resulüm, biz sana zikri, Kur’ân-ı inzal ettik ki kendisine inzal edileni insanlara açıklayasın” (Nahl, 16:44.) buyurur. Peygamberimiz (asm) bu sebeple “Bana Kur’ân ve onun misli hikmet ve sünnet inzal edildi” (Ebû Dâvud, Sünne, 6; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4: 131; Ebû Dâvud, İmâre, 33; Tirmizî, İlim, 10; İbn Mâce, Mukaddime, 2; Dârimî, Mukaddime, 49; İbn Kuteybe, Te’vîlu Muhtelifı’l-Hadîs, 166.) buyurarak “Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın.” (Bakara, 2:129.) “İçlerinden, kendilerine Onun âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamberi göndermekle, Allah mü'minlere gerçekten pek büyük bir lütufta bulunmuştur. Yoksa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydi.” (Âl-i İmran, 3:164.) ayet-i kerimesinin kendisine yüklediği görevi ifade etmektedir.


“Bize Kur’an yeter! Bir de Hadis aktarıp durmayın! Biz, Allah’ın Kitap’ında bulduğumuza uyar onun dışında kalanları dikkate almayız” diyecek olanların geleceğini gayb aşina gözü ile mu’cizâne görerek ümmetini uyarmış ve şöyle buyurmuştur:


“Sizden birinizi koltuğuna kurulmuş ve benim emrettiğim veya nehyettiğim bir şey kendisine ulaştığında; ‘Biz sadece Kur’an’da bulduğumuza tabi oluruz’ derken bulmayayım!” (Ebû Dâvud, Sünne, 5; Tirmizî, İlim, 10; İbn Mâce, Mukaddime, 2; Muhammed İdris eş-Şafi, er-Risale, Beyrut ts, 89.)


İslam alimleri Allah’ın emri olan namaz, oruç, hac ve cihad ile ilgili ahkamı Peygamberimizin (asm) hadislerinden, uygulamalarından, emir ve yasaklarından almışlardır. Kur’ân-ı Kerim anayasadır, peygamberimizin (asm) sünneti ise anayasa hükümlerinin uygulamasını gösteren yasalar gibidir. İmam-ı Şafi (ra) “Peygamberimizin (asm) hadisi varken ben onu esas alırım, ona aykırı bir hüküm vermekten Allah’a sığınırım” (Süyûtî, Miftâhu’l-Cenneti Fi’l-İhticâci bi’s-Sünneti, 2-3.) der.


Peygamberimiz (asm) Allah’ın inzal ettiğini Allah’ın istediği, razı olduğu ve murad ettiği şekilde Peygamberimize (asm) ilham-ı peygamber şeklinde “Hikmet” olarak namazın nasıl kılınacağı, zekâtın nasıl verileceği, haccın nasıl yapılacağı öğretilmiş, o da ümmetine uygulayarak göstermiştir. Allah’ın dininin hayata aksetmesi sünnetin yaşanmasına bağlıdır. Ümmetin fesada gitmesi sünnetin terk edilmesi, ihyası da sünnetin ihyası şeklindedir. Bunun için Peygamberimiz (asm) “Ümmetimin fesada gittiği zaman benim sünnetimi ihya eden yüz şehidin sevabını kazanır” (İbni Adiy, el-Kâmil fi’d-Duafâ, 2:739; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:41; Taberânî, Mecmeu’l-Kebîr, 1394; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282.) buyurmuşlardır.


Peygamberimiz (asm) “Ümmetin fesada gittiği zaman kim kendisinde olan ilmi gizler Allah’ın emirlerini, dinin hükümlerini öğretmezler ve buna engel olurlarsa Allah kıyamette onların ağızlarına ateşten bir gem vurur” (İbn Mace, Mukaddime, 24; Ebû Davûd, İlim, 9, 12, 17; Tirmizi, İlim, 3.) buyurarak hakikati gizleyen, sünneti ihya etmeye engel olan alimlerin “Ulemâi’s-Sû” yani, o zamanın en kötü insanları olduğunu haber verir.


Sünnetin ortadan kalkması, onların yerine bid’aların girmesi ve sünnetin yerine geçmesini netice verir. Mücedditler bid’aları kaldırarak sünneti ihya ettikleri gibi, fukaha denen hukukçular da yine hukuk prensiplerini sünnetten alarak adaleti sağlayacak kurallar oluşturmakla yükümlüdürler. Ahir zamanda gelecek olan Mehdi, Resulullah’ın (asm) yolundan gidecek, Kur’an ve Sünnete olan itirazları ilmî delillerle çürüterek hakkaniyetini ispat edecek ve Sünnet-i Seniyyeyi ihya edecektir.


İslam’ın hakimiyeti ilmin, imanın ve sünnetin hâkimiyeti şeklinde olacaktır. Ahir zamanda imanın kalplerde ve gönüllerde hâkim olmasını sağlayacaktır. İmanın hakim olduğu hayatta Sünneti ihya ederek İslam’ın hakimiyetini sağlayacaktır.

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör