• M. Ali KAYA

VARLIKLARIN YARATILIŞI

M. ALİ KAYA

Allah Önce Aklı Yarattı

Peygamberimiz (asm) “Allah önce aklı yarattı” buyurdular. Bu aklı sonra Nur-u Muhammedî kıldı. Buna “Hakikat-i Muhammediye” denir ki Peygamberimiz (asm) bunu da “Allah önce benim nurumu yarattı, sonra ondan kâinatı yarattı” buyurmuşlardır. Demek ki “Akıl Nur-u Muhammedî’nin kaynağıdır.” Kâinatı da akılın ölçüleri ve mizanları ile temellendirdiği kanunlar üzerine yarattı. Bu sebeple kanunlara “akl-ı küll” denildi.


Yüce Allah aklı karşısına aldı ve “Senden daha değerli bir varlık yaratmadım” buyurdu. Sonra “Sabrı” yarattı ve akla vezir olmasını diledi. Akla dedi ki: “Sana sabırdan daha değerli bir vezir vermedim” buyurdu.

Yüce Allah sonra akla “Önüne bak!” emretti. Akıl önüne baktı bir şey gördü. “Sen kimsin ve nesin?” dedi. O da “Ben tevfikim. Ben Allah’ın yardımıyım. Bensiz hiçbir şey yapamazsın” dedi.

Evet, insan aklını çalıştırır, Allah’ın tekvinî ve teşriî kanunlarına uyarsa ve Tevfik de akla refik olursa her işi başarır. Ancak başarı Allah’ın hikmetine tabidir ve sabırla elde edilir. Bunun için “Ben kanunlara uyuyorum ve Allah’ın yardımını istiyorum. Sabırla çalışıyorum. Neden başarılı olamıyorum?” dememeli. Şayet böyle davranıyorsanız zaten siz başarıyı yakalamış ve Allah’ın rızası dairesinde hareket etmişsiniz demektir. Sonuç ise Allah’ın hikmetine tabidir. Allah’ın hikmetine itimat etmek de iman ve tevekkülün gereğidir.

Yüce Allah bu defa akla “Bana yönel” ferman etti. Akıl Allah’a yöneldi. Sonra yüce Allah “Mahlukata yönel!” ferman etti, akıl mahlukata yöneldi. Yüce Allah “Ben kime akıl vermişsem ona mutlaka dünya ve ahiret saadetini vermişimdir” buyurdu.


Peygamberimizin (asm) bu hadisini yorumlayan ulema der ki: “Akıl Allah’a yönelirse evliyaları ve din alimlerini, amel-i salih erbabını netice verir. Hem dünya hem ahiret saadetini elde eder. Şayet akıl mahlukata ve eşyaya yönelirse sanatkarları, mucitleri ve fennî ilimleri netice verir. Onlar da dünyayı imar ve tamir ederek dünya saadetini elde ederler.


Hayatta bütün güzellikler ve maddi ve manevi gelişmeler akıl sayesinde olur. Bu sebeple yüce Allah Kur’ân-ı Kerim ile akla hitap eder. Aklı muhatap alır. “Düşünün! Aklınızı kullanın! Akla önem verin! Bakın, inceleyin ve ibret alın!” ferman eder. Peygamberimiz (asm) da “Aklı olmayanın dini yoktur!” buyurur.


Allah Akıldan Sonra “Kalemi” Yarattı

Allah kalemi yarattı ve ona “Yaz!” ferman etti. Kalem “Neyi yazayım?” dedi. Yüce Allah “İlmimdeki kaderi yaz!” ferman etti. “Nereye yazayım?” dedi. Bunun üzerine Allah “Levh-i Mahfuzu” yarattı. Kalem Levh-i Mahfuza Allah’ın ilhamı ile ilminde olan mahlukatın kaderini ve Arşın etrafına Allah’ın dilediğini yazdı. Sonra yüce Allah Kalem’i kırdı ve Levh-i Mahfuz defterini dürdü kaldırdı. Peygamberimiz (asm) bunun için “Kalem kırılmıştır ve defter dürülmüştür” buyurdular.


Kalem Arş üzerine de Allah’ın emri ile şunları yazdı:

Bismillahirrahmanirrahîm. Ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın Resulü Benim de kulumdur. Kim kazama razı olur, belama sabrederse, nimetlerime şükreder onu Sıddîklardan yazarım, Sıddıklarla beraber hasrederim. Kim de kazama razı olmaz, belalarıma sabretmezse, nimetlerime de şükretmezse kendisine Ben’den başka Rab arasın!”


Allah Arş’ı Yarattı

Allah Arşı yarattıktan sonra ilk olarak onun üzerine “Bismillahirrahmanirrahîm. Elhamdü lillahi Rabbi’l-âlemîn. Sebekat rahmetî alâ gadabî” yazdırdı. Yani Ben Raman ve Rahîm olan Allah’ım. Bütün âlemlerin Rabbi, yaratıcısı, terbiye edicisi ve rızkını vererek yaşatıcısı Benim. Benim rahmetim gadabımı geçmiştir.”


Sonra Allah Ruhu Yarattı

Allah Arştan sonra ruhu yarattı. Ruhu temsil etmek üzere Cebrail’i (as) yarattı. Sureti insana benzer. Tüm melekler bir saftır, Ruh da diğer bir safı teşkil ederler. O bir cevherdir ki “Hayâtu’l-Küll” “Rûhu’l-Ervah” odur. Ona bunun için “Ruhu’l-Kuds” denir. Bunun için onu ölümsüz kıldı.

Yüce Allah ruha “İbdâ ve İhtira” ile kendi ruhundan (nefsinden) üfledi. Bedeni ise “inşâ” suretiyle yarattı. Böylece her şeyi hem ibdâ ile yoktan yarattı hem inşa ile tabiattan ve varlıktan yarattı. Bu sebeple beden aslına dönüp yok olurken, ruh aslî cevher olarak bakî kalır.


Allah insanı da ruh ve beden ikilisinden yarattı. Bunun için cezayı da mükafatı da hem ruh hem de bedene vermek için insanları beden ve ruh beraberliğinde haşr edecektir.


Ve Allah İnsanı Yarattı

Allah insanı kudreti ile yarattı. Ona üç cevher verdi. Akıl, iman ve hayâ… Âdem (as) aklı tercih ederek üçüne de sahip oldu. Ve Allah kâinatı varlığına, ilmine, irade ve kudretine delil olsun diye, insanı da aklı ile kâinata ve eşyaya bakarak ibret alıp yaratıcısı olan Allah’ı tanımak, iman etmek ve ona itaat ve ibadet etmek için yarattı.

Kur’ân-ı Kerimde “Ben cinleri ve insanları Bana ibadet etsin diye yarattım” (Zariyat, 51:56.) buyurdu.


Hz. Âdem’in (as) Vasıfları

1. Yüce Allah Hz. Adem’e (as) eşyanın bütün isimlerini öğretti. (Bakara, 2:31.) Yani, insan kainattaki tüm eşyayı anlayacak kabiliyette yarattı ve insanı kâinatın bütün âlemlerine fihriste yaptı ve insandaki her bir duyguyu bir alemin kapısını açacak birer anahtarı kıldı. Aklı anlama aleti yaptı, şuuru başına taktı, İslamiyet ve iman nimeti ile nimetlerin en büyüklerini verdi.


2. Adem’e (as) ruh verilince aksırarak gözlerini açtı ve ilk kelimesi “Elhamdülillah” oldu. Melekler buna mukabil “Yerhamükallah” dediler. Peygamberimiz (asm) buna “Yerhamükallah” diyene “Yehdinâ ve yehdî kümüllah!” demeyi sünnet kıldı.


3. Yüce Allah Hz. Adem’i Cennet’e koydu ve “Burası senin vatanın” buyurdu. Hz. Âdem (as) cennette ilk olarak “üzüm” yedi ve “Elhamdülillah” dedi. Yüce Allah “Ben seni nimetlerimi yiyip şükredesin diye yarattım” buyurdu ve Adem’in hamd etmesini taktir etti.


4. Yüce Allah Hz. Âdem cennette gezsin diye ilk olarak iki kanadı inciden vücudu miskten bir at yarattı. Âdem (as) ona bindi ve gezdi. Bu sebeple Peygamberimiz (asm) “Kıyamete kadar hayır ve bereket atın perçemine bağlıdır” buyurmuşlardır.


5. Yüce Allah Cebrail (as) ile Hz. Âdeme cennette üç cevher gönderdi. Bunlar “Akıl, iman ve hayâ cevherleri” idi. Hz. Adem’e bunlardan birini seçmesini istedi. Hz. Âdem aklı seçti. Cebrail (as) İman’a “Haydi gidelim” dedi. İman “Allah bana imandan ayrılma emretti. Ben akıldan ayrılmam” dedi. Cebrail (as) Hayâ’ya “Haydi dönelim” dedi. Hayâ, “Allah bana imandan ayrılma!” dedi. Ben imandan ayrılmam” dedi. Böylece Hz. Âdem (as) aklı seçmekle hem imana hem hayâya sahip oldu.


6. Yüce Allah Hz. Âdem (as) uyurken sol eğe kemiğinden Havvâ annemizi yarattı. Bunun için erkek kadına, kadın da erkeğe meyyal oldu. “Sizi bir tek candan yaratan, kendisiyle mutlu olsun diye ondan da eşini yaratan O’dur. Erkek eşiyle beraber olunca kadın hafif bir yük yüklenir, onu bir süre taşır; hamileliği ağırlaşınca rableri olan Allah’a şu sözlerle yakarırlar: “Andolsun, bize kusursuz bir çocuk verirsen kesinlikle şükredenlerden olacağız!” (Araf, 7: 189.)


7. Şeytan Havva annemize “Sizin cennetten ayrılacak olmanıza üzülüyorum. Burada ebedî kalmanız için bu ağaçtan yemelisiniz” diye aldattı. Havva annemiz de Hz. Adem’i cilvesiyle ve nazıyla aldattı. Yüce Allah buyurdu: “Ey Havvâ! Seni aklı, dini ve mirası eksik vermekle cezalandırdım” buyurdu.


8. Âdem (as) dünyaya gönderilince günlerce tevbe ve istiğfar etti, Allah’a yalvardı. Sonunda “Ya Rab! Muhammed hürmetine beni affet” deyince Yüce Allah “Sen Muhammed’i nereden biliyorsun?” buyurdu. O da “Cennetin kapısında “Lâ ilâhe illallah Muhammed Resulullah” yazıyordu oradan bildim” dedi. Yüce Allah onu affetti. Vücudunun siyah olduğunu gördü. “Ya Rab Vücudum beyazdı neden siyah oldu?” dedi. Yüce Allah “Üç gün oruç tut!” emretti. Hz. Âdem üç gün oruç tuttu ve vücudu beyaz oldu. Bu oruç ayın 13-14-15’ine rast geldi. Bu sebeple bu oruca “Eyyam-ı Bıyz Orucu” dendi.


9. Allah Teâla İblis’e kıyamete kadar mühlet verdi. Adem’e (as) de üç şeyi verdi: “Allah’a şirk koşmadan ibadet etmeyi, her iyiliğe bire on sevabı ve tevbe edenin tevbesinin kabul olunacağı” müjdesini verdi.


10. Allah ihlaslı kullarını şeytanın şerrinden emin eyledi ve korudu. (Saffât, 38:160.) Peygamberimiz (asm) şeytana “Sana göre ihlaslı kimdir?” diye sordu. Şeytan da “Bana göre ihlaslı kul parayı sevmeyen ve övülmekten hoşlanmayan kimsedir” diye cevap verdi.


11. Âdem (as) vefat etmeden önce oğlu Şit’e beş nasihatte bulundu ve “Bunları evlatlarıma öğret” dedi. “Birincisi, dünyaya güvenmeyin, ben cennete güvendim cennetten oldum. İkincisi, kadınlara inanmayın. Ben Havva’a inandım cennetten kovuldum. Üçüncüsü, şehvetlerinize uymayı. Ben yemeğe tamah ettim nefsim beni aldattı. Dördüncüsü, yapacağınız işin sonunu düşünün. Ben işin sonunu düşünmedim büyük sıkıntıya girdim. Beşincisi, istişareyi terk etmeyin. Ben meleklerle istişare etseydim cennetten mahrum kalmazdım” dedi.


12. Şeytan meleklere de iğva verdi ve vesvese verdi. “Allah beni neden lanetledi? Bana neden haksızlık yaptı. Halbuki ben ondan başkasına secde etmedim ve etmemeye yemin ettim” dedi. Meleklerin kafası karıştı ve yüce Allah’a sordular. Yüce Allah “O bütün bunları bana teslim olmadığı için sordu. O beni tanıyamadı. Bana “Niçin?” diye sorulmaz. Ben emrim ile tanınırım. Emrime itaatsizlik küfürdür” buyurdu.


13. Yüce Allah Hz. Adem’e bazı kelimeler öğretti de Âdem (asm) onlarla Allah’a yalvardı. Bu sebeple onu affetti. (Bakara, 2:37.) Bundan anlaşıldı ki Allah’a ancak Allah’ın istediği ve bize emrettiği gibi ibadet ve dua edilirse Allah onu kabul eder. Nefsimizin istediği gibi dua edilmekle dua kabul edilmez. Hidayeti yaratan da veren de hidayet yollarını gösteren de Allah’tır. “Allah, mutlaka sözün doğrusunu söyler ve doğru yola iletir.” (Ahzab, 33:4.)






11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör